Tahıl Koridoru Modeli Hürmüz Boğazı İçin Umut Olabilir mi? İstanbul Çözümü Gündemde
Tahıl Koridoru Modeli, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimi hafifletmek için örnek olabilir mi? İstanbul formülü tartışılıyor.
ÖZEL HABER
Küresel gıda krizinin hafifletilmesine yönelik Türkiye’nin liderliğinde gerçekleştirilen Tahıl Koridoru Anlaşması, 32,9 milyon ton tahılın dünya pazarına ulaşmasını sağlamıştı. Şimdi, uzmanlar aynı diplomatik yaklaşımın ABD-İran gerilimi nedeniyle tehdit altında olan Hürmüz Boğazı’na uygulanabilirliğini tartışıyor.

TÜRKİYE’NİN ARABULUCULUK GÜCÜ YENİDEN ÖN PLANA ÇIKIYOR
Küresel enerji ve ticaret yollarında ortaya çıkan yeni gerilimler, Türkiye’nin arabuluculuk rolüne olan ilgiyi yeniden artırdı. Özellikle ABD ve İran arasındaki gerginlik sebebiyle stratejik önemi olan Hürmüz Boğazı’nda çıkabilecek bir kriz, sadece enerji piyasalarını değil, gıda fiyatlarını da olumsuz etkileyebilir.
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir kriz, enerji maliyetlerini yükselterek tarımsal üretim ve lojistik giderleri üzerinde büyük bir baskı yaratabilir. Bu durum, küresel gıda fiyatlarının yeniden keskin bir şekilde artmasına neden olabilir.

İSTANBUL MERKEZLİ GÜVENLİ KORİDOR MODELİ
Bu nedenle, Karadeniz’de uygulanan “İstanbul merkezli güvenli koridor” modelinin enerji ve ticaret yollarında da örnek teşkil edip edemeyeceği tartışılıyor.
Uzmanlar, Türkiye’nin hem Rusya-Ukrayna savaşında hem de bölgesel krizlerde yürüttüğü çok taraflı diplomasi sayesinde, benzer bir koordinasyon mekanizmasının Hürmüz’de kurulmasının mümkün olabileceğini belirtiyor.
Böyle bir modelin uygulanması halinde, küresel enerji ve gıda piyasalarındaki belirsizliğin azaltılması amaçlanıyor.
Karadeniz’de milyonlarca ton tahılın dünya pazarlarına ulaşmasını sağlayan tahıl koridoru modeli, şimdi küresel ekonomi için stratejik bir diğer geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı için de bir diplomasi çözümü olarak değerlendirilmeye başlanmış durumda.

Avrasya Tarım Ekonomistleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu, bu konuda değerlendirmelerde bulundu.
Bayramoğlu, Türkiye'nin Ukrayna ve Rusya arasında tahıl koridorunu kurmasının, tarihsel olarak belgelenmiş bir arabuluculuk yeteneğinin somut delili olduğunu vurgulayarak, Karadeniz Tahıl Girişimi ile 45 farklı ülkeye toplam 32,8 milyon ton tahıl ve gıda ürünü ulaştırıldığını hatırlattı.

“KARADENİZ MODELİNDEN ESİNLENİLEBİLİR”
Bayramoğlu, 2022’deki Karadeniz krizi ile Hürmüz krizi arasındaki yapısal benzerliklere dikkat çekerek şu önerilerde bulundu:

“Her iki krizde de savaşlar, hayati bir deniz koridorunun fiili kapatılmasına neden oldu. Tarımsal girdi ve gıda ticareti akışları aksamaya uğradı.
Her iki durumda da, aktif çatışma taraflarından bağımsız, uluslararası meşruiyeti tanınmış bir arabulucuya ihtiyaç duyuldu.
Karadeniz krizinde Türkiye, savaşan iki taraf arasında tamamen tarafsız bir konumdaydı.
Hürmüz krizinde ise Körfez ülkelerinin İran saldırıları nedeniyle duyduğu endişe, Ankara'nın arabuluculuk pozisyonunu daha hassas ve asimetrik bir zemine taşıyor.
Karadeniz modelinden esinlenerek bir Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi kurgusunun uygulanması teknik ve diplomatik açıdan mümkün.
Bu mekanizma askeri bir deniz koridoru yerine, gıda ve gübre tankerlerine yönelik ticari geçiş düzenlemelerini koordine edecek, ithalatçı ülkeler, ihracatçı firmalar, lojistik şirketleri ve uluslararası kuruluşların katılımıyla İstanbul merkezli bir platform olarak işletilebilir.
2022'deki krizde öğrenilen ders, ancak çok taraflı mekanizmalara, BM çatısı altına ve kalıcı kurumsal güvencelere dayanan girişimlerin sürdürülebilirliğinin sağlanabileceğidir.”
MODERN TARIMIN KIRILGAN YAPISI
Bayramoğlu, dünya genelinde ticareti yapılan toplam gübre miktarının yüzde 33'ünün, sülfür ve amonyak dahil, Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini belirterek, şu bilgileri paylaştı: “Aylık bazda değerlendirildiğinde, bölgeden 3 ila 3,9 milyon ton gübre sevkiyatı yapılmakta. Bunun 1,5 ila 1,8 milyon tonu sülfür, 1,2 ila 1,5 milyon tonu üre oluşturmaktadır.
Dünya genelinde yılda yaklaşık 180 milyon ton azot gübresi tüketiliyor ve bunun 55 ila 60 milyon tonu deniz yoluyla ticarete konu oluyor. Bu ticaretin yüzde 40 ila 50'si Orta Doğu'dan kaynaklanıyor.
Modern tarımın biyokimyasal altyapısı bu gübre bağımlılığını yapısal bir kırılganlığa dönüştürüyor. Petrolün aksine, azot gübresi piyasalarında stratejik tampon stok mekanizması bulunmamaktadır.”
“KÜRESEL MAHSUL VERİMLERİNDE AZALMA KAÇINILMAZ”
Zeki Bayramoğlu, Hürmüz'ün tamamen kapanması durumunda küresel sülfür arzının yüzde 44, üre arzının ise yüzde 30 oranında azalacağına dikkat çekerek, şu açıklamayı yaptı: “Büyük tonajlı gemiler için uygulanabilir alternatif bir rota pratikte mevcut değil;
Suudi Arabistan'ın boru hatları sadece ham petrolü taşımakta, gübre sevkiyatı için eşdeğer bir altyapı bulunmuyor. Bölgeden aylık 3 ila 3,9 milyon ton gübre çıkışı kesintiye uğradığında, Kuzey Yarımküre'nin bahar ekim sezonu doğrudan etkilenmekte ve birkaç ay içinde küresel mahsul verimlerinde düşüş kaçınılmaz hale geliyor.”
GEÇMİŞTE NE YAŞANMