Lafarge Davasında Sivil Toplum Kararın Ağırlığını Vurguluyor
Lafarge'ın terör finansmanı suçlamasıyla yargılandığı davada, sivil toplum kuruluşları ciddi bir karar bekliyor.
Kamuoyunun yakından takip ettiği ve Lafarge'ın tüzel kişiliği ile firmanın dört eski yöneticisi dahil olmak üzere sekiz kişinin 'terör örgütünü finanse etmek' suçlamasıyla yargılandığı davada, Paris Ceza Mahkemesi nihai kararını 13 Nisan'da duyuracak.
Bu davada önemli bir rol oynayan sivil toplum kuruluşları, şirketin karşı karşıya olduğu suçlamaların ağırlığını vurgulayan bir kararın çıkmasını ve savaş bölgelerinde faaliyet gösteren şirketlerin sorumluluklarının netleşmesini talep ediyor.
Sherpa ve Berlin merkezli Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi (ECCHR) gibi kuruluşlar, davanın sivil tarafını oluşturuyor ve adil bir yargı sürecinin önemine dikkat çekiyor.
Sherpa'dan Anna Kiefer ve ECCHR'den Cannelle Lavite, Lafarge davasının tarihsel önemine ilişkin Anadolu Ajansı'na açıklamalarda bulundu.
Kiefer, Lafarge'a yöneltilen suçlamaların ciddiyetinin altını çizerek, Suriye'de DEAŞ dahil üç farklı gruba aktarılan toplam 4,7 milyon avronun söz konusu olduğunu belirtti.
Kiefer, "Bu, Fransız yargısı tarafından şimdiye dek incelenen en yüksek terör finansmanı miktarı." diyerek, bu meblağların Lafarge'ın bölgedeki varlığını sürdürme amacı taşıdığını ve çalışanların güvenliğinin göz ardı edildiğini ifade etti.
“Kararın, uluslararası alanda insan hakları ihlallerine yol açabilecek çok uluslu Fransız şirketlerine ciddi bir mesaj vermesini umuyoruz.” diyen Kiefer, ilk kez bir Fransız firmasının terör örgütünü finanse etmekten yargılandığını ve bunun tarihi bir karar olacağını kaydetti.
Anna Kiefer, şirketlerin savaşlarda tarafsız kalamadığını ve bu tür suçlamalarla yargılanmalarının uzun süre gündeme gelmediğini belirtti.
ECCHR'den Cannelle Lavite, Lafarge dosyasının, ekonomik aktörlerin ve çok uluslu şirketlerin çatışma bölgelerinde nasıl suçlara katkıda bulunabileceğini gösterdiğini söyledi.
Lavite, insanlığa karşı suçlara ortaklıkla ilgili devam eden başka bir soruşturmanın da dikkat çekici olduğunu ve bu sürecin önemini vurguladı.
Cannelle Lavite, Lafarge hakkında insanlığa karşı suçlara ortaklıktan başlatılan soruşturmanın dünya çapında bir ilk olduğunu ve mahkûmiyet kararının bu emsal durumu pekiştirmesi gerektiğini ifade etti.
Sanıkların suçlamaları kabul etmemesinin hayal kırıklığı yarattığını belirten Lavite, tanık olarak ifade veren Suriyeli eski çalışanların cesaretine vurgu yaptı.
Lavite, "Suriyeli eski çalışanların cesurca tanıklıkları bu iddiaları büyük ölçüde çürüttü." dedi ve böyle bir karardan ders alınmazsa başka firmaların da aynı hatayı yapabileceğini belirtti.
Paris Ceza Mahkemesi'nin 13 Nisan'da vereceği karar hakkında Lavite, "Umarız mahkûmiyet kararı, diğer şirketlere de adli ve risk tedbirleri almaları için ilham olur." dedi.
Anadolu Ajansı, 7 Eylül 2021'de Lafarge'ın DEAŞ'ı Fransız istihbaratı bilgisi dahilinde finanse ettiğini gösteren belgeleri yayımlamış ve bu belgeler dünya genelinde büyük yankı uyandırmıştı.
Haziran 2017'de açılan soruşturmada, Lafarge'ın eski Yönetim Kurulu Başkanı Bruno Lafont ve diğer üst düzey yöneticileri "teröre finansman sağlamakla" suçlanmıştı.
Soruşturmadan sorumlu üç sorgu hakimi, 16 Ekim 2024'te Lafarge Grubu ve dört eski yöneticisinin, terör örgütünü finanse ettikleri ve AB'nin ambargosunu ihlal ettikleri suçlamasıyla yargılanmalarına karar verdi.
Lafarge ve sekiz kişi, 2013-2014'teki Suriye faaliyetleri nedeniyle "terör örgütünü finanse etmekten" Kasım-Aralık 2025'te Paris Ceza Mahkemesinde yargılanmıştı.
Fransa Ulusal Terörle Mücadele Savcılığı (PNAT), sanıklar için 18 ay ile 8 yıl arası hapis, Lafarge içinse 1 milyon 125 bin avro para cezası talep etti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!