Rum Milletvekilinden Tarihi İtiraf: Kıbrıslı Türklere Yönelik Katliamlar En Büyük Utancımızdır
AKEL Milletvekili Yorgos Kukumas, Muratağa, Sandallar, Atlılar ve Taşkent katliamlarını kaleme alarak Rum aşırı sağının işlediği insanlık suçlarını ifşa etti.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) sol eğilimli siyasi oluşumu AKEL'in milletvekili ve üst düzey yöneticilerinden Yorgos Kukumas tarafından kaleme alınan çarpıcı bir makale, Kıbrıs yakın tarihinin karanlık sayfalarını yeniden tartışmaya açtı. Kukumas, kaleme aldığı analizinde, Muratağa, Sandallar, Atlılar ve Taşkent bölgelerinde Kıbrıslı Türk sivillere yönelik gerçekleştirilen toplu katliamları mercek altına aldı. Rum aşırı sağcı milislerin gerçekleştirdiği bu vahşeti "ülke tarihinin en kara lekelerinden biri" olarak tanımlayan milletvekili, Rum toplumunun bu suçlarla yüzleşmekten kaçındığını ve faillerin sistematik olarak korunduğunu gözler önüne serdi.
Karanlık Tarihin Perdesi Aralanıyor: 1963 ve 1974 Katliamları
Milletvekili Yorgos Kukumas, "Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rum faşistler tarafından katledilmesi" başlığını taşıyan tarihi yazısında, Kıbrıs'ın modern tarihinde Rum kesimince en çok gizlenen ve sansürlenen konulardan birinin Türklere karşı işlenen insanlık suçları olduğunu belirtti. Özellikle 1963-1964 dönemi ile 1974 yazında yaşanan trajedilerin Rum kamuoyunda adeta unutturulmaya çalışıldığını vurgulayan Kukumas, çarpıcı rakamlar verdi. Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerinde çoğunluğu savunmasız kadınlardan, çocuklardan ve yaşlılardan oluşan 126 Kıbrıslı Türkün, Taşkent'te ise hiçbir silahı bulunmayan 84 sivilin katledilmesini, Rum tarafının en büyük tarihsel utancı olarak nitelendirdi.
Sivil Katliamlar ve Toplu Mezarların Kan Donduran Detayları
Kukumas'ın aktardığı tarihi kayıtlara göre, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin adaya müdahalesinin hemen ardından, aşırı sağcı ve ırkçı EOKA-B terör örgütü militanları harekete geçti. Çevre köylerden gelen silahlı Rum çeteleri; Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerini basarak sivil halkı terörize etti. Evleri tek tek yağmalayan saldırganlar, Türkleri toplayarak otobüslerle Peristeronopigi'deki bir okul binasına sevk etti. Buradaki yetişkin erkekler daha sonra Gazimağusa'daki esir kampına ve ardından Limasol'a gönderildi. 20 Temmuz'dan 14 Ağustos'a kadar geçen süreçte bu üç savunmasız köyde sürekli yağma, hırsızlık, tecavüz ve cinayet olaylarının yaşandığını belirten Kukumas, 14 Ağustos günü ise geride kalan tüm kadın, çocuk ve yaşlıların toplu olarak katledildiğini yazdı.
Katliamın ardından EOKA-B militanlarının, katlettikleri 126 Türk sivilin cansız bedenlerini gizlemek amacıyla iş makineleriyle derin çukurlar açtığını belirten Rum siyasetçi, bu toplu mezarların üzerinin fark edilmemesi için çöplerle örtüldüğünü ifade etti. Yazıda, o dönem toplu mezarların açılmasına tanıklık eden Muratağalı Kıbrıslı Türk Aşir Ahmet'in ifadelerine de yer verildi. Ahmet, mezarlardan çıkarılan bedenlerin çoğunun parçalanmış çocuk cesetleri olduğunu, kurbanların birbirlerine tellerle bağlandığını ve bazılarının ise tanınmayacak derecede yakıldığını dehşetle aktarmıştı.
Rum Askerin İtirafı: "Biz İşimizi Bitirdik"
Makalede yer alan en sarsıcı tanıklıklardan biri de o dönem Beşparmaklar bölgesinden geri çekilmekte olan Rum asker Nikos Genias'a ait. Genias, geri çekilme esnasında Muratağa ve Sandallar köylerinden geçtiklerini ve orada gördüğü korkunç manzarayı ömrü boyunca unutamadığını belirtti. Rum askerin ifadelerine göre, EOKA-B üyeleri ekskavatörlerle açtıkları devasa çukurlara katlettikleri yaşlı ve çocukları doldurmaktaydı. Hatta eli kanlı milislerden birinin, yaptıkları vahşetle gurur duyarak kendilerine "Biz işimizi hallettik" dediğini aktardı. Kukumas, bu kan donduran askeri tanıklığın ilk kez 20 Temmuz 1998 tarihinde Rum Haravgi gazetesinde yayımlandığını da hatırlattı.
Taşkent'te Kurşuna Dizilen Siviller ve Mucizevi Kurtuluş
Kukumas, yazısında sadece Muratağa bölgesini değil, Taşkent köyünde yaşanan bir diğer büyük trajediyi de detaylandırdı. 14 Ağustos'ta EOKA-B militanları tarafından Taşkent'ten toplanan, aralarında çocukların da yer aldığı 84 Kıbrıslı Türk erkek, bir okulda rehin tutulduktan sonra iki otobüsle Limasol'a doğru yola çıkarıldı. Ancak otobüslerden biri Palodia mevkisine geldiğinde durduruldu ve içindeki Türkler otomatik silahlarla tarandı.
Bu vahşi infazdan mucize eseri sağ kurtulmayı başaran Suat Hüseyin'in tanıklığına değinen Kukumas, saldırganların yaklaşık 10 dakika boyunca aralıksız ateş açtığını, ardından şarjör değiştirip hayatta kalanların kafasına sıkarak işlerini garantiye almaya çalıştıklarını yazdı. Hüseyin, üzerine yığılan cansız bedenlerin altında kalarak ve ölü taklidi yaparak bu katliamdan sağ kurtulabilen tek kişi olmuştu.
Cezasızlık Kültürü ve Geçmişle Yüzleşme Çağrısı
Rum milletvekili, 2009 yılında Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamlarına karıştığı tespit edilen 15 Kıbrıslı Rum şüphelinin isimlerinin kamuoyuna sızdığını belirtti. Dönemin Rum Başsavcısı Petros Kliridis'in talimatıyla polis tarafından başlatılan soruşturmaların ise hiçbir netice vermediğini ve faillerin bugün bile serbestçe yaşamaya devam ettiğini vurguladı. Benzer şekilde Taşkent katliamının sorumlularının da yargı önüne çıkarılmadığını ifade eden Kukumas, yeni nesil Rum gençliğinin bu tarihi gerçeklerden tamamen habersiz yetiştirildiğine dikkat çekti.
Kukumas, Rum medyasında bu konuların konuşulmasının adeta bir tabu olduğunu, milliyetçi kesimlerin "bu katliamları konuşmak Türkiye'nin 1974'teki müdahalesini haklı çıkarır" teziyle gerçeklerin üstünü örttüğünü savundu. Bu çarpık anlayışı sert dille eleştiren AKEL'li vekil, suçun tüm Rum toplumuna mal edilemeyeceğini, ancak geçmişteki bu faşist unsurlarla yüzleşilmeden iki toplum arasında kalıcı bir barış ve güven ortamının inşa edilemeyeceğini belirterek sözlerini noktaladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!