Marmara Depremi Beklentisinde Bilim Dünyası İkiye Bölündü: Risk Azalıyor mu, Yoksa Büyük Tehdit Kapıda mı?
Marmara'da beklenen büyük depremle ilgili uzmanlardan farklı analizler geldi. Fayın kilitlenme durumu tartışılırken İstanbul'un yapı stoku mercek altında.
Marmara Denizi'ndeki sismik hareketlilik ve olası büyük deprem riski, yer bilimciler arasında yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, katıldığı bir televizyon programında ezber bozan açıklamalarda bulunarak, Ana Marmara Fayı'nın tek parça ve homojen bir kilitlenme göstermediğini savundu. Bektaş, özellikle Batı ve Orta Marmara'daki fay hatlarının enerji kaybettiğini ve bu bölgede 7 ve üzeri büyüklükte yıkıcı bir deprem yaşanma ihtimalinin giderek zayıfladığını ileri sürdü.
Fayın 125 kilometrelik tek bir hat şeklinde uzanmadığını belirten Bektaş, parçalı kırılma yapısının homojen bir kilitlenmeyi engellediğini ifade etti. Bu durumun, her bölgede aynı oranda deprem enerjisi birikmesinin önüne geçtiğini vurgulayan ünlü jeolog, uluslararası bilim camiasının da uzlaştığı yeni bir tabloya dikkat çekti. Batı ve Orta Marmara'da biriken stresin azalmasının olası bir depremin şiddetini düşüreceğini belirten Bektaş, "Büyük deprem olasılığı tamamen ortadan kalktı diyemeyiz ancak bu ihtimalin oldukça zayıfladığını söyleyebiliriz" dedi.

"Depremin Büyüklüğü 7.6'yı Bulabilir"
Diğer taraftan Bilim Akademisi Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise Marmara'da yakın zamanda 7'nin üzerinde çok büyük bir deprem beklendiğini yineledi. Özellikle Adalar ve Kumburgaz fay hatlarına odaklanan Görür, bu iki fayın bağımsız ya da peş peşe kırılabileceğini öngörüyor. Yaklaşık 45 kilometre uzunluğundaki Adalar Fayı tek başına kırılırsa 6 bandında bir sarsıntı üretebilecekken, 65 kilometrelik Kumburgaz Fayı'nın kırılması durumunda depremin büyüklüğünün 7.2'ye ulaşabileceğini belirtti. Görür, her iki fay segmentinin aynı anda kırılması durumunda ise felaketin boyutunun 7.6 büyüklüğe kadar çıkabileceği konusunda uyardı.

Tarihsel Süreç ve Hazırlık Vurgusu
Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Okan Tüysüz de bölgedeki sismik riskin 17 Ağustos 1999 depreminden bu yana en üst düzeyde olduğunu hatırlattı. Silivri ile İzmit Körfezi girişi arasındaki fay segmentlerinin kırılmasının kaçınılmaz olduğunu savunan Tüysüz, beklenen depremin 7.2 ila 7.3 büyüklüğünde olacağını tahmin ediyor. Bu kırılmanın tüm Marmara Bölgesi'ni sarsacağını belirten Tüysüz, asıl odaklanılması gereken konunun depremin zamanından ziyade hazırlık süreci olduğunu vurguladı. Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde Marmara'da yıkıcı depremler yaşandığına işaret eden Tüysüz, bugünkü nüfus ve sanayi yoğunluğu nedeniyle olası bir afetin faturasının çok daha ağır olacağını ifade etti.

İstanbul'un Yapı Stoku Alarm Veriyor: 19 Bin Bina Tehlikede
Deprem tartışmaları sürerken İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) gerçekleştirdiği Hızlı Tarama çalışmaları, megakentin yapısal risk haritasını gözler önüne serdi. Temmuz 2020 ile Temmuz 2026 yılları arasında yapılan başvurular kapsamında incelenen 40 bin binanın neredeyse yarısının yüksek risk grubunda olduğu belirlendi. Analiz sonuçlarına göre binaların 10 bin 432'si yüksek riskli (D sınıfı), 8 bin 368'i ise çok yüksek riskli (E sınıfı) olarak sınıflandırıldı. Acil müdahale kapsamında belirlenen yüksek riskli 2 bin 330 binanın yıkımı tamamlanırken, 612 bina için de yasal işlemler başlatıldı. İlçeler bazında yapılan analizlerde ise en yüksek risk oranı yüzde 19.07 ile Avcılar'da tespit edildi. Avcılar'ı yüzde 14.59 ile Zeytinburnu ve yüzde 8.34 ile Bağcılar izledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!