Otobüsteki Tesadüfle Değişen Bir Hayat: 25 Yıllık Gönüllü Anne Şivazar Akdere'nin İlham Veren Hikayesi
Kosova göçmeni Şivazar Akdere, otobüste kulak misafiri olduğu bir konuşmayla hayatını devlet korumasındaki çocuklara adadı. İşte 25 yıllık sevgi dolu hikaye.
1951 yılında Kosova'da dünyaya gelen ve henüz 10 yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul'a göç eden Şivazar Akdere'nin hayatı, iyilik ve fedakarlıkla örülü bir serüvene sahip. Akdere, gönüllülük yolculuğuna ilk olarak Fındıkzade'de bulunan Kosova Derneği bünyesindeki huzurevinde başladı. Burada uzun yıllar boyunca yaşlıların kişisel bakımlarıyla ilgilendi, düzenlenen kermesler aracılığıyla huzurevinin gereksinimlerinin karşılanmasına öncülük etti. Ancak Yeşilköy'e taşınmasının ardından yaşayacağı tesadüf, onun yaşam çizgisini bambaşka bir noktaya taşıyacaktı. Eski komşularını ziyaret etmek üzere bindiği bir toplu taşıma aracında kulak misafiri olduğu konuşma, Akdere'nin hayatında yepyeni bir sayfa açtı.
Otobüs Yolculuğundan Sevgi Yuvasına Uzanan Yolculuk
Otobüste seyahat eden iki kadının, devlet koruması altındaki çocukların barındığı Çocuk Evleri Sitesi hakkında konuşması Şivazar Akdere'nin dikkatini çekti. İçindeki meraka engel olamayarak ertesi gün hemen bahsi geçen kurumu ziyaret etti. Kapıdan adımını attığı an, küçük çocukların sevgi dolu sıcaklığıyla karşılaştı. Çocuklerin kendisine sarılarak, "Anne, ne zaman geleceksin, ne zaman elimizi tutacaksın?" diye sormaları üzerine gözyaşlarına hakim olamayan Akdere, eve döndüğünde eşine kesin kararını açıkladı: Artık huzurevindeki çalışmalarını sonlandıracak ve tüm enerjisini bu çocuklara adayacaktı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü bünyesindeki Çocuk Evleri Sitesi'nde 25 yıl sürecek olan bu destansı gönüllü annelik serüveni, işte bu şekilde başladı.
Çocukların Geleceğini İnşa Eden Bir Gönüllü Anne
Şivazar Akdere, kurumdaki çocukların sadece günlük ihtiyaçlarıyla ilgilenmekle kalmadı, adeta onların koruyucu meleği oldu. Dönemin diğer gönüllü anneleri olan Müzeyyen Anne, Esra Hanım ve Melahat Anne ile omuz omuza vererek devletin sağladığı erzaklarla çocuklara sıcak yemekler pişirdi, Ramazan aylarında sahur sofraları hazırladı. Çocukların eğitim hayatlarını kesintisiz sürdürebilmeleri için burs imkanları araştırdı, okul kitaplarını tedarik etti ve onları ehliyet kurslarına yönlendirdi. Yaz tatillerinde ise gençlerin boş kalmaması ve meslek edinmesi amacıyla çevredeki esnaflarla tek tek görüşerek iş bulmalarını sağladı. Tekstil sektöründeki tanıdıklarının desteğiyle çocuk yatakları ve nevresimler temin eden Akdere, reşit olan gençlerin istihdam edilmesine de öncülük etti.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Sofraya bir tabak daha ekleme düşüncesiyle başlayan ve koruyucu aileliğin en özel örneklerinden birine dönüşen o hikayeyi keşfedin.
Çocukların sadece temel gereksinimlerini karşılamakla kalmayıp onlara bir vizyon kazandırmayı hedefleyen Akdere, kurumdan ayrılan gençlerle olan bağını hiçbir zaman koparmadı. Bugün, yıllar önce ellerinden tuttuğu o çocukların nikah törenlerine katılıyor, bebeklerinin doğum haberlerini alıyor ve Türkiye'nin dört bir yanından kendisini ziyarete gelen eski çocuklarını ağırlıyor.
Onun için gönüllü annelik, geçici bir sosyal sorumluluk projesi olmaktan çıkıp, yıllar sonra bile kendisine "Şivazar Anne" diye hitap eden yüzlerce çocukla kurulan kalıcı bir aile bağı haline geldi. 25 yıllık bu serüvenin tamamen bir tesadüfle başladığını belirten Akdere, o ilk günden sonra çocuklardan bir daha asla kopamadığını ifade ediyor.
