MSÜ Rektörü Erhan Afyoncu: Yassıada Yargılamaları Türk Yargı Tarihinin En Kara Sayfasıdır
MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, 27 Mayıs darbesinin ve Yassıada yargılamalarının Türkiye'nin demokrasi tarihine vurduğu ağır darbeyi çarpıcı sözlerle anlattı.
Türkiye'nin siyasi tarihinde derin yaralar açan 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından yaşanan Yassıada yargılamaları ve sonrasındaki idamlar, hafızalardaki tazeliğini koruyor. Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, bu döneme dair önemli değerlendirmelerde bulunarak, Yassıada'da kurulan mahkemelerin Türk hukuk tarihinin en karanlık dönemini temsil ettiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve Demokrat Parti (DP) hükümetinin üst düzey yöneticilerinin Yassıada'da yargılandığı bu süreç, trajik idamlara sahne oldu. Eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile eski Maliye Bakanı Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de, Başbakan Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961'de İmralı Adası'nda idam edildi. Bu acı olaylar, Türkiye'nin demokrasi serüveninde silinmez izler bıraktı.

Darbenin ve adaletsiz yargılamaların simgesi olan Yassıada, 2013 yılında alınan kararla "Demokrasi ve Özgürlükler Adası" adını aldı. Ada, geçmişin izlerini taşıyan modern müzeleri ve anıt alanlarıyla 2020 yılında kapılarını ziyaretçilere açtı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında topluma dayatılan yaşam tarzına karşı halkın gösterdiği direnci hatırlatan Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye'nin Batılılaşma sancılarına ve toplumsal taleplerine dikkat çekti.

Demokrat Parti Dönemi ve Toplumsal Değerlerin İadesi
Afyoncu, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında "kurtuluşun ancak Batılılaşma ile mümkün olacağı" fikrinin benimsendiğini, bu doğrultuda dini ve toplumsal hayata yönelik radikal kararlar alındığını belirtti. Bu kararlardan birinin de ezanın Türkçeleştirilmesi olduğunu ifade eden Afyoncu, Türk milletinin bu dayatmayı hiçbir zaman kabullenmediğini ve mücadelesini demokratik yollarla verdiğini kaydetti.
Milletin bu sessiz çığlığının 14 Mayıs 1950 seçimlerinde "Yeter söz milletindir" şiarıyla sandığa yansıdığını vurgulayan Afyoncu, Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle toplumun en büyük taleplerinden biri olan Arapça ezanın aslına döndürüldüğünü ve 1951 yılında imam hatip okullarının kurulduğunu hatırlattı. Kendi dedesinin de 1970'li yıllardaki vefatına kadar Adnan Menderes'e her zaman dua ettiğini belirten Rektör Afyoncu, Menderes'in bazı hatalarına rağmen halkın değerlerine sahip çıktığı için toplum tarafından çok sevildiğini dile getirdi.
Yassıada Mahkemeleri: Türk Hukukunun En Karanlık Dönemi
27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle halkın hür iradesiyle seçtiği bir iktidarın zorla görevden uzaklaştırıldığını belirten Prof. Dr. Erhan Afyoncu, o dönemde kışkırtılan medya ve sivil unsurların orduyu darbeye yönlendirdiğini söyledi. Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarının asılsız, hiçbir hukuki dayanağı olmayan iddialarla yargılandığını ifade eden Afyoncu, bu yargılamaların sonraki hükümetler üzerinde büyük bir vesayet baskısı oluşturduğunu belirtti.
Afyoncu, "Türk yargı tarihinin Yassıada yargılamaları en kara sayfalarıdır. O dönem bu kararları verenler yargı tarihinin yüz karasıdır" diyerek sert eleştirilerde bulundu. Bu vesayetçi anlayışın etkilerinin yaklaşık 30 yıl boyunca sürdüğünü ifade eden Afyoncu, eski Başbakan Süleyman Demirel'in de bu darbe gölgesi nedeniyle birçok dönemde istediği politikaları hayata geçiremediğini dile getirdi.

Bu korku duvarının ancak merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın "Kefenimi giydim de yola çıktım" diyerek başlattığı kararlı mücadeleyle aşılabildiğini aktaran Afyoncu, 1960 darbesiyle kurulan vesayet düzeninin Anayasa Mahkemesi ve yargı bürokrasisi eliyle sivillerin önünde her zaman bir engel olarak tutulduğunu ifade etti. Bu zihniyetin devamı niteliğindeki 28 Şubat 1997 post-modern darbesinin izlerinin ise ancak 2012 yılında tamamen silinebildiğini kaydetti.
Toplum Mühendisliğine Karşı Sandık Direnişi
Askeri müdahalelerin aslında siyasi partilere değil, doğrudan Türk milletine karşı yapılmış birer toplum mühendisliği projesi olduğunu savunan Afyoncu, Yassıada'nın bu anlamda büyük bir ibret vesikası olduğunu söyledi. Türk milletinin bu yapay müdahaleleri hiçbir zaman benimsemediğini ve en güçlü cevabını her zaman sandıkta verdiğini belirten Rektör Afyoncu, milletin kendi değerleriyle savaşan odakları her seçimde cezalandırdığını ifade etti.

Gençlerin yakın tarihi çok iyi analiz etmesi gerektiğini söyleyen Afyoncu, Türkiye'nin bugün doğal karşıladığı başörtüsü serbestisi ve Ayasofya'nın ibadete açılması gibi hakların arkasında çok büyük mücadelelerin ve acıların yattığını belirtti. 2002 yılında AK Parti'nin iktidara gelmesine rağmen, vesayet odaklarının engellemeleri nedeniyle imam hatiplerdeki katsayı adaletsizliğini ancak 10 yıl sonra kaldırabildiğine dikkat çeken Afyoncu, bu durumun vesayetin boyutlarını gözler önüne serdiğini ifade etti.
Adnan Menderes'in idam edilmesi nedeniyle hak ettiği şekilde nesnel olarak eleştirilemediğini, onun bir mazlum olarak tarihe geçtiğini belirten Afyoncu, "Menderes, toplumun dini ve milli değerlerine sahip çıktığı için hedef alınmıştır. 1960 darbesi, Türkiye'nin çok partili demokratik yaşamının gelişimine vurulmuş en büyük sekte, en ağır darbedir" diyerek sözlerini tamamladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!