Ortodontik Problemler Çocukların Öz Güvenini Etkiliyor: Türkiye'deki Durum ve Çözüm Önerileri
Çocuklarda ortodontik sorunlar, estetik kaygılar yaratarak öz güvenlerini etkiliyor. Türkiye'de ortodontik tedaviye dair bilgi eksikliği, tedavi ihtiyacı duyan milyonlarca kişiyi etkiliyor.
İstanbul
Aligner Derneği, Twentify ile işbirliği yaparak gerçekleştirdiği "Türkiye'de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması" sonuçlarını İstanbul'da düzenlenen bir etkinlikte açıkladı. Dernek, bu sonuçları temel alarak "Çözümü Şeffaf Olabilir" isimli bir kampanyayı başlattığını duyurdu.
Kampanyanın amacı, ebeveynlerin çocuklarının ortodontik sorunlarını erken dönemde fark etmelerini sağlamak, doğru değerlendirmeleri teşvik etmek ve uygun tedavi seçenekleri hakkında bilgilendirilmesini sağlamak.
Kampanya, erken teşhis edilebilecek üç önemli belirtiye dikkat çekiyor: ağız açık uyuma, gülerken ağzını kapatma ve konuşurken zorlanma.
"Türkiye'de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması" sonuçları, Türkiye'deki ortodonti bilgisi seviyesinin düşük olduğunu ortaya koydu.
Türkiye'de yaklaşık 15 milyon kişi ortodontik tedaviye ihtiyaç duymakta, ancak çocuklarda bu tür sorunlar genellikle geç fark ediliyor. Bu durum, tedavinin gecikmesine ve çocukların fiziksel ve sosyal gelişimlerinin olumsuz etkilenmesine neden oluyor.
Katılımcıların yüzde 33'ü ortodonti hakkında hiç bilgi sahibi olmadığını ifade ederken, modern tedavi yöntemlerine dair farkındalığın da düşük olduğu görüldü.
6-12 yaş arası çocukların ebeveynleriyle yapılan ankette, estetik kaygının diş ve çene sorunları arasında ağrı kadar rahatsız edici olduğu belirlendi.
Ankette, diş veya diş eti hassasiyeti ve ağrı yüzde 51 ile en rahatsız edici sorun olarak belirtilirken, yüzde 42 ile estetik kaygı takip etti. Çocuklar için estetik kaygı yüzde 45 ile ilk sırada yer alırken, diş veya diş eti hassasiyeti ve ağrı yüzde 40 ile ikinci sıradaydı.
"Katılımcıların yüzde 21'i şeffaf plak tedavisinin farkında değil"
Araştırma, ortodontik tedaviye ilginin yüksek olmasına karşın tedaviye başlama oranının düşük olduğunu gösterdi.
Katılımcıların yüzde 50'si ortodontik tedaviye başlamayı düşündüğünü ya da bu ihtimali değerlendirdiğini ifade etti. Halen tedavi görenlerin yüzde 43'ü ve geçmişte tedavi görmüş olanların yüzde 33'ü şeffaf plak kullandığını belirtti.
Buna rağmen, katılımcıların yüzde 21'i şeffaf plak tedavisi hakkında bilgi sahibi olmadığını, yüzde 34'ü ise sadece adını duyduğunu söyledi.
Şeffaf plak tedavisi hakkında bilgi sahibi olanların yüzde 70'i bu tedaviyle ilgilendiğini belirtti.
Çocuklar için tedavi seçeneği düşünülürken yüzde 32 oranıyla doktor önerisi ilk sırada yer aldı, bunu yüzde 29 ile estetik uygunluk ve yüzde 25 ile kullanım kolaylığı takip etti.
Yetişkinler için tedaviye başlama kararı ise yüzde 20 ile rutin kontrolde doktor önerisiyle alındı. Bunu yüzde 19 ile başkalarından duyma ve yüzde 19 ile kişisel araştırma izledi.
"Aileler ortodontik sorunların genel sağlıkla ilişkisini kuramıyor"
Aligner Derneği Başkanı ve Ortodonti Uzmanı Dr. Aktan Zeki Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, araştırmanın ebeveynlerin ortodontik sorunları genel sağlıkla ilişkilendirmediğini ortaya çıkardığını belirtti. Çelik, bu durumun tedavi edilebilir sorunların göz ardı edilmesine yol açtığını ifade etti.

Çelik, çocukların en geç 7 yaşına kadar ortodontik muayene edilmesinin önemine dikkat çekti. "6-7 yaşına kadar mevcut ortodontik bozuklukların çoğunu tamamen çözebiliyoruz, ancak bu yaşlardan sonra tedavinin başarısı azalıyor" dedi.
Ailelerin genellikle tüm daimi dişlerin çıkmasını beklediğini belirten Çelik, bu yaklaşımın tedavi fırsatını kaçırabileceğini, ortodontik tedavinin süt dişlenme veya karma dişlenme döneminde de yapılabileceğini söyledi.
Çelik, "Çözümü Şeffaf Olabilir" kampanyasına değinerek, bu kampanya ile şeffaf plakların etkili çözümler sunduğunu anlatmayı amaçladıklarını ifade etti.
Ortodontik problemler erken müdahale edilmezse kalıcı psikolojik sıkıntılara yol açabiliyor
Uzman Psikolog İlknur Okay, diş ve çene uyumsuzluklarının çocuklarda yalnızca fiziksel değil, psikolojik sonuçlara da yol açabileceğini belirtti.

Okay, ailelerin sıkça göz ardı ettiği belirtilerden birinin çocukların içe çekilmesi olduğunu söyledi. "Çocukların arkadaşlarıyla bir araya gelmemesini veya derslerde aktif olmamalarını içe dönük olarak etiketleyip önemsizleştirebiliyorlar" dedi.
Okay, çocukların akran ilişkilerinden kaçınmasının altında yatan sebeplerin öz güven kaybı ve akran zorbalığı olabileceğine dikkat çekti.
Ortodontik sorunların erken dönemde tespit edilememesinin, çocukların sosyal ilişkilerini ve akademik başarılarını etkileyebileceğini belirten Okay, bu etkilerin yetişkinlik dönemine kadar sürebileceğini ifade etti.
Okay, uzun dönemli araştırmalara atıfta bulunarak, ergenlik döneminde öz güven kaybı yaşayan bireylerin ilerleyen yaşlarda depresif belirtiler gösterebileceğini söyledi. "Çocukluk veya ergenlikte yaşanan öz güven kayıpları, yetişkinlikte algılarını etkiliyor" dedi.
"Örneğin, ağız sağlığındaki bir problem nedeniyle sınıfta kendisine gülünen bir çocuk, derste parmak kaldırmamaya başlıyor. Bu durum akademik başarıyı etkilediği gibi, ileride sosyal fobi gelişmesine de neden olabiliyor." diye ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!