OECD'den Türkiye'ye Övgü: Kritik Minerallerde Stratejik Konum
OECD, Türkiye'nin kritik minerallerdeki rolüne övgülerde bulunarak, ülkenin stratejik konumuna dikkat çekti. Enerji dönüşümü ve ticaret açısından önemli bir merkez olarak belirtilen Türkiye, yatırım fırsatlarıyla da dikkat çekiyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Ticaret ve Tarım Direktörü Marion Jansen, Türkiye'nin kritik mineraller konusunda önemli bir rol oynadığını belirterek, "Türkiye, farklı kıtalardan gelen kritik minerallerin taşınması ve transit geçişi için stratejik bir noktada yer alıyor. Asya, Afrika ve Avrupa'nın kesişiminde bulunması nedeniyle, Türkiye olağanüstü bir ticaret merkezi konumunda." ifadelerini kullandı.
Jansen, Anadolu Ajansı muhabirinin, Türkiye'nin kritik minerallerdeki yeri ve önemine dair sorularını yanıtladı.

"ZORLUKLAR VE KONUNUN ÖNEMİ ARTIYOR"
Enerji dönüşümü sürecinde kritik minerallere olan talebin arttığını belirten Jansen, "Üyelerimizin yeşil dönüşüme yönelik yatırımlarına olan ilginin artmasıyla, bu minerallerin yeşil dönüşümdeki önemi daha belirgin hale geliyor. Bu durum, ihracat kısıtlamaları ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların önemini artırıyor. Bu zorluklar ve konunun önemi zaman içinde giderek artıyor." dedi.
Kritik minerallerin tedarikinde diversifikasyonun önemine vurgu yapan Jansen, "Şu anda birçok pazarda kritik ham maddelerin aşırı yoğunlaştığını görüyoruz. Bazı durumlarda, belirli bir ürünün küresel pazarı tek bir ülkenin elinde yoğunlaşabiliyor. Bu, sürdürülebilir bir durum değil." şeklinde konuştu.
Jansen, bu yoğunlaşmanın ortaya çıkardığı risklere dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu durum iki temel risk sunuyor. Birincisi, yoğunlaşma doğası gereği piyasa dengesini bozar ve fiyatlandırma süreçlerini etkiler. Diğer yandan, piyasanın yeni oyuncular için erişimi zorlaşır. İkinci olarak, hakim konumdaki bir aktör, ürün erişimini kısıtlama yetisine sahip olur. Bu yüzden diversifikasyon kritik öneme sahiptir. OECD olarak, madencilik ve işleme projelerine yatırımın, finansman sağlanarak çeşitliliğin artırılmasında önemli rol oynayacağını biliyoruz. Bu konuda, özellikle OECD ihracat kredileri düzenlemeleri kapsamında aktif çalışmalar yürütüyoruz."
"İHRACAT KISITLAMALARI 15 YILDIR ARTIYOR"
OECD'nin kritik minerallere yönelik ihracat kısıtlamalarına dair güncel raporunu değerlendiren Jansen, şunları aktardı:
"Kısa bir değerlendirme yapacak olursak, ihracat kısıtlamalarındaki artış endişe verici. 15 yıldır bu kısıtlamaların kesintisiz arttığını gözlemliyoruz. Bu, ticaret sistemi açısından olumsuz bir gelişme. İhracat yasakları gibi sert kısıtlamaların son dönemlerde hızla artması, kritik ham maddeler için olumsuz bir durum oluşturuyor."

"UZUN VADELİ YATIRIM GEREKLİ"
Jansen, sektör yatırımlarının zorluklarına değinerek, "Bu sektörlere yatırım yapmak uzun vadeli bir süreç. Yatırımın karlı olup olmayacağını anlamak zaman alır. Özellikle madencilik projeleri, yer altından çıkarma ve pazara sunma süresi gerektirir. İşleme aşamasında teknoloji ve sermaye yatırımı gereklidir. Bu yüzden, uzun vadeli sermaye ihtiyacı önemlidir." dedi.
Bu noktada zorlukların başladığını belirten Jansen, "Yatırımcılar, yatırımlarının getirisini ve piyasa koşullarını bilmek isterler. Piyasada yoğunlaşma varsa ve rekabetçi koşullar yoksa, bu durum normalden daha fazla risk barındırır." dedi.
"TÜRKİYE STRATEJİK BİR TİCARET MERKEZİ"
Jansen, Türkiye'nin küresel kritik minerallerdeki rolüne dikkat çekerek, "Türkiye, kritik minerallerde önemli bir oyuncu. Bor gibi önemli minerallerin tedarikçisi ve nadir toprak elementlerinde de ciddi rezervlere sahip. Farklı bölgelerden gelen minerallerin lojistiği ve transit geçişi açısından stratejik bir konumda. Asya, Afrika ve Avrupa'nın ortasında yer alması nedeniyle, Türkiye olağanüstü bir ticaret merkezi." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin OECD içindeki rolüne de değinen Jansen, "Türkiye, OECD'nin resmi destekli ihracat kredileri düzenlemesinin bir parçası. Bu işbirliği çerçevesinde Türkiye'nin söz hakkı var. Kritik ham maddeler konusunda Türkiye'nin ihracat kısıtlaması uygulamadığı biliniyor. Raporumuz da bunu destekliyor. Türkiye, dünya pazarlarına oldukça entegre olmuş durumda ve daha büyük bir rol oynama potansiyeline sahip." diye ekledi.
Jansen, İstanbul'da yapılan OECD Kritik Mineraller Forumu'nun, OECD üyeleri ve diğer ülkeler arasında işbirliği ve koordinasyon için önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, "Türkiye, bu alanda aktif bir rol oynuyor ve farklı aktörleri bir araya getirmeye devam ediyor. Yatırım projelerinin finansmanı konusunda Türkiye'nin üstlenebileceği roller bulunuyor." dedi.
KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRİ KIRILGANLIĞI ARTIYOR
OECD Kritik Ham Maddelere İlişkin İhracat Kısıtlamaları Envanteri 2026 raporuna göre, ihracat kısıtlamaları 2009-2024 yılları arasında yaklaşık beş kat arttı. 2024 yılında artış hızı yavaşlasa da kısıtlamalar tarihsel olarak yüksek seviyelerde kalmaya devam etti. Kısıtlamaların daha geniş bir ülke grubuna yayıldığı bu dönemde, Afrika ve Asya'daki kaynak zengini bazı gelişmekte olan ekonomilerin ön plana çıkmasıyla bu tür önlemler daha yaygın hale geldi.
Enerji dönüşümü, dijitalleşme ve savunma sanayisinde kritik rol oynayan ham maddelere olan küresel talep artarken, arzın sınırlı sayıda ülke ve üreticide yoğunlaşması dikkat çekiyor. Kobalt, lityum ve nikelde en büyük üç üretici, küresel üretimin üçte ikisinden fazlasını karşılıyor. Nadir toprak elementlerinde ise bu oran yaklaşık yüzde 90. Bu yoğunlaşma, tedarik zincirlerinde kırılganlığı artırırken ihracat kısıtlamaları gibi ticaret politikası araçlarının daha sık kullanılmasına neden oluyor.
Uluslararası Enerji Ajansı'nın "Küresel Kritik Mineraller Görünümü" raporuna göre, kobalt üretiminde Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Endonezya ve Rusya; lityum üretiminde Çin, Avustralya ve Şili; nikel üretiminde ise Endonezya, Filipinler ve Rusya ön plana çıkıyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!