Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. Yılı: Avrupa'nın Ortasındaki Dinmeyen Acı ve Mavi Kelebeklerin Sırrı
Srebrenitsa soykırımının 31. yılında, 8 bin 372 Boşnak sivilin katledildiği insanlık trajedisinin detayları, hukuki süreçler ve semboller mercek altında.
Tarihler 11 Temmuz 1995'i gösterdiğinde, insanlık tarihi en karanlık sayfalarından birine şahitlik etti. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Avrupa kıtasında gerçekleştirilen en büyük toplu katliam olarak kayıtlara geçen Srebrenitsa soykırımının üzerinden tam 31 yıl geçti. Sırp güçleri tarafından hunharca katledilen en az 8 bin 372 Boşnak sivilin acısı, Bosna-Hersek başta olmak üzere tüm dünyada tazeliğini koruyor.

Bosna-Hersek’in Bağımsızlık Mücadelesi ve Savaşın Kanlı Eşiği
Yugoslavya'nın 1986 ile 1992 yılları arasında kanlı iç savaşlarla parçalanmasının ardından, bilge lider Aliya İzzetbegoviç önderliğinde gerçekleştirilen referandumla Bosna-Hersek bağımsızlığını ilan etti. Bu bağımsızlık kararı Amerika Birleşik Devletleri, Batılı devletler ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından resmi olarak tanındı. Ancak bu kararı kabul etmeyen Sırp güçleri, bölgedeki Müslüman Boşnakları ve Hırvatları tamamen temizlemek amacıyla askeri harekata girişti. Kısa süre içinde çok sayıda Boşnak şehri Sırp işgali altında kaldı.

Sırp ordusunun Srebrenitsa sınırlarına dayanması üzerine paniğe kapılan sivil halk, bölgede görevli olan BM bünyesindeki Hollandalı askerlerden koruma talep etti. Ancak güvenlik bölgesi ilan edildiği dönemde ellerindeki silahları teslim etmiş olan Boşnakların bu talebi karşılık bulmadı. Kendilerini savunmak için silahlarının geri verilmesini isteyen sivillerin bu isteği de reddedilince, binlerce insan tamamen savunmasız bir şekilde kaderine terk edildi.
"Bosna Kasabı" Ratko Mladic ve Tarihe Geçen İhanet
Savaş suçlusu Sırp General Ratko Mladic komutasındaki birlikler, 11 Temmuz 1995 günü Srebrenitsa'ya girdi. Hayatta kalabilmek için BM üssündeki Hollandalı askerlerin korumasına sığınan siviller, büyük bir ihanetle karşı karşıya kaldı. Hollandalı barış gücü askerleri, kendilerine sığınan çaresiz insanları Sırp güçlerine kendi elleriyle teslim etti.

İlerleyen yıllarda uluslararası mahkemelerde yargılanarak müebbet hapis cezasına çarptırılan "Bosna Kasabı" lakaplı Mladic'in, şehri ele geçirdiği gün kameralara söylediği sözler adeta yaklaşan vahşetin habercisiydi. Sırp bayramı arifesinde bu zaferi Sırp milletine armağan ettiğini belirten Mladic, "Nihayet bu topraklarda Türklerden (Boşnak Müslümanlar) intikam alma zamanı gelmiştir" diyerek soykırım talimatını verdi.
Sırp askerleri, kentteki askerlik çağındaki tüm erkekleri otobüslere bindirerek infaz alanlarına sevk etti. Ardından kadın, çocuk, yaşlı ayırt etmeksizin önlerine çıkan her sivili katletmeye başladılar.

"Ölüm Yolu" ve Ormanlık Alandaki Pusular
İşgalin ardından Srebrenitsa'daki Müslüman halkın bir kısmı bugün şehitliğin karşısında bulunan eski akümülatör fabrikasındaki Hollanda üssüne sığınırken, bir kısmı ise orman yolunu kullanarak Boşnak ordusunun kontrolündeki güvenli bölgeye ulaşmaya çalıştı. Ancak her iki yol da büyük trajedilere sahne oldu.
Halk arasında "ölüm yolu" olarak adlandırılan dağlık ve ormanlık güzergahı seçen binlerce Boşnak, Sırp askerlerinin önceden hazırladığı pusularda can verdi. Hollandalı askerlerin üssüne sığınanlar ise ilk geceden itibaren büyük bir dehşet yaşadı. Üsse giren Sırp askerleri, kimlik kontrolü adı altında erkekleri zorla götürürken, ailelerinden koparılan kadınların feryatları duvarlarda yankılandı.

Ertesi gün, Hollandalı askerlerin gözleri önünde kampın hemen dışına getirilen otobüslere kadın ve çocuklar bindirilerek sürgüne gönderilirken, erkekler tamamen ayrıldı. Bu erkekler daha sonra sistematik bir şekilde katledilerek toplu mezarlara gömüldü. 5 gün süren yoğun vahşette en az 8 bin 372 Boşnak sivil hayatını kaybetti. Bu büyük katliam, dünya kamuoyunda infiale yol açarak aynı yıl içinde ateşkes ilan edilmesini zorunlu kıldı.

Katliamdan 8 yıl sonra kimlikleri tespit edilebilen ilk 600 kurban, Potoçari Anıt Mezarlığı'na defnedildi. Bugüne kadar anıt mezarlıkta toprağa verilen kurban sayısı 6 bin 772'ye ulaşırken, 250 kurban ise ailelerinin talebiyle yerel mezarlıklarda defnedildi. Srebrenitsa'da hala cenazesine ulaşılamayan ve kayıp durumda olan 1000'den fazla insan bulunuyor.
Mavi Kelebeklerin İzinde Ortaya Çıkan Toplu Mezarlar
Sırp güçleri katliamın izlerini silmek amacıyla cenazeleri gizli toplu mezarlara taşımıştı. Ancak doğanın adaleti bu sırrı gizli bırakmadı. Toplu mezarların bulunduğu bölgelerde toprağın yapısının değişmesiyle sadece buralarda yetişen Artemis çiçekleri açtı. Bu çiçeklerle beslenen mavi kelebeklerin yoğunlaştığı bölgeleri takip eden uzmanlar, yüzlerce gizli toplu mezarı gün yüzüne çıkarmayı başardı.

Uluslararası Mahkemelerin Kararları ve Srebrenitsa Çiçeği
Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı, 2007 yılında aldığı tarihi kararla Srebrenitsa'da yaşanan vahşeti resmen "soykırım" olarak kabul etti. Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY), Sırp general Ratko Mladic'i soykırım ve insanlığa karşı suçlardan müebbet hapse mahkum etti. Sırpların o dönemki siyasi lideri Radovan Karadzic ise aynı mahkemece 40 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bugüne kadar yürütülen davalarda 45 Sırp yetkiliye toplam 699 yıl hapis cezası verildi. Eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic ise yargılama süreci devam ederken cezaevinde öldü.
Bugün soykırımın ve acılı annelerin simgesi haline gelen Srebrenitsa Çiçeği, beyaz ve yeşil renkleriyle dikkat çekiyor. Çiçekteki 11 yaprak katliamın başladığı 11 Temmuz gününü, beyaz renk kurbanların masumiyetini, ortadaki yeşil renk ise bir gün adaletin mutlaka tecelli edeceğine duyulan inancı ve umudu temsil ediyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!