Muhsin Yazıcıoğlu'nun Anısına: 17 Yıllık Özlem ve Hatıralar
Muhsin Yazıcıoğlu, siyasi kariyerinde ve kişisel yaşamında bıraktığı izlerle 17 yıldır anılıyor. Onun anısına düzenlenen etkinlikler, ideallerinin yaşatılmasını sağlıyor.
Muhsin Yazıcıoğlu'nun genç yaşta Ankara'ya gelişiyle başlayan siyasi kariyeri, Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde aldığı görevle şekillenmeye başladı. Kısa sürede Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı'na yükselerek, 1978 yılında Ülkücü Gençlik Derneği'nin kurucu genel başkanı oldu ve 1980'de MHP'de genel başkan müşaviri olarak önemli bir rol üstlendi.
Anadolu gençliğinin eğitimine büyük önem veren Yazıcıoğlu, 24 yaşında Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e yazdığı mektubunda, "Eller silah değil, kalem tutmalı." diyerek eğitimin önemine dikkat çekti. 1980 askeri darbesinin ardından 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl cezaevinde kaldı ancak yargılama sonunda suçsuz bulundu.
Siyasi kariyerine ara vermeyen Yazıcıoğlu, 1987'de Milliyetçi Çalışma Partisi'nde (MÇP) Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirildi. 1991'de Sivas'tan milletvekili seçilen Yazıcıoğlu, "Siyasi anlayışımız uyuşmuyor" diyerek MÇP'den ayrılıp 1993'te Büyük Birlik Partisi'ni (BBP) kurdu.
BBP'nin Kuruluşu ve İlkeleri
Kurucu genel başkan olarak 1993 yılında BBP'yi kuran Yazıcıoğlu, 1995'te ANAP ile yaptığı ittifakla yeniden TBMM'ye girdi. 1996'da ANAP'tan ayrılarak BBP'ye döndü ve 2007'deki seçimlerde Sivas'tan bağımsız milletvekili olarak seçilerek yeniden genel başkanlık koltuğuna oturdu.
Helikopter Kazası ve Ardından Bıraktıkları
Yazıcıoğlu, 2009 yerel seçimleri için ilk kez bir helikopter kiralayarak Kahramanmaraş mitingine katıldı. "Hazineden yardım almadan siyaset yapıyoruz. İlk kez helikopter kiralayarak seçim kampanyası yürütüyoruz." diyerek iddialı bir seçim dönemi geçiren Yazıcıoğlu'nun içinde bulunduğu helikopter, 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'tan Yozgat'a giderken Göksun'da düştü.
Arama kurtarma ekipleri, Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin cansız bedenlerini Keş Dağı'nda buldu. 31 Mart 2009'da Kocatepe Camii'nden uğurlanan Yazıcıoğlu'nun naaşı, vasiyeti üzerine Taceddin Dergahı'na defnedildi. Türk bayrağına sarılı tabutu, TBMM'deki törende çiçeklerle süslendi.
Yazıcıoğlu'nun ismi, başta Sivas olmak üzere pek çok şehirde ve Pakistan gibi dost ülkelerde camilere, parklara, okullara ve caddelere verildi. Hayatını kaybettiği Kahramanmaraş ve memleketi Sivas'ta düzenlenen etkinliklerde anılan Yazıcıoğlu için her yıl helikopter kazasının yaşandığı bölgeye tırmanışlar düzenleniyor.
Darbeye Karşı Duruşu
Yazıcıoğlu, siyasi yaşamı boyunca darbelere karşı duruşuyla bilindi. Özellikle 28 Şubat sürecine karşı çıkışı ve "Ordu göz bebeğimizdir ancak namlusunu millete çevirmiş tanka selam durmam" sözleri, darbeye karşı simge haline geldi.
BBP'nin kurucu lideri olarak yaptığı cesur açıklamalar, siyasette derin izler bıraktı. "Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için bu kadar fırıldak olmaya gerek yok", "Firavun'a karşı çıkmak yetmez, Musa'nın yanında olmak gerekir" gibi söylemleri, onun prensipli siyasetine ışık tuttu.
Şair Kimliği ve Eserleri
Yazıcıoğlu, siyasetteki duruşunun yanı sıra şiirleriyle de tanınıyordu. "Üşüyorum" şiiri, onun vefatından sonra karların üzerinde bulunmasıyla adeta bir sembol haline geldi. Şiirinde yer alan "...Huzur dolu içimde / Ben sonsuzluğu düşünüyorum / Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum..." dizeleri, onun maneviyatını gözler önüne seriyor.
Cezaevindeyken yazdığı "Gül" şiirinde ise, "Gül, gül ki gül yüzünde binlerce güller açsın..." dizeleriyle umudu ve sevgiyi yücelten Yazıcıoğlu, Türk siyasi tarihine derin bir iz bıraktı.
Onun anısına düzenlenen etkinlikler, Yazıcıoğlu'nun bıraktığı mirası yaşatırken, ona duyulan saygıyı ve özlemi de gözler önüne seriyor. Türkiye'nin dört bir yanından insanlar, onun liderliğine ve ideallerine duydukları bağlılığı her yıl anma törenleriyle ifade ediyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!