İlk dönemlerde huzurevinde yaşlıların saçlarını tarayıp kişisel bakımlarını üstlendiklerini anlatan Akdere, Yeşilköy'e taşındıktan sonra yaşadığı kırılma noktasını şu sözlerle aktarıyor: "Fındıkzade'deki komşularıma giderken otobüsteki iki kadının Yeşilköy Çocuk Evleri Sitesi'nden bahsettiğini duydum. Ertesi gün merakıma yenik düşüp gittim. Çocuklar bana sarıldığında içimde tarifsiz bir sevgi seli oluştu. Ayrılırken arkamdan ağlayarak ne zaman geleceğimi sordular. Eve dönünce eşime artık çocukların yanında olacağımı söyledim ve o günden sonra bir daha arkama bakmadım."
Hayata Tutunan Çocuklar ve Unutulmaz Yaşam Hikayeleri
Kurumda ilk zamanlar yaklaşık 30 çocuğun bulunduğunu belirten Akdere, onların sadece bugününe değil, geleceğine de yatırım yaptıklarını vurguluyor. Tatil dönemlerinde çocukların sokaklarda vakit öldürmesini engellemek adına esnaftan destek istediklerini belirten Şivazar Anne, gençlerin birer meslek sahibi olması için yoğun çaba sar ettiklerini dile getiriyor.
Akdere'nin hafızasında derin bir iz bırakan en özel anılardan biri ise kurumda çalışan Ayşe isimli bir anne ve kızıyla ilgili. Şivazar Akdere, o günü şu sözlerle anımsıyor: "Bir gün kuruma gittiğimde 10 yaşlarında bir kız çocuğu gördüm. Annesinin orada çalıştığını ve kızını bırakacak yeri olmadığı için yanında getirdiğini öğrendim. Hemen harekete geçtik; çocuğun okul kaydını yaptırıp formasını aldık. Ardından Halkalı'da onlara bir ev kiraladık. Eşim kendi aracıyla eşyaları taşıdı, çevremizden topladığımız desteklerle evi kurduk. O annenin kendi ayakları üzerinde durduğunu görmek benim için paha biçilemezdi."
"Çekirdek Tıklayalım" Diyen Kemal ve Suat'ın Nikah Fotoğrafı
Yıllar geçse de Şivazar Akdere'nin yüzünde sıcak bir tebessüm bırakan anılardan bir diğeri ise 8 yaşındaki Kemal ile ilgili. Kemal'in her zaman çok şık ve kravatlı gezdiğini anlatan Akdere, "Bir gün elinde çekirdeklerle yanıma gelip 'Anne gel, çekirdek tıklayalım' dedi. 'Yiyelim' değil de 'tıklayalım' demesi beni çok etkilemişti. O günden beri evde ne zaman çekirdek yesek aileme 'Gelin, çekirdek tıklayalım' derim. Bu kelime bana Kemal'den kalan tatlı bir miras oldu" diyor.
Yetiştirdiği çocukların nikah şahitliğini üstlenen, en mutlu günlerinde yanlarında olan Şivazar Anne, 5 yaşında kuruma gelen Suat'ın düğününde yaşadığı duygusal anı ise şu sözlerle paylaşıyor: "Suat büyüdü ve evlendi. Nikah töreninde kız tarafı topluca fotoğraf çektirdi. Sıra damadın yakınlarına geldiğinde Suat'ın kimsesi olmadığı için etrafına çaresizce bakındığını gördüm. Yanındaki arkadaşı Özay hemen koluma girdi ve 'Anne yürü' dedi. Suat'ın sağına ve soluna geçerek aile fotoğrafını tamamladık. O fotoğrafı her gördüğümde gözlerim dolar."
Sevgiyle Yeşeren 25 Yıllık Kocaman Bir Aile
Yıllar önce emek verdiği çocuklerin bugün de kendisini asla yalnız bırakmadığını söyleyen Akdere, Ankara'dan sadece elini öpmek için gelenlerin olduğunu, sokakta karşılaştıklarında büyük bir coşkuyla kendisine sarıldıklarını belirtiyor. "Emeklerimiz karşılıksız kalmadı, onlar beni unutmadı, ben de hiçbirini unutmadım" diyerek aralarındaki bağın gücünü vurguluyor.
Şimdilerde sağlık sorunları nedeniyle kuruma eski sıklıkta gidemese de çocuklarla olan iletişimini sürdüren Şivazar Akdere, topluma önemli bir mesaj veriyor: "Anne babasız büyümek çok zor bir süreç. Bu çocukların maddi yardımlardan ziyade şefkate ve sevgiye ihtiyacı var. Onlara sarılmak, dertlerini dinlemek dünyalara bedel. Herkese çağrı yapıyorum; çocuklara sevgi verelim, eğitimlerine destek olalım. Bir insanın hayatını değiştirmek, ona içtenlikle sarılmakla başlar."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!