Nijer'deki Askeri Kalkışma ve Sahel'de Terör Tehdidi: Uzman Moumouni'den Kritik Uyarılar
Bursa Uludağ Üniversitesi'nden Nijerli uzman Moumouni, Niamey'deki askeri kalkışmanın El Kaide ve Boko Haram gibi terör örgütlerine fırsat sunabileceğini belirtti.
Bursa Uludağ Üniversitesinde akademik çalışmalarını sürdüren Nijerli uzman Boulama Issa Lamido Amadou Moumouni, Nijer'in başkenti Niamey'de yaşanan son askeri hareketliliği ve bu sıcak gelişmelerin gerek Nijer gerekse Sahel bölgesinin genel güvenlik mimarisi üzerindeki olası etkilerini mercek altına aldı.
Nijer'in başkenti Niamey, 28 Ağustos'u 29 Ağustos'a bağlayan gece oldukça hareketli saatler geçirdi. Diori Hamani Uluslararası Havalimanı ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresinde yankılanan yoğun silah sesleri ile patlamalar, ülkede yeni bir krizin fitilini ateşledi. Havalimanı yerleşkesinde stratejik öneme sahip olan 101 No'lu Hava Üssü'nün de hedef alındığı bu askeri kalkışma, Nijer Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesiyle bastırılarak kontrol altına alındı.
Terör Örgütleri İçin Güvenlik Boşluğu ve Fırsat Arayışı
Niamey'deki bu kritik gelişmeleri ülkenin kronikleşen güvenlik sorunları çerçevesinde değerlendiren Moumouni, özellikle başkentteki en hassas askeri noktaların hedef seçilmesinin tesadüf olmadığını vurguladı. Nijer'in uzun yıllardır yıkıcı terör saldırılarıyla mücadele ettiğini hatırlatan uzman, bu asimetrik tehditlerin hem sivil nüfus hem de cephedeki güvenlik güçleri üzerinde çok ciddi bir psikolojik ve fiziksel baskı oluşturduğuna dikkat çekti.
Moumouni, askeri yapı içerisindeki iç çatışmaların veya otorite boşluklarının sahada doğrudan terör örgütlerinin lehine sonuçlar doğurabileceği konusunda uyardı. Yaşanan bu son krizin en büyük riskinin terör gruplarının bu istikrarsızlıktan nemalanması olduğunu belirten Moumouni, "Bugün Nijer'in askeri yapısı içerisinde böyle bir zafiyet veya bölünme yaşandıysa, El Kaide bağlantılı gruplar, DEAŞ'ın Sahel yapılanmaları ya da Boko Haram bu krizi kendi çıkarları doğrultusunda bir avantaja dönüştürmek isteyecektir" ifadelerini kullandı.
Sahel'de Yayılan Tehdit ve AES Parlamentosu ile Zamanlama Tesadüfü
Bölgedeki terör faaliyetlerinin sadece askeri üslere saldırmakla kalmayıp, devlet otoritesini tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirten Moumouni, Nijer'in Dosso bölgesindeki stratejik ulusal kara yollarını hedef alan saldırıları buna örnek gösterdi. Tehdidin yalnızca Burkina Faso, Mali ve Nijer'in oluşturduğu Sahel Devletleri İttifakı (AES) sınırları içinde kalmadığını, Benin ve Togo gibi kıyı ülkelerine de sıçrayarak tüm alt bölgeyi tehdit eder hale geldiğini aktardı.
Niamey'deki askeri kalkışmanın zamanlaması da uluslararası kamuoyunun dikkatinden kaçmadı. Olaylar, Burkina Faso, Mali ve Nijer'den 15'er milletvekilinin katılımıyla oluşan 45 üyeli AES Konfederal Parlamentosunun Niamey'deki ilk tarihi oturumunun gerçekleştirildiği döneme denk geldi. 24 Ağustos'ta başlayan ve 29 Ağustos'a kadar sürmesi planlanan bu parlamenter oturum sırasında silahların patlamasını değerlendiren Moumouni, iki olay arasında doğrudan organik bir bağ kurmak için henüz erken olduğunu ancak bu zamanlamanın siyasi açıdan son derece manidar olduğunu ifade etti.
Moskova ile Derinleşen İşbirliği ve Rus "Africa Corps" Rolü
Nijer'in son dönemde Batılı müttefikleriyle ilişkilerini askıya alarak güvenlik ortaklıklarında radikal bir eksen kayması yaşadığını belirten Moumouni, 28-29 Ağustos'taki kalkışma sırasında yaşanan çarpıcı bir detaya dikkat çekti. Nijer yönetiminin bu iç askeri kriz sırasında Rus Africa Corps unsurlarından destek talep etmesi, Niamey ile Moskova arasındaki askeri entegrasyonun boyutunu gözler önüne serdi.
Moumouni, dış kaynaklı terörle mücadele için yabancı askeri destek almak ile ülke içindeki yerel bir askeri isyanı bastırmak için dış güce başvurmanın çok farklı askeri ve siyasi anlamlar taşıdığını vurgulayarak, Rusya'nın Nijer'in güvenlik mimarisinde her geçen gün daha baskın bir aktör haline geldiğini belirtti.
Askeri Tedbirlerin Ötesi: Sosyal ve Ekonomik Çözüm Şart
Sahel bölgesindeki güvenlik krizinin sadece silah gücüyle ve askeri operasyonlarla çözülemeyeceğini savunan Moumouni, terörizmin kökünü kazımak için bataklığı kurutmak gerektiğini ifade etti. Bölgedeki derin yoksulluk, yüksek işsizlik oranları ve devlet kurumlarının kırsal bölgelerde yeterince varlık gösterememesinin terör örgütleri için adeta bir insan kaynağı devşirme alanına dönüştüğünü vurguladı.
Gençlerin radikalleşmesinin önüne geçilmesi için sosyal ve ekonomik kalkınma projelerinin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini kaydeden Moumouni, Sahel'de kalıcı bir barış ve istikrarın ancak askeri stratejiler ile kapsayıcı sosyal politikaların eş güdümlü yürütülmesiyle mümkün olabileceğini sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!