Özbekistan, Sovyet Rejiminin Siyasi Baskı Kurbanlarını Anıyor: Bağımsızlık Yolunda Ödenen Ağır Bedeller
Özbekistan'da Sovyet rejiminin baskılarına maruz kalan ve bağımsızlık uğruna can veren aydınlar, 31 Ağustos Siyasi Baskı Kurbanlarını Anma Günü'nde törenlerle anıldı.
Özbekistan'da, Sovyetler Birliği döneminde uygulanan totaliter rejimin acı hatıralarını anmak ve haksız yere hayatını kaybeden vatanseverleri yad etmek amacıyla her yıl düzenlenen "Siyasi Baskı Kurbanlarını Anma Günü", bu sene de geniş katılımlı törenlerle gerçekleştirildi. Ülkede 2001 yılından bu yana resmi olarak ilan edilen 31 Ağustos tarihinde, başkent Taşkent'teki anlamlı mekanlardan biri olan Şehitler Anıtı Hıyabanı'nda devletin zirvesini ve halkı bir araya getiren bir anma programı düzenlendi. Törenlerde, bağımsızlık ve hürriyet mücadelesinde canlarını feda eden aydınların aziz hatıraları bir kez daha canlandırıldı.
Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev başta olmak üzere, devlet erkânı, dini liderler, akademisyenler, yazarlar ve çok sayıda vatandaşın katıldığı anma merasiminde, Sovyet rejimi tarafından "rejim düşmanı" ilan edilerek katledilen veya sürgüne gönderilen kurbanların ruhu için Kur'an-ı Kerim okunarak dualar edildi. Törenin ardından geleneksel Özbek pilavı ikramı yapılarak toplumsal birlik mesajı verildi.
Türkistan'ın Aydınlanma Meşalesi: Cedidçilik ve Sovyet Zulmünün Bilançosu
19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Orta Asya coğrafyasında filizlenen, eğitim, basın, kültür ve toplumsal modernleşmeyi hedefleyen Cedidçilik hareketi, Türkistan coğrafyasının uyanışında ve milli kimliğinin inşasında hayati bir rol üstlenmişti. Ancak bu aydınlanma hareketi, Sovyet yönetiminin bölgedeki asimilasyon ve kontrol politikalarına en büyük tehdit olarak görüldü. Bu nedenle Cedid hareketinin öncüleri, Sovyet rejiminin sistematik baskı ve tasfiye operasyonlarının birincil hedefi haline geldi.
Resmi arşiv verilerine göre, Sovyetler Birliği'nin Özbekistan topraklarında özellikle 1937-1953 yılları arasında gerçekleştirdiği büyük temizlik hareketinde 100 binden fazla kişi hapse atıldı ya da Sibirya gibi uzak bölgelere sürgün edildi. Bu karanlık dönemde, yaklaşık 13 bin vatansever ise kurşuna dizilerek idam edildi. Rejimin acımasız baskıları, toplumun hafızasını yok etmek amacıyla özellikle en parlak beyinleri hedef aldı. Çağdaş Özbek edebiyatının kurucularından Abdullah Kadiri, fikir insanı Münevver Kari, büyük düşünür Abdurauf Fitrat ve milli şair Abdulhamid Süleyman Çolpan gibi isimler, "milliyetçilik" ve "Sovyet karşıtlığı" gibi asılsız suçlamalarla zindanlara atıldı veya hayatlarından koparıldı.
Tarihi İade-i İtibar Süreci ve Yüksek Mahkeme Kararları
Son yıllarda Özbekistan hükümeti, Sovyet dönemindeki karanlık sayfaları aydınlatmak, kurbanların isimlerini gün yüzüne çıkarmak ve haksızlığa uğrayanların itibarlarını geri iade etmek için yoğun bir çalışma yürütüyor. Devlet arşivlerindeki gizli belgeler tek tek incelenirken, elde edilen tarihi bulgular kitaplar, belgeseller ve akademik çalışmalar aracılığıyla kamuoyunun bilgisine sunuluyor.
Yürütülen bu titiz çalışmalar neticesinde, Özbekistan Yüksek Mahkemesi tarafından 2021-2025 yılları arasında gerçekleştirilen davalarda, Sovyet döneminde haksız yere mahkum edilen 1200'den fazla kişinin suçsuzluğu tescillenerek aklandı. Bu adalet mücadelesinin son halkası olarak, bu yıl da geçmiş rejim tarafından asılsız iddialarla zindanlara atılan veya idama mahkum edilen 161 kişinin daha itibarı hukuken iade edildi.
Hafızayı Diri Tutan Mekan: Siyasi Baskı Kurbanları Devlet Müzesi
Sovyet rejiminin infaz ve işkence merkezlerinden biri olan bu tarihi alanda, 2000 yılında dönemin Cumhurbaşkanı İslam Kerimov'un talimatıyla Şehitler Anıtı Hıyabanı inşa edildi. Bu kompleksin tamamlayıcısı olarak, 31 Ağustos 2002 tarihinde ise geçmişin acılarını gelecek nesillere aktarmak amacıyla Siyasi Baskı Kurbanları Devlet Müzesi kapılarını açtı.
Müzenin merkezinde, baskı yıllarında eşlerini, çocuklarını ve babalarını kaybeden ailelerin yaşadığı derin dramı simgeleyen ünlü "Istırap Heykeli" yer alıyor. Toplam 10 farklı tematik bölümden oluşan müze; Çarlık Rusyası'nın Türkistan'ı sömürgeleştirme sürecinden başlayarak, Sovyet kolektifleştirme politikalarına, Cedidçilik hareketinin tasfiyesine ve 1920'lerden 1980'lere kadar uzanan farklı baskı dönemlerine ışık tutuyor. Ziyaretçiler müzede döneme ait gizli istihbarat belgelerini, mahkeme kayıtlarını, kişisel eşyaları ve tarihi fotoğrafları inceleme fırsatı buluyor. Aynı zamanda aktif bir araştırma merkezi olan müzede, tarihçiler yeni belgeler üzerinde bilimsel çalışmalar yürütmeye devam ediyor.
Bağımsızlığın Eşiğinde Milli Hafıza Vurgusu
Siyasi baskı kurbanlarının, ülkenin en büyük milli bayramı olan 1 Eylül Bağımsızlık Günü'nden tam bir gün önce, yani 31 Ağustos'ta anılması derin bir sembolik anlam taşıyor. Bu törenler, kazanılan bağımsızlığın ne kadar büyük fedakarlıklarla elde edildiğini tüm topluma hatırlatıyor.
Bu yılki törende konuşan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Özbekistan'ın bağımsızlığının 35. yıl dönümünün kutlandığı bu günlerde, hürriyet kahramanlarını unutmamanın insani ve milli bir borç olduğunu belirterek şunları kaydetti:
"Böylesine kutlu günlerde istiklal ve özgürlük yolunda hayatını kaybeden kahraman atalarımızı hatırlamak, onların hatırasına saygı göstermek kutsal görevimizdir. Onların mücadelesi, gençlerimizin vatanseverlik ruhuyla yetişmesinde ve geleceğe güvenle bakmamızda en büyük manevi güç kaynağımız olmaya devam edecektir."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!