Sosyal Medyanın Algoritmaları ve Dijital Bağımlılık Üzerindeki Etkileri
Dijital teknolojilerin gelişimi sosyal medyanın etkisini artırıyor. Algoritmalar, kullanıcıları bağımlı hale getirirken, bu durum gençler üzerinde ciddi psikolojik sorunlara yol açabiliyor.
İstanbul
AA muhabirinin topladığı bilgilere göre, dijital teknoloji alanındaki yenilikler sosyal medya platformlarının etkisini ve önemini giderek artırıyor. Özellikle ABD ve Çin kökenli sosyal medya devleri, kullanıcılarının platformda geçirdiği süreyi artırmak için çeşitli yöntemler geliştiriyor.
📲 Güncel haberler cebinizde
Bu yöntemlerin en dikkat çekeni ise, kullanıcıların bağımlı hale gelmesini sağlayan algoritmaların kullanılması. Algoritmalar, kullanıcı davranışlarını analiz ederek platformda geçirilen süreyi artırıyor ve özellikle gençler ve ergenler arasında bağımlılık riski oluşturuyor.
Bu çerçevede, sosyal medyanın çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkileriyle ilgili dünya genelinde kısıtlayıcı yasalar yürürlüğe girerken, sosyal medya platformlarına karşı açılan davalar da devam ediyor. Los Angeles'ta görülen bir dava, çocuklarda sosyal medya bağımlılığı konusunu merkeze alarak teknoloji dünyasında büyük bir hesaplaşma olarak değerlendiriliyor.
AA muhabirine konuşan İlyas Kaya, sosyal medya bağımlılığının bireyin günlük yaşamını olumsuz etkileyen bir durum olduğunu ve bireyin sosyal medya kullanımını kontrol edememesiyle karakterize edildiğini belirtti.
Kaya, sosyal medya platformlarının, kullanıcılarını sürekli platformda tutabilmek için özel algoritmalar kullandığını ve bu algoritmaların kullanıcıları her gün uzun süre platformda tutmayı hedeflediğini vurguladı.
Kaya, sosyal medya platformlarının kullanıcıların ilgi alanlarını öğrendiğini ve bu bilgiler doğrultusunda onlara benzer ve daha cazip içerikler sunduğunu ifade etti.
Algoritmalar duygusal olarak etkileyici içerikleri öne çıkarıyor
Kaya, bu durumun kullanıcıları adeta içine çeken bir girdap gibi olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Özellikle neşe, öfke, korku, merak ve haz gibi duygusal tepkiler yaratan içerikler öncelikli olarak sunuluyor ve kişiye özel algoritmalar bu doğrultuda oluşturuluyor. Sonsuz kaydırma özelliği ile kullanıcı durmadan platformda geziniyor, bu da reklam izlenme oranlarını artırarak platformların gelirlerini yükseltiyor. Algoritmalar, kullanıcıların psikolojik zaaflarını ve ihtiyaçlarını sömürerek onları platformda tutmayı amaçlıyor. Bu sistemler, bazı uzmanlar tarafından 'dijital kumar makineleri' olarak tanımlanıyor."
Çocuk ve ergenlerde psikolojik sorunlar tetikleniyor
Kaya, aşırı sosyal medya kullanımının zararlarına dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti:
"Ailelerin sıkça dile getirdiği bu sorunlar, klinik muayenelerde de sıkça karşılaştığımız bir durum. Bilimsel çalışmalar, aşırı sosyal medya kullanımının çocuk ve ergenlerde majör depresif bozukluk, anksiyete, uyku bozuklukları, dikkat eksikliği, beden dismorfik bozukluk ve siber zorbalık gibi psikiyatrik sorunlara yol açabileceğini gösteriyor. Ayrıca, bu durum ileride çevrimiçi oyun ve kumar bağımlılığı gibi diğer bağımlılıklara ve kişilik bozukluklarına zemin hazırlayabiliyor."
Kaya, psikiyatrik sorunların artışıyla ilgili bilimsel verilerin sürekli arttığını ve çocukların henüz kimlik ve kişilik gelişimlerini tamamlamadıklarını vurguladı.
Çocuk ve ergenlerin gelişim aşamalarında dış etkilere açık olduklarını belirten Kaya, "Sosyal medyada beğenilme ve onaylanma ihtiyacı, yanlış algıların oluşmasına ve mevcut kırılganlıkların artmasına neden olabilir. Ailelerin psikolojik zarar iddiaları bu bağlamda temelsiz değil." dedi.
16 yaş altı için sosyal medya yasaklarının gündemde olmasının doğal bir gelişme olduğunu belirten Kaya, online oyun ve sosyal medya bağımlılığının etkilerinin gelecekte daha açık bir şekilde görüleceğini ifade etti.
"Kısıtlamalar ve denetimler hayatımızın bir parçası olacak"
Kaya, kumar ve kimyasal bağımlılıklarda bağımlılığın başlamasında önemli bir risk faktörü olan erişim kolaylığının, dijital bağımlılık için de geçerli olduğunu belirtti.
Online oyun, alışveriş ve sosyal medya kullanımının olumsuz sonuçları ortaya çıktıkça kısıtlamalar ve denetimlerin uygulanmasının kaçınılmaz olduğunu söyleyen Kaya, "Çocukların sosyal medyayı doğru kullanmayı öğrendikleri yaş sınırının bilimsel temelleri gittikçe daha netleşiyor ve bu konu ciddi bir önem taşıyor." dedi.
Kaya, bağımlılıkla mücadelede en önemli yaklaşımın bağımlı hale gelmemek olduğunu ve bunun da çocukların ekran ve sosyal medya maruziyetinin azaltılmasıyla başlayacağını belirtti.
"Doğal aktiviteler artırılmalı"
Kaya, bağımlılık yaşayanların, bir uzmandan destek almalarının önemine değindi ve önerilerini şu şekilde sıraladı:
"Sosyal medya bildirimlerini kapatmak, uygulama sürelerini sınırlamak, yatmadan önce telefonu bırakmak, gri tonlar kullanmak gibi yöntemler etkili olabilir. Beynin görsel ödül sistemi daha az tetiklenir ve telefon daha az cazip hale gelir. Ayrıca, sık sık kendinize 'Bu uygulamaya neden giriyorum?' sorusunu sormak ve gerçek dünyada keyif aldığınız etkinliklere yönelmek önemlidir. Eğer bu yöntemler işe yaramazsa, sosyal medya detoksları yapmayı ve profesyonel destek almayı düşünebilirsiniz."
"Gençlerde sürekli çevrimiçi olma zorunluluğu kaygı yaratıyor"
ABD'deki davalarda ailelerin en büyük iddiasının, sosyal medyanın çocuklarda yeme bozuklukları, uyku sorunları ve intihar eğilimlerini artırdığı yönünde olduğunu belirten Kaya, bu iddiaların temelsiz olmadığını vurguladı.
"Gençler, başkalarının filtrelenmiş yaşamlarını gördükçe kendi yaşamlarını yetersiz hissediyor ve bu da düşük özgüven ve depresyonla bağlantılı. Ayrıca, sürekli çevrimiçi olma zorunluluğu gençlerde kronik anksiyeteye yol açabiliyor. Çocukların beyinleri henüz tam gelişmediği için bu tür manipülatif etkilere karşı daha savunmasızlar. Yasaklar ve kısıtlamalar, çocukları bu döngüden koruyabilir ve uzun vadeli psikolojik zararları azaltabilir." dedi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!