Küresel Aktörler Afrika Altyapı Yatırımlarında Etkilerini Artırıyor
Küresel güçler, Afrika'da altyapı yatırımlarını artırıyor. Çin, Batı ve Körfez ülkeleri kıtada stratejik yatırımlar yaparken, Türkiye de önemli bir rol oynamaktadır.
Afrika kıtası, Çin'in yıllardır süregelen güçlü varlığının yanı sıra, ABD ve Avrupa Birliği'nin öncülüğündeki Batılı girişimlerle ve Körfez ülkelerinin stratejik yatırımlarıyla zenginleşiyor. Bu durum, kıtada çok yönlü bir rekabet ortamını beraberinde getiriyor.
Yaklaşık 1,56 milyarlık nüfusuyla ve dünya mineral rezervlerinin yüzde 30'una sahip olan Afrika, küresel anlamda stratejik bir konuma sahiptir. Genç ve hızla artan nüfus, Afrika'yı gelecekte hem üretim hem de tüketim merkezi yapma potansiyeline sahiptir. Artan kentleşme ve ekonomik büyüme, altyapı, enerji ve ulaşım yatırımlarına olan ihtiyacı hızla artırmaktadır.
Afrika Birliği Kalkınma Ajansı'nın verilerine göre, kıtanın yıllık altyapı finansman ihtiyacı 130 ila 170 milyar dolar arasında değişmektedir. Ancak mevcut yatırımlar bu ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalmaktadır.
Bu nedenle her yıl yaklaşık 50 ila 90 milyar dolarlık bir finansman açığı meydana gelmektedir. İnşaat sektörünün 2024 yılı itibarıyla 219,7 milyar dolara ulaşması ve büyümeye devam etmesi beklenmektedir.
Ulaştırma ve dijital altyapı ihtiyacının arttığı Afrika'da, temel hizmetlere erişim sorunu önemini korumaktadır. Dünya Bankası ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, büyük bir kısmı Sahraaltı Afrika'da bulunan yaklaşık 600 milyon kişi elektriğe erişememektedir. Bu durum enerji projelerini küresel rekabetin en önemli konularından biri haline getirmektedir.
2000'li yılların başından bu yana Afrika'nın en büyük altyapı finansörü ve ticaret ortağı olarak konumlanan Çin, kıtada etkisini sürdürmektedir.
Johns Hopkins Üniversitesi Çin-Afrika Araştırma Girişimi (CARI) verilerine göre, Çinli finans kuruluşları 2000-2022 yılları arasında Afrika'ya 170 milyar doların üzerinde kredi sağlamıştır. Çin Gümrük Genel İdaresi verileri de ticaret hacminin 2023 itibarıyla 282,1 milyar dolara ulaştığını göstermektedir.
Bununla birlikte, son raporlar Çin'in büyük ölçekli altyapı kredilerinde stratejik bir yavaşlamaya gittiğine işaret etmektedir. Nitekim 2022 yılında sağlanan yıllık kredi tutarı 1 milyar doların altına düşmüştür.
Öte yandan, Çinli şirketlerin Afrika'da üstlendiği projelerin toplam değeri 700 milyar dolara yaklaşırken, Nairobi-Mombasa Demiryolu ve Etiyopya-Cibuti hattı gibi projeler öne çıkmaktadır.
Batılı aktörler Çin'in kıtadaki etkisine karşı yeni girişimlerle sahada yer almaktadır. Avrupa Komisyonu'nun "Global Gateway" girişimi kapsamında 2027'ye kadar 300 milyar avroluk yatırım hedeflenirken, ABD destekli Lobito Koridoru projesi kritik madenlerin küresel pazarlara taşınmasını amaçlamaktadır.
Körfez ülkeleri ise stratejik yatırımcı kimlikleriyle etkinliklerini artırmaktadır. BAE merkezli DP World, Afrika'da 10'dan fazla limanda faaliyet gösterirken, Suudi Arabistan merkezli şirketler özellikle yenilenebilir enerji ve su altyapısına odaklanmaktadır.
Kıtadaki çok aktörlü rekabet ortamında Türkiye, proje hacmi, sahadaki uygulama kabiliyeti ve güvenilirliğiyle dikkat çekmektedir. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türk şirketleri Afrika'da bugüne kadar yaklaşık 97,5 milyar dolarlık proje üstlenerek 100 milyar dolar sınırına yaklaşmıştır.
Türkiye'nin kıtadaki varlığı, enerji üretimi, lojistik altyapı ve hızlı devreye alınabilen mobil enerji çözümleri olmak üzere üç temel başlıkta şekillenmektedir.
