Otobüsteki Tesadüfle Başlayan 25 Yıllık Sevgi Yolculuğu: Şivazar Akdere’nin İlham Veren Gönüllü Anneliği
Otobüste kulak misafiri olduğu bir konuşmanın peşinden giderek devlet korumasındaki çocuklara ömrünü adayan 75 yaşındaki Şivazar Akdere'nin hikayesi.
İstanbul’un kalabalık otobüslerinden birinde başlayan tesadüfi bir yolculuk, çeyrek asırlık dev bir sevgi köprüsüne dönüştü. Yeşilköy’den Fındıkzade’ye giden otobüste kulak misafiri olduğu bir sohbetin peşinden giden 75 yaşındaki Şivazar Akdere, 25 yılı aşkın süredir devlet koruması altındaki çocukların "Şivazar Anneleri" olarak hayatlarına dokunuyor. Anadolu Ajansının "Devlet Korumasındaki Çocuklara Adanan Ömürler" dosya çalışması kapsamında hayat hikayesi aralanan Akdere, sevginin ve şefkatin sınır tanımayan gücünü gözler önüne seriyor.
Huzurevinden Çocuk Evlerine Uzanan Gönül Köprüsü
1951 yılında Kosova’da dünyaya gelen ve henüz 10 yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul’a göç eden Şivazar Akdere’nin hayatı, her döneminde yardımlaşma ve dayanışma ile şekillendi. Yıllarca Fındıkzade’de bulunan Kosova Derneğinin huzurevinde yaşlıların bakımıyla ilgilenen, onlara kermesler düzenleyerek destek olan Akdere’nin yaşam çizgisi, Yeşilköy’e taşınmasının ardından tamamen farklı bir yönü gösterdi. Eski komşularını ziyaret etmek amacıyla bindiği otobüste iki kadının Çocuk Evleri Sitesi hakkında konuştuğunu duyan Akdere, ertesi gün büyük bir merakla bu kurumu ziyaret etmeye karar verdi. Kapıdan içeri adım attığı o ilk an, onun için yeni bir hayatın başlangıcı oldu. Kendisine sevgiyle sarılan çocukların, ayrılırken "Anne, ne zaman geleceksin, ne zaman elimizi tutacaksın?" feryatları karşısında gözyaşlarını tutamayan Akdere, eve döner dönmez eşine artık tüm mesaisini bu çocuklara adayacağını söyledi.
Sadece Karınlarını Doyurmadı, Onları Hayata Hazırladı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Çocuk Evleri Sitesi'nde 25 yıl önce başlayan bu serüven, sıradan bir ziyaretçiliğin çok ötesine geçti. O dönem kurumda kalan 30 çocuğun her biriyle tek tek ilgilenen Akdere; Müzeyyen Anne, Esra Hanım ve Melahat Anne gibi diğer gönüllü kadınlarla el ele vererek mutfağa girdi. Devletin gönderdiği erzaklarla çocuklara sıcak yemekler pişirdi, ramazan aylarında oruç tutan gençler için sahur sofraları hazırladı. Ancak onun vizyonu yalnızca beslenme ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı kalmadı. Çocuklerin eğitim hayatlarını desteklemek için burslar buldu, okul kitaplarını temin etti ve onları ehliyet kurslarına yönlendirdi. Yaz tatillerinde çocukların boş kalmaması ve meslek edinmesi amacıyla çevresindeki esnafla görüşerek onlara iş imkanları sağladı. Tekstil sektöründeki tanıdıklarını devreye sokarak yurtların yatak ve örtü gibi fiziki ihtiyaçlarını da gideren Akdere, çocukların topluma kazandırılması için adeta bir öz anne gibi çırpındı.
"Çekirdek Tıklayalım"dan Düğün Fotoğraflarına Unutulmaz Anılar
Çeyrek asırlık bu süreç, Şivazar Akdere’nin hafızasında silinmez izler bıraktı. Kurumda çalışan ve kalacak yeri olmadığı için 10 yaşındaki kızını yanında getirmek zorunda kalan Ayşe isimli bir annenin durumuna kayıtsız kalamayan Akdere, hemen organize olarak küçük kızın okul kaydını yaptırdı, formasını aldı ve aileye Halkalı’da eşyalı bir ev kurarak yeni bir hayat hediye etti. Bir diğer tatlı anı ise 8 yaşındaki Kemal ile olan diyaloğuydu. Kravatsız gezmeyen küçük Kemal'in kendisine yaklaşıp "Anne gel, çekirdek tıklayalım" deyişini hiç unutmayan Akdere, bugün bile kendi torunlarına "çekirdek tıklayalım" diyerek bu sevgi dolu mirası yaşatıyor. 5 yaşında kuruma gelen ve büyüyüp evlenen Suat’ın düğününde, damat tarafı için fotoğraf çekilirken kimsesiz kalan gencin yanına arkadaşı Özay ile birlikte koşarak aile fotoğrafına dahil olması ise Akdere’nin hayatındaki en duygusal anlardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.
Yıllar Geçse de Kopmayan Sıkı Bağlar
Bugün sağlık sorunları nedeniyle eskisi kadar sık kuruma gidemese de Şivazar Akdere’nin çocuklarıyla olan bağı hiç kopmadı. Türkiye'nin dört bir yanından, hatta Ankara'dan sadece onun elini öpmek için gelen eski çocukları, evlendiklerinde ilk olarak "Şivazar Anne"lerini arıyor, nikah şahidi olmasını istiyor ve bebek müjdelerini onunla paylaşıyor. Sokakta karşılaştıklarında boynuna sarılan gençlerin kendilerini hatırlatmak için çocukluk fotoğraflarını gösterdiğini anlayan Akdere, "Emeklerimiz birbirimize boşa gitmedi" diyerek büyük bir gurur yaşıyor. Maddi yardımların ötesinde çocukların en çok sevgiye ve şefkete ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Akdere, tüm topluma çağrıda bulunarak, bir çocuğun hayatına dokunmanın bazen sadece sıcak bir sarılmayla başladığını hatırlatıyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!