Patriot Stoklarındaki Kritik Azalma Trump'a Geri Adım Attırdı: İran Planı Askıda
ABD Başkanı Trump'ın İran'a yönelik kapsamlı askeri harekat planını, komutanların Patriot füze stoklarındaki kritik erime uyarıları üzerine askıya aldığı iddia edildi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a yönelik gerçekleştirmeyi planladığı kapsamlı askeri operasyonu son anda durdurduğuna dair iddialar, küresel siyaset ve askeri çevrelerde geniş yankı uyandırdı. Amerikan medyasında yer alan analiz ve haberlere göre, Beyaz Saray'ın bu kritik kararı almasında, askeri komuta kademesinin mühimmat stoklarına dair yaptığı hayati uyarılar belirleyici oldu. Bazı kaynaklar ise bu geri adımın, Tahran ile yürütülebilecek olası bir diplomasi trafiğine zemin hazırlamak amacıyla atıldığını savunuyor.
Mühimmat Krizi ve Patriot Stoklarındaki Tehlikeli Düşüş
New York Times gazetesinin ortaya çıkardığı kulis bilgilerine göre, daha önce Tahran yönetimine "eşi benzeri görülmemiş" bir karşılık verileceğini ilan eden Donald Trump, askeri gerçeklerin ağırlığı karşısında geri adım atmak zorunda kaldı. Geçtiğimiz cuma günü Beyaz Saray’ın kozmik kriz odasında gerçekleştirilen gizli toplantıda, Genelkurmay Başkanı General Dan Kane, Başkan Trump’a sarsıcı bir rapor sundu. Raporda, İran ile doğrudan bir çatışmanın tırmanması durumunda bölgedeki hava savunma sistemlerinin yetersiz kalacağı açıkça ifade edildi. Pentagon verilerine göre, bölgedeki operasyonların yoğunlaştığı Nisan ayından bu yana, her birinin maliyeti 4 milyon doları bulan 1.200’den fazla Patriot füzesi ateşlendi.
General Kane, saldırıların aynı tempoda devam etmesi halinde CENTCOM envanterindeki mühimmat seviyesinin savunma sınırlarının altına düşeceği konusunda uyardı. Toplantıda hazır bulunan Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in de askeri gerilimin kontrolsüz bir şekilde tırmanmasının getireceği riskler konusunda endişelerini paylaştığı belirtildi.
Ürdün’deki Güvenlik Zafiyeti ve Diplomasi Arayışları
Amerikan askeri komuta kademesinde endişeleri artıran en somut olaylardan biri de 17 Temmuz’da yaşandı. Bu tarihte bir İran füzesinin Ürdün’deki Amerikan savunma hattını aşarak 3 ABD askerinin ölümüne yol açması, "savunma zafiyeti" tartışmalarını alevlendirdi. Komutanlar, İran’a yönelik geniş çaplı bir operasyonun Tahran’dan devasa bir misilleme dalgası başlatacağını ve eldeki mevcut mühimmat stoklarıyla bu saldırıları göğüslemenin imkansız olduğunu vurguladı.
Askeri risklerin bu derece yükselmesinin ardından Beyaz Saray’da ibre yeniden diplomatik seçeneklere döndü. İletişim Direktörü Steven Cheung, Trump’ın önceliğinin her zaman diplomasi olduğunu yinelerken; Trump'ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner gibi isimlerin sıcak bir çatışma yerine İran'ı "ekonomik olarak boğma" stratejisine ağırlık verilmesini önerdiği ifade ediliyor. ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Mike Waltz ise Fox News kanalına yaptığı açıklamada, Trump’ın diplomatik görüşmelere alan açtığını belirterek, askeri operasyonların tamamen durdurulduğu iddialarını yalanladı ve ABD’nin her an "tetikte ve hazır" beklediğini kaydetti.
İran'da Mücteba Hamaney Dönemi ve Nükleer Silah Arzusu
Öte yandan ABD istihbarat birimleri, İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in, babası Ali Hamaney’e kıyasla nükleer silah edinme konusunda çok daha kararlı ve istekli olduğunu iddia ediyor. New York Times’a konuşan istihbarat yetkilileri, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’tan bu yana gerçekleştirdiği nokta operasyonlarla Devrim Muhafızları’nın çok sayıda üst düzey komutanını tasfiye etmesinin, Tahran’daki yeni yönetimi daha radikal ve sert bir çizgiye ittiğini öne sürüyor. Mücteba Hamaney cephesinden bu iddialara yönelik resmi bir açıklama gelmezken, istihbarat raporlarının bir kısmının çatışma öncesi verilere dayandığı belirtiliyor.
Hazar Denizi'nde Yeni Cephe: Ukrayna'nın Saldırısı ve Türk Gemisi
ABD-İran gerilimi bölgesel sınırları aşarken, Ukrayna’nın Hazar Denizi’nde İran bağlantılı askeri kargo taşıdığı iddia edilen bir gemiyi hedef alması tansiyonu zirveye çıkardı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı telefon görüşmelerinde bu konuyu ele aldıklarını belirtti. Arakçi, "Zelenskiy yönetimi, bir İran ticaret gemisine saldırarak bir denizcimizi katletti. Bu, İsrail'in Avrupa'yı kendi savaşına çekmek amacıyla yaptırdığı açık bir hukuk ihlalidir. Kiev’deki bu asalak yönetimin eylemi cevapsız kalmayacaktır" diyerek gözdağı verdi.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ticari gemileri hedef alan boyutunun Karadeniz ve Hazar Denizi'ne yayılmasıyla birlikte, İstanbul merkezli bir şirket tarafından işletilen AGN Ragnar adlı yük gemisi de bu saldırılar sırasında hasar gören gemiler arasında yer aldı.

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!