Körfez'deki Gerginlik Küresel Ekonomiyi Zorluyor
Körfez'deki çatışmalar, enerji ve finans piyasalarını derinden etkiliyor. Brent petrol fiyatları dalgalanırken, küresel ticaret maliyetleri artıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'daki gerilimin yakın zamanda sona ermesini umduğunu belirtse de, bölgedeki askeri tehditlerin sürmesi enerji piyasalarında yalnızca arz endişelerini değil, aynı zamanda finansal ve lojistik riskleri de artırmayı sürdürüyor.
Enerji fiyatlarındaki ani dalgalanmalar, çatışmaların ikinci haftasında Brent petrol fiyatını 110 doların üzerine çıkardı. Trump'ın açıklamaları ve G7 ülkelerinin stratejik petrol rezervlerini kullanabileceği haberleri, fiyatlarda bir haftalık sert yükselişin ardından geri çekilmeye sebep oldu.
Dün 114 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü yüzde 4,6 düşüşle 86,6 dolarda kapattı. Bugün ise varil fiyatı yüzde 6,5 artışla 92,2 dolara ulaştı.
Bu artışın ardında, dünya petrol arzının önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı'nın 'yüksek riskli bölge' ilan edilmesi ve tanker trafiğinin neredeyse durma noktasına gelmesi yatıyor.
Körfez ülkeleri, rezerv ve üretim kapasitesiyle küresel enerji sisteminin merkezinde yer alıyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) ve OPEC verilerine göre Suudi Arabistan, günlük yaklaşık 10 milyon varil üretim ve 267 milyar varil kanıtlanmış rezervle piyasayı domine etmeye devam ediyor.
İran, Kuveyt ve BAE de önemli rezerv ve üretim kapasitesine sahip ülkeler olarak dünya petrol arzının temel direklerini oluşturuyor.
Bu ülkeler, dünya petrol rezervlerinin yaklaşık yarısını temsil ederken, savaşın bu üretim merkezlerinin ortasında seyretmesi 'arz güvenliği' kavramını yeniden tartışmaya açıyor.
IEA verilerine göre Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE, Katar ve İran'ın dünya petrol üretimindeki payı neredeyse üçte birine yaklaşıyor.
Hürmüz Boğazı'ndan geçen günlük 20 milyon varilden fazla petrol akışı, alternatif rotaların kapasitesini aşıyor. Suudi Arabistan ve BAE'nin alternatif boru hatları, bu kapasitenin altında kalıyor. Bu durum, olası bir blokajda küresel enerji akışının kısa vadede telafi edilmesini zorlaştırıyor.
Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği, toplam ham petrol ihtiyacının yüzde 13'ünü bu bölgeden karşılıyor. Suudi Arabistan ve Irak, AB'nin en kritik tedarikçileri arasında yer alıyor.
Körfez bölgesindeki savaşın ekonomi-politikası, uzun vadeli finansal istikrarı tehdit ediyor. Tanker sigorta primlerinin bazı rotalarda yüzde 1000 artması ve kredi risk primlerinin yükselmesi, enerji gelirleriyle finanse edilen kalkınma projelerinin maliyetini artırıyor.
Yatırımcıların güvenli liman arayışıyla bölgeden çıkış yapmaları, petrol fiyatlarındaki artışla elde edilen karları lojistik ve finansal maliyetlerle eritiyor.
Kriz, LNG Piyasalarını da Vuruyor
Lojistik darboğaz, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) piyasalarını da etkiliyor. Katar'ın, Ras Laffan tesislerindeki üretimi askeri saldırılar ve güvenlik riskleri nedeniyle durdurması, küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini etkileyebilecek bir risk oluşturdu.
Katar'ın stratejik önemi, mevcut kapasitesinden değil, 2030'a kadar kapasitesini artırma hedefinden de kaynaklanıyor.
Asya piyasaları, Katar gazına bağımlılıkları nedeniyle krizin merkezinde konumlanıyor. IEA'nın raporuna göre, Katar ve BAE'nin LNG ihracatının büyük kısmı Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor, bu da küresel LNG ticaretinin yüzde 20'sine karşılık geliyor.
Boruların sınırlı kapasitesi ve alternatif yolların yokluğu, Hürmüz Boğazı'nı bu gazın küresel pazara ulaşması için vazgeçilmez kılıyor. İhracatın yüzde 90'ı Asya'ya, geri kalanı Avrupa'ya gidiyor. Özellikle Bangladeş, Hindistan ve Pakistan gibi ülkeler, toplam LNG arzlarının üçte ikisini bu rota üzerinden sağlıyor ve bu da onları kırılgan hale getiriyor.
Kpler'in verilerine göre, Hindistan LNG ihtiyacının yüzde 50'sini, Çin ithalatının yüzde 30'unu, Pakistan ise ihtiyacının yüzde 99'unu Katar'dan karşılıyor. Bu ülkelerin spot piyasaya yönelmesi, küresel fiyatları yukarı yönlü tetikleyen talep baskısı yaratıyor.
Körfez İhracatında Çin ve Hindistan Öne Çıkıyor
Körfez'in en büyük ekonomisi Suudi Arabistan, ihracatının büyük kısmını ham petrol, petrokimya ürünleri ve plastik mamuller oluşturuyor. İhracat yapılan ülkeler arasında Çin, Japonya, Hindistan, Güney Kore ve ABD bulunuyor.
BAE, bölgenin ikinci büyük ekonomisi olarak ham petrolün yanı sıra altın, mücevher ve elektronik ürünler ihraç ediyor. İhracat ortakları arasında Hindistan, Japonya, Çin, Suudi Arabistan ve Irak yer alıyor.
Katar, doğal gaz ve petrol gazları ihracatına odaklanmış durumda. En çok ihracat yapılan ülkeler arasında Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Birleşik Krallık bulunuyor.
Kuveyt, ham petrol ve kimyasal ürünler ihracatında Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Tayvan'a odaklanmış durumda.
Umman ihracatının yüzde 45'ini Çin'e yaparken, diğer büyük pazarları arasında Hindistan, BAE, Suudi Arabistan ve Güney Kore bulunuyor.
Bahreyn, petrol dışı finansal hizmetler ve turizm ile dikkat çekiyor. İhracatında işlenmiş alüminyum ve rafine petrol öne çıkıyor.
Körfez Dışı OPEC Ülkeleri Üretimi Artırıyor
Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi Başkanı Oğuzhan Akyener, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın petrol arzını lojistik olarak etkilediğini belirtti.
Petrol yüzey tesislerine yönelik saldırıların petrol fiyatlarını yükselteceğini vurgulayan Akyener, petrol fiyatlarının savaş öncesi ortalama 63-65 dolar bandından dün 120 dolara yaklaştığını söyledi.
Trump'ın savaşın erken bitebileceği yönündeki açıklamaları fiyatların geri çekilmesine neden oldu. Hürmüz Boğazı tamamen açıldığında fiyatların 70 dolar bandına düşmesi bekleniyor.
Akyener, Suudi Arabistan ve diğer OPEC ülkelerinin üretimi artırmaya başladığını kaydetti. Doğal gaz fiyatlarının da yükseldiğini ve navlun bedellerinin arttığını belirtti.
G7 ülkelerinin ulusal petrol rezervlerini serbest bırakma ihtimali, petrol fiyatlarının düşmesinde önemli bir rol oynadı.
Çatışmaların diğer Orta Doğu ülkelerine yayılmasıyla petrol fiyatları 114,3 dolara kadar yükseldi.
Analistler, artan sigorta primleri ve İran'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların arz sıkıntılarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Brent petrol, geçen hafta yüzde 28 artışla 92,7 dolara çıkarak hızlı bir haftalık yükseliş kaydetti.
Enflasyonist baskılar küresel ekonomide güçlenebilir. ABD'de açıklanan istihdam verileri, iş gücü piyasasında soğuma sinyali verdi.
Tarım dışı istihdam verileri, ekonomik durgunluk endişelerini artırdı.
Analistler, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon riskini artırdığını belirtiyor. İş gücü piyasasındaki zayıflama, ekonomik aktivitede yavaşlama işareti veriyor.
Bu durum, Fed ve diğer merkez bankalarını zor bir politika tercihiyle karşı karşıya bırakabilir.
Fed'in gelecek hafta faiz oranlarını sabit bırakması beklenirken, temmuz toplantısına kadar faiz indirimi yapmayacağı tahmin ediliyor.
Avrupa Merkez Bankası'na yönelik faiz artırım beklentileri güçleniyor.
New York borsası, Orta Doğu'daki gerilimin sona erebileceği beklentisiyle yükselişle kapandı. Endeks vadeli kontratlar ise satıcılı seyrediyor.
Orta Doğu'daki Yüksek Tansiyon Tahvil Piyasalarını Etkiledi
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi, yüzde 4,18 seviyesine çıktı.
Jeopolitik riskler ve Fed'e yönelik beklentiler doları diğer para birimleri karşısında destekledi.
Dolar endeksi, yüzde 0,1 artışla 98,9 seviyesinde bulunuyor.
Doların Değerlenmesinde Güvenli Liman Özelliği Etkili Oldu
Dolar endeksi geçen hafta yüzde 1,4 artış kaydetti.
Güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri altın fiyatlarını baskıladı.
Altının onsu, yüzde 0,3 düşüşle 5 bin 136 dolara indi.
ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı sonrası gümüş, platin ve paladyum fiyatları düştü.
Petrol Fiyatlarının Artması Küresel Ticaret Maliyetini Artırabilir
Vadeli işlem ve emtia uzmanı Zafer Ergezen, ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilimin küresel ticaret maliyetlerini artırdığını belirtti.
Petrol fiyatlarındaki artışın birçok sektörde maliyetleri yükselttiğini söyledi.
Endüstriyel Metaller Üzerindeki Baskı Sürebilir
Zafer Ergezen, savaşın uzaması halinde petrol fiyatlarındaki artışın enflasyonist bir tehdit oluşturabileceğini belirtti.
Küresel büyümede yavaşlama endişelerinin arttığını ifade etti.
Uzak Doğu'daki ülkelerin maliyetlerinde ciddi artış bekleniyor.
Bölgedeki maliyetlerin haricinde yeterli arz bulunması endişeleri de mevcut.
Bu durum, endüstriyel metaller üzerindeki baskının süreceğini gösteriyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!