Ortadoğu'da ABD Hegemonyasının Sonu: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan Tarihi Savunma Paktı
ABD merkezli CFR'nin analizine göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması, Washington'un bölgedeki 50 yıllık egemenliğini sarstı.
Ortadoğu'da İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş sonrasında şekillenen, Körfez Savaşı ile zirve noktasına ulaşan ABD merkezli güvenlik mimarisi tarihinin en büyük sarsıntısını yaşıyor. ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Council on Foreign Relations (CFR) tarafından yayımlanan kapsamlı bir analiz, bölgedeki güç dengelerinin kökten değiştiğini ortaya koydu. Analizde; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında hayata geçirilen Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, Washington'un bölgedeki askeri ve siyasi nüfuzuna doğrudan ve çok güçlü bir alternatif oluşturduğu vurgulandı.
Yarım Asırlık ABD Hegemonyasının Çöküş Süreci
CFR'nin yayımladığı analiz raporunda, "ABD önderliğindeki Orta Doğu düzeni sona erdi. Mekke Anlaşması bunu kanıtlıyor" ifadesi kullanılarak çok net bir jeopolitik tespitte bulunuldu. Rapora göre, yaklaşık 35 yıl önce gerçekleşen Körfez Savaşı ile askeri ve diplomatik gücünün doruk noktasına ulaşan ABD merkezli bölgesel düzen, zaman içinde bir dizi stratejik hata ve krizle yıprandı. Özellikle 2003 yılındaki Irak İşgali, Arap Baharı sürecinde izlenen istikrarsız politikalar, Suriye ve Yemen'deki iç savaşlarda sergilenen kararsız tutumlar ve son olarak İsrail'in Gazze'ye yönelik katliam boyutundaki saldırıları, Washington'un bölgedeki inandırıcılığını ve caydırıcılığını tamamen eritti.
Her ne kadar İbrahim Anlaşmaları, IMEC koridoru ve İsrail-Suudi normalleşmesi gibi adımlarla ABD liderliğindeki bölgesel düzeni kurumsallaştırma fırsatı yakalanmış olsa da İsrail'in Gazze saldırısı, Körfez içi gerilimler ve ABD-İsrail-İran çatışmaları bölgeyi yeniden parçaladı. Bu durum, müttefiklerinin Washington'a olan güvenini sarsarken yeni arayışları da beraberinde getirdi.
Mekke Anlaşması: İbrahim Anlaşmaları’na Karşı Güçlü Bir Alternatif
ABD'nin bölgedeki güvenlik garantörlüğüne olan inancını kaybeden Suudi Arabistan, rotasını Ankara ve İslamabad'a çevirdi. Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Washington'dan bağımsız ve tamamen bölgesel dinamiklerle şekillenen yeni bir askeri iş birliği modeli sunuyor. Bu durum, ABD'nin bölgeyi İsrail merkezli olarak yeniden dizayn etme çabası olan İbrahim Anlaşmaları'na (Abraham Accords) doğrudan meydan okuyor.
Analistler, daha önce ABD ile olan ikili ilişkilerini bozmamak adına bölgesel rekabetleri sınırlı tutan aktörlerin, artık kendi vizyonlarını hayata geçirmekten çekinmediğini belirtiyor. Bu yeni denklemde Türkiye ve Pakistan, Hindistan ve İsrail'in Körfez üzerindeki nüfuzunu dengeleyen en kritik aktörler olarak öne çıkıyor. Mekke Anlaşması, sadece askeri bir ortaklık değil, aynı zamanda Batı dışı aktörlerin bölgedeki ağırlığını artıran bir jeopolitik hamle olarak değerlendiriliyor.
İki Kutuplu Ortadoğu ve Türkiye'nin Artan Stratejik Ağırlığı
CFR analizinde, Ortadoğu'nun artık tek kutuplu bir Amerikan hegemonyasından uzaklaşarak iki ana bloğa bölündüğü ifade ediliyor. Bu bloklardan birincisi, ABD ve İsrail ekseninde şekillenen İbrahim Anlaşmaları'na sadık kalan ülkelerden oluşurken; ikincisi ise Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın başını çektiği Mekke Anlaşması ittifakı olarak konumlanıyor.
Yarım asır sonra ilk kez Ortadoğu'da ABD'nin oyun kurucu rolünün bu denli zayıfladığına dikkat çekilirken, Türkiye'nin savunma sanayisindeki atılımları ve askeri gücüyle bu yeni ittifakın en önemli askeri ve teknolojik sütunu haline geldiği belirtiliyor. Bölgesel aktörlerin kendi göbek bağlarını kendilerinin kesmeye başlaması, küresel güç mücadelesinde de kartların yeniden dağıtılmasına yol açıyor. Artık 50 yıl öncesinin tek kutuplu Ortadoğu yapısından bahsetmek mümkün görünmüyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!