Marmaris Şehidi Nedip Cengiz Eker'in Anne ve Babasının 10 Yıllık Dinmeyen Evlat Acısı
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde Marmaris'te şehit düşen polis memuru Nedip Cengiz Eker'in anne ve babası, evlatlarının acısını ilk günkü gibi yaşıyor.
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 10 yıl önceki hain darbe girişimi sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Muğla'nın Marmaris ilçesinde konakladığı otele düzenlenen saldırıda kahramanca şehit düşen polis memuru Nedip Cengiz Eker'in anne ve babası, aradan geçen uzun yıllara rağmen evlat acısını yüreklerinde ilk günkü tazeliğiyle taşıyor.
Polis memuru oğulları Nedip Cengiz'in 15 Temmuz 2016'da şehadet şerbetini içmesinin ardından Marmaris'e yerleşme kararı alan Eker çifti, evlatlarının bu ilçeden bir ev alma hayalini gerçeğe dönüştürdü. Satın aldıkları evin her köşesini kahraman polisin fotoğrafları ve Türk bayraklarıyla donatan acılı anne ve baba, şehidin aziz hatıralarını bu evde yaşatıyor.
Oğullarının Hayalini Marmaris'te Yaşatıyorlar
Marmaris'te adı bir hastaneye, okula ve sokağa verilen şehit polis memurunun anne ve babası, aradan geçen 10 yıllık süreçte hem evlatlarının isminin ölümsüzleştirilmesiyle hem de darbeci hainlere verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarıyla teselli bulmaya çalışıyor. FETÖ'nün hain darbe girişiminin 10. yılında duygularını paylaşan şehit babası Nihat Eker, evlatlarını kaybetmenin acısının geçen zamana rağmen hafiflemediğini, aksine her geçen gün daha da ağırlaştığını dile getirdi.
Oğlunun Allah katında en yüksek mertebelerden biri olan şehitliğe ulaştığını belirten baba Eker, aradan geçen 10 yılda hep aynı yürek yangınıyla kavrulduklarını ifade etti. Eker, "10 yıl bize belki 20 yıla bedel oldu. Aynı acıyı, aynı yürek sızısını yaşamaya devam ediyoruz ve bu acı bizde ilelebet sürecek. 41 yaşında, hayatının baharında bir delikanlıyı toprağa verdik. O bizim her şeyimizdi. Normal şartlarda toprağa beni onun götürmesi gerekirdi ama nasip böyleymiş, ben onu kendi ellerimle toprağa gömdüm. Bu acı hiçbir zaman unutulmaz, içimizden çıkmaz. Ömrümüzden ömür aldılar" şeklinde konuştu.
"Ömrümüzden Ömür Gitti, Bu Acı İlelebet Sürecek"
Evlatlarının onurlu duruşu ve hatıralarıyla ayakta kaldıklarını belirten Nihat Eker, adaletin tecelli ettiğini vurgulayarak darbecilere tepki gösterdi. Eker, şu ifadeleri kullandı: "Benim çocuğumu, bu devletin ekmeğini yiyen, kendi yetiştirdiğimiz vatandaşların çocukları vurdu. Bu darbe girişimi bu güzel ülkeye yapılır mıydı? Bu hain kalkışma hareketi bizi tüm dünyaya rezil etti. Bizim başka gidecek yerimiz mi var? Vatan hepimizin, başka Türkiye yok. Mahkeme sürecinde sanıklara dörder kez müebbet hapis cezası verildi. Devletimiz bu konuda üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirdi."
Kendilerine bu tarifsiz acıyı yaşatan hainlerin ve onları destekleyenlerin de aynı acıyı çekmesini dileyen acılı baba, darbecileri yetiştiren ailelere sitem ederek, "Bunların anne babaları da suçlu. Bazen 'Çocuğun suçunu neden anne babaya yüklüyorsunuz?' diyorlar. Ben de çocuk büyüttüm. Ben oğlumu vatan ve bayrak sevgisiyle nakış gibi işleyerek büyüttüm. Onu milleti için yetiştirdim; o gece görevi olmadığı halde vatanı için nasıl koşarak gitti? Onları yetiştiren anne babalar evlatlarını düzgün eğitmemiş. Keşke taş doğursalardı da o hainler bu ülkede darbeye kalkışmasalardı. Devletin, milletin parasıyla okuyup tuğamiral, paşa oldular. İçimizdeki hainleri beslemek vicdanımızı yaralıyor ama kanun gereği besleniyorlar. Rahat hücrelerinde gazete okuyup televizyon izlerken, benim çocuğum iki metrelik toprağın altında yatıyor. Bunu hangi vicdan kabul eder? Onların ailelerinin yüzünü dahi görmeye hakkı olmamalı" dedi.
"Cengiz'in Eşyaları ve Özlemiyle Ayakta Duruyoruz"
Şehit annesi Güzel Eker de aradan geçen 10 yıla rağmen evlat acısının dün yaşanmış gibi taze olduğunu ve günün her anını oğullarını düşünerek geçirdiklerini belirtti. Evlat hasretinin aile sağlığını da derinden etkilediğini ifade eden anne Eker, yaşadıkları zor günleri şu sözlerle aktardı:
"Onun mertebesi çok yüksek, yeri cennet biliyoruz ama bir anne baba için bu hasrete dayanmak çok zor. Sağlığımız kalmadı, çünkü Cengiz her an beynimizde, kalbimizde yaşıyor. Çok ağırbaşlı, efendi bir çocuktu; annesini, babasını hayatı boyunca hiç üzmedi. Hakkımız ona sonuna kadar helal olsun. Eşim daha fazla üzülmesin diye çoğu zaman gözyaşlarımı içime akıtıyorum, kendimi tutuyorum. Kızım, abisinin özlemi ve acısı yüzünden genç yaşta hipertansiyon hastası oldu. Ben her gün Cengiz'in eşyalarıyla, anılarıyla yaşıyorum. Bu vatan onların da vatanıydı, neden böyle bir hainliğe kalkıştılar? Demek ki aileleri onlara vatan sevgisini aşılayamamış. Biz evladımızı vatan aşkıyla büyüttük, o da vatanı uğruna şehit düştü."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!