Rojin Kabaiş Ölümünde İlaç Tartışması: Cinayet mi, Ameliyat Kalıntısı mı?
Rojin Kabaiş’in otopsisinde tespit edilen rokuronyum ve ornidazol maddeleri, cinayet iddiaları ile tıbbi süreç tartışmalarını karşı karşıya getirdi.
Van'da kaybolduktan sonra cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin sır perdesi henüz aralanamamışken, otopsi raporunda tespit edilen ilaç etken maddeleri yeni bir adli tartışmanın fitilini ateşledi. Genç kadının bedeninde saptanan rokuronyum ve ornidazol maddelerinin ölüm sebebiyle ilişkisi hakkında aile avukatları ile adli tıp uzmanları taban tabana zıt görüşleri savunuyor.
Otopsi Raporunda İki Kritik Madde Tespit Edildi
Rojin Kabaiş'in ailesinin avukatı Karabulut, genç kadının iç organlarında yapılan detaylı incelemelerde rokuronyum ve ornidazol isimli iki farklı etken maddenin belirlendiğini açıkladı. Kabaiş’in ölümünden kısa bir süre önce, 11 Eylül 2024 tarihinde bir kulak ameliyatı geçirdiğini hatırlatan Karabulut, operasyonu gerçekleştiren hekimle görüştüklerini ve tıbbi kayıtları titizlikle incelediklerini belirtti. Avukat Karabulut, otopside ortaya çıkan bu kimyasal bulguların söz konusu cerrahi operasyonla açıklanamayacağını ileri sürdü.
Tespit edilen kimyasalların tıbbi işlevlerine değinen Karabulut, ornidazolün enfeksiyon tedavisinde ve cerrahi sonrasında koruma amaçlı kullanılan bir antibiyotik olduğunu, rokuronyumun ise anestezi uygulamalarında solunum kaslarını gevşetmek amacıyla tercih edilen son derece güçlü bir kas gevşetici olduğunu ifade etti.
"Ölümünden Kısa Süre Önce Verilerek Etkisiz Hale Getirildi" İddiası
Avukat Karabulut, rokuronyum maddesinin vücuttaki yarılanma ömrünün son derece kısa olduğuna dikkat çekerek çarpıcı bir iddiada bulundu. Karabulut, "Bu ilacın ameliyatta kullanılmış olduğu varsayılsa bile, haftalar sonra yapılan bir otopside tespit edilmesi bilimsel olarak mümkün değildir. Bizim iddiamız, Rojin'in bu kimyasal maddeler vasıtasıyla öncelikle etkisiz hale getirildiği, ardından solunum sisteminin felç edilmesi suretiyle öldürüldüğü yönündedir" şeklinde konuştu.
Adli Toksikolog Prof. Dr. Dağlıoğlu: "Aylar Sonra Bile Tespit Edilebilir"
Avukat Karabulut’un iddialarını değerlendiren Adli Toksikolog Prof. Dr. Nebile Dağlıoğlu ise adli tıp dünyasındaki bilimsel verilere dayanarak farklı bir açıklama sundu. Otopside saptanan ilaç seviyelerinin oldukça düşük düzeyde olduğunu vurgulayan Dağlıoğlu, bu maddelerin ameliyat ve sonrasındaki tedavi sürecinden kalmış olabileceğini belirtti. Maddelerin vücuttan hızla atılacağı ve haftalar sonra tespit edilemeyeceği yönündeki görüşlerin doğru olmadığını savundu.
Prof. Dr. Dağlıoğlu, bilimsel literatürün bu durumu desteklediğini belirterek, "Tıp literatürü incelendiğinde, cerrahi müdahalelerin üzerinden haftalar, hatta aylar geçmesine rağmen ölüm sonrası alınan biyolojik örneklerde bu tür maddelerin saptanabildiği vakalar mevcuttur. Tedavi sürecinde hastaya verilen ilaçlar dokularda birikebilir ve ölümün ardından yapılan analizlerde ortaya çıkabilir" diyerek iddiaların bilimsel olarak kesin bir cinayet kanıtı sayılamayacağını ifade etti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!