Rusya'dan Batı'ya Gözdağı: "Korsanlık Yapan Ülkelerin Gemilerini Hedef Alacağız"
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, AB'nin Rus gemilerine yönelik denetim kararına sert tepki göstererek, "korsanlık" yapan ülkelerin gemilerinin hedef alınacağını açıkladı.
Rusya ile Batı arasındaki gerilim, deniz ticaret yollarına ve küresel güvenlik koridorlarına taşınıyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya Devlet Televizyon ve Radyo Kurumuna verdiği kapsamlı röportajda, Avrupa Birliği'nin (AB) Rus ticari gemilerini denetleme ve yaptırım uygulama kararlarına çok sert tepki gösterdi. Lavrov, Brüksel'in bu hamlelerle Moskova'nın küresel pazarlardaki ekonomik gelirlerini baltalamayı hedeflediğini dile getirdi.
"Gölge Filo" Gerilimi ve Denizlerde Misilleme Tehdidi
AB'nin kendi kurallarına uymayan tüm deniz araçlarını "gölge filo" ilan ederek uluslararası hukuku çiğnediğini savunan Lavrov, bu yaklaşımın son derece tehlikeli sonuçlar doğuracağını vurguladı. Avrupalı devletlerin kendi iç kararlarını küresel hukukun üzerinde gördüğünü belirten Rus Bakan, "Gemilerin durdurulmasına, yüklerine el konulup satılmasına ve bu gelirlerin Ukrayna'daki Nazi rejimini güçlendirmek amacıyla Kiev'e aktarılmasına zemin hazırladılar" dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in bu adımlara kesin bir şekilde karşılık verileceğini ilan ettiğini hatırlatan Lavrov, "Hedefleri kendimiz belirleyeceğiz. Soygunculuğu ve korsanlığı resmi bir devlet politikası haline getiren ülkelerin çıkarlarına hizmet eden gemiler doğrudan hedefimiz olacaktır" uyarısında bulundu.
ABD ile İstihbarat Krizi ve Trump Ekibine Açık Kapı
Küresel diplomasideki diğer sıcak başlıklara da değinen Lavrov, Washington yönetiminin Ukrayna'ya, Rusya'nın sivil altyapı tesislerine yönelik saldırılar gerçekleştirmesi için aktif istihbarat desteği sağladığını ileri sürdü. Bu konuda ABD makamlarına resmi sorular ilettiklerini belirten Bakan, net bir yanıt beklediklerini ifade etti. Batı'nın Kiev'e yönelik askeri sevkiyatlarını durdurmak adına sert önlemler aldıklarını kaydeden Lavrov, "Bazı çevreler bu askeri operasyonların derhal durdurulmasını talep ediyor. Ancak bu ancak uzun vadeli, güvenilir ve sürdürülebilir bir barış formülü sağlandığında mümkün olabilir" diye konuştu. Lavrov ayrıca, ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'in olası Rusya ziyaretlerine değinerek, "Onlarla diyalog kurmaktan hiçbir zaman vazgeçmedik. Moskova'ya geldiklerinde Putin tarafından kabul edileceklerini biliyorlar, ancak hangi somut önerilerle gelecekleri kritik önem taşıyor" dedi. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in Ukrayna'ya askeri destek belgesi imzalamasını da değerlendiren Lavrov, Vucic'in son derece zor bir süreçten geçtiğini, AB'nin deneyimli siyasetçiye yönelik şantaj ve baskı uyguladığını iddia etti. Lavrov ayrıca, mevcut Japon hükümetinin ABD ortaklığıyla ülkeyi hızla askerileştirdiğini savundu.
Türkiye’nin Arabuluculuk Rolü ve Karadeniz’deki Hassas Denge
Ankara ile Moskova arasındaki ilişkileri ve Türkiye'nin Ukrayna krizindeki arabuluculuk potansiyelini değerlendiren Sergey Lavrov, Türkiye'nin Rusya ile yapıcı ilişkileri sürdürme kararlılığını takdir ettiklerini belirtti. İki ülke arasında ekonomi, enerji ve ticaret alanlarında köklü ortak projeler bulunduğuna dikkat çeken Lavrov, Kafkasya ve Karadeniz'in ortak jeopolitik paydalar olduğunu söyledi. Türkiye'nin Karadeniz'de istikrarın korunmasından yana net bir tavır sergilediğini ifade eden Lavrov, "Türk meslektaşlarımız, sivil gemilerin saldırılara hedef olmaması için yeni bir mutabakat sağlanması gerektiğini savunuyor. Ancak bu gerilimi tırmandıran taraf biz değiliz" şeklinde konuştu. Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine ait insansız hava araçlarının (İHA) daha önce Türk yük gemilerine ve Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) altyapısına yönelik saldırılar düzenlediğini hatırlatan Lavrov, bu süreçte ABD ve Türkiye'nin Kiev yönetimini uyardığını aktardı. Lavrov, "Bu uyarılara rağmen Zelenskiy yönetimi saldırıları tamamen durdurma sözü vermedi; sadece Rusya ile doğrudan bağı bulunmayan gemilere yönelik eylemleri askıya alacaklarını taahhüt etti" dedi. Son olarak Türkiye'nin NATO üyeliği ve AB ile olan ilişkilerinin ikili diyalog üzerinde kaçınılmaz olarak bazı artçı etkilere yol açtığını da sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!