Botsvana'da enerji, Somali'de liman, Gambiya'da elektrik santrali kıtadaki bazı Türk yatırımları arasında bulunmaktadır.
Türk müteahhitlik firmaları, Afrika'da bugüne kadar yaklaşık 97,8 milyar dolar değerinde 2 bin 47 proje üstlenmiş olup, kıtanın 54 ülkesinin 45'inde faaliyet göstermektedir.
Ulaştırmadan enerjiye, üst yapıdan sanayi tesislerine kadar geniş bir yelpazede projeler hayata geçirilirken, Afrika Türk müteahhitleri için en büyük pazarlardan biri olmaya devam etmektedir.
Etiyopya'daki Awash-Kombolcha-Hara Gebaya Demiryolu, Kamerun'daki Japoma Stadyumu, Sudan’daki El Mek Nimr Köprüsü, Kenya'daki Merille River-Marsabit yolu, Ruanda'daki Kigali Kongre Merkezi ile Senegal'deki Dakar Bölgesel Ekspres Treni ve Blaise Diagne Havalimanı öne çıkan projeler arasında yer almaktadır.
Tanzanya'daki Darüsselam-Morogoro ve Makutupora demir yolu da büyük ölçekli yatırımlar arasında bulunmaktadır.
Türk firmaları, yerel iş gücü kullanımı ve esnek iş yapma modeli sayesinde rekabet avantajı elde etmektedir. Maliyet ve kalite dengesi de şirketleri birçok projede öne çıkarmaktadır.
Afrika'da büyük ölçekli altyapı projelerinde finansman erişimi belirleyici unsur olarak öne çıkarken, Türk firmaları projelerle birlikte finansman çözümü sunabilme kabiliyetiyle dikkat çekmektedir.
Türk Eximbank destekleri, Afrika Finans Kurumu (AFC) işbirlikleri ve çok taraflı kalkınma bankalarıyla kurulan ortaklıklar, projelerin hayata geçirilmesinde kritik rol oynamaktadır.
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), gelecek dönemde daha büyük ölçekli ve uzun vadeli etki oluşturacak projelere odaklanmayı hedeflemektedir. Enerji, ulaştırma, liman ve su altyapısı öncelikli alanlar arasında yer almaktadır.
Türkiye'nin Afrika'daki altyapı yatırımları, uzun vadeli projeler ile hızlı çözümleri bir araya getiren yapısıyla kıtada çok yönlü bir model ortaya koymaktadır.
Kamu Özel Sektör İş Birliği Araştırma Merkezi (KÖİ) Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Vural Aydın, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin kıtadaki etkisinin arttığını belirterek, "Türk şirketleri Afrika pazarında bir alternatif değil, doğrudan tercih edilen aktörler haline gelmiştir." demiştir.
Türk müteahhitlerinin yurt dışı faaliyetlerinin 1970'li yıllarda başladığını hatırlatan Aydın, bugüne kadar 138 ülkede yaklaşık 600 milyar dolar değerinde 13 bin projenin tamamlandığını söylemiştir.
Afrika'da ise 2 binden fazla projeyle yaklaşık 100 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldığını belirten Aydın, Türk müteahhitlerinin kıta ülkelerinin yaklaşık yüzde 80'inde faaliyet gösterdiğini ifade etmiştir.
Türk şirketlerinin küresel iş hacminin yaklaşık yüzde 20'sinin Afrika'dan geldiğini kaydeden Aydın, kıtadaki yıllık proje stokunun yaklaşık yüzde 30'unun Türk firmaları tarafından üstlenildiğini dile getirmiştir.
Çin'in son yıllarda proje hakimiyetinde yaşadığı gerilemenin yeni fırsatlar oluşturduğunu vurgulayan Aydın, bu eğilimin sürmesi halinde 2030’a kadar bu oranın yüzde 50'ye çıkabileceğini kaydetmiştir.
Bazı projelerin "amiral gemisi" niteliği taşıdığını belirten Aydın, bu projelerin Türk şirketlerinin kapasitesini göstermesi açısından önemli olduğunu ifade etmiştir.
Türk şirketlerinin hızlı, güvenli ve dayanıklı proje üretme kabiliyetine dikkat çeken Aydın, yerel firmalarla kurulan işbirliklerinin sahadaki etkinliği artırdığını ifade ederek, şunları söylemiştir:
"Çin'in Afrika'da lojistik merkezlerine yönelik değişim politikası, Afrika pazarındaki liman ve ticaret ağlarını kökünden değiştirecek, yeni yatırımlara kapı açacak ve Türk şirketlerini alternatiften öte güçlü bir tercih haline getirecek."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!