Makine Sektörünün İhracatı 2023'ün Başında Artış Gösterdi
Makine İhracatçıları Birliği'nin verilerine göre, 2023'ün ilk iki ayında makine ihracatı 4,4 milyar dolara çıktı.
Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından açıklanan verilere göre, serbest bölgeler dahil edildiğinde makine imalat sanayisinin ihracatı 2023'ün ilk iki ayında 4,4 milyar dolara ulaştı.
Bu dönemde, makine ihracatı miktar olarak yüzde 10,6 düşerken, kilogram başına ortalama ihracat fiyatındaki yüzde 16,9'luk artış sayesinde değer bazında yüzde 4,5'lik bir artış elde edildi.
Bir yıl boyunca konsolide edilen makine ihracatı, geçen 12 aya göre yüzde 2,6 artarak 28,9 milyar dolara çıktı.
Almanya ve ABD İlk Sırada
Ocak ve şubat aylarında, en fazla ihracat Almanya'ya yapıldı ve bu ülkeye yapılan ihracat yüzde 14,9 artışla 561 milyon dolara ulaştı. ABD, yüzde 57,6'lık bir artış kaydetti ve 370 milyon dolarlık ihracat ile Almanya'yı izledi.
İtalya'ya yapılan ihracat ise yüzde 16,4 artarak 100 milyon doları aştı. Ancak, Rusya'ya ihracat yüzde 32, Irak'a ise yüzde 44 oranında geriledi.
Alt sektörler arasında, içten yanmalı motor ve aksamları 439 milyon dolarla en yüksek ihracat rakamına ulaştı ve bu alanda ihracat yüzde 11,2 arttı. Bunu, 291 milyon dolarla inşaat ve madencilik makineleri ve 249 milyon dolarla pompa ve kompresörler takip etti. Oransal olarak en yüksek artış ise yüzde 40,7 ile türbin, turbojet ve hidrolik sistemlerde gözlemlendi.
Enerji Şoklarının Etkisi
Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, AA muhabirine verdiği demeçte, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının enerji maliyetleri, küresel enflasyon ve yatırım iştahı üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Karavelioğlu, dünya genelinde enerji ve lojistik maliyetlerindeki artışın öngörülemez hale gelmesinin, yatırım planlarını doğrudan etkilediğini belirtti. Küresel enflasyon beklentilerindeki yükselişin, merkez bankalarını tedbirli para politikalarına yönelttiğini ve yatırım fonlarında sıkılaşmaya neden olabilecek yeni bir risk alanı oluşturduğunu ifade etti.
Avrupa ekonomisinin bu belirsizliklerden ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilenebileceğine dikkat çeken Karavelioğlu, enerji verimliliği, endüstriyel otomasyon ve proses modernizasyonuna olan talebin henüz azalmadığını söyledi.
AB'nin uygulamaya koyduğu Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının sürdürülebilir üretim teknolojilerine dönüşümü hızlandırdığını belirten Karavelioğlu, enerji şoklarının makine talebini tamamen daraltan bir faktör olmadığını, aksine bu durumun pandemi sonrası yenilikçi makinelerimize olan ilgiyi artırabileceğini söyledi.
Avrupa'nın Savunma Sanayisi İthalatındaki Artış
Karavelioğlu, jeopolitik gerilimlerin savunma sanayisi yatırımlarını hızla artıracağını ve Avrupa'nın bu alandaki ithalatının makine sektörü için dolaylı ama güçlü bir talep oluşturduğunu belirtti.
Savunma sanayisinin üretiminde çeşitli sanayi altyapıları ve mühendislik ekosistemlerinin yer aldığını açıklayan Karavelioğlu, bu yatırımların yalnızca nihai savunma sistemlerinin üretimini değil, tüm sanayi altyapısının yenilenmesini tetiklediğini ifade etti.
Avrupa'nın güvenlik harcamalarını artırmasının, askeri platform ve mühimmat üretiminin yanı sıra tüm sanayi altyapısının modernizasyonunu ve makine imalatçılarının savunma sanayisine yönelmesini beraberinde getirdiğini belirtti. Karavelioğlu, "Önümüzdeki dönemde makine imalat sanayisinin stratejik önemi daha da belirgin hale gelecektir." dedi.
Küresel Rekabet ve Türkiye'nin Konumu
MAİB Başkanı Karavelioğlu, Türkiye'nin Gümrük Birliği sayesinde AB'nin "Made in EU" politikasının doğal bir parçası olarak görülmesinin büyük bir avantaj olduğunu belirtti. Ancak, AB'nin farklı anlaşmalarla farklı bölgelerle işbirlikleri geliştirdiğini, bu nedenle Avrupa ile olan üretim entegrasyonunun korunması ve derinleştirilmesinin gerektiğini vurguladı.
Karavelioğlu, "AR-GE ve yüksek katma değerli üretim kapasitemizi güçlendirerek küresel rekabette konumumuzu sağlamlaştırmak açısından çok kritik bir dönemden geçiyoruz." dedi ve Türkiye'nin değişen küresel sanayi mimarisinde güvenilir mühendislik ve teknoloji ortağı olarak kalıcı bir yer edinmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye'nin makine üretiminde yaşanan düşüşe değinen Karavelioğlu, Çin mallarının haksız rekabete karşı alınan tedbirleri kolayca aşabildiğini belirtti.
Ocakta yıllıklandırılmış makine ithalatının 46,5 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Karavelioğlu, "Bu durum, sivil ve askeri savunma alanında kritik işlev üstlenen teknoloji ekosistemimizin sürdürülebilirliğine yönelik açık bir tehdit oluşturuyor. İlave gümrük vergilerinde bizim de ihmal edilemez oranlar uygulamamız artık kaçınılmaz görünüyor." dedi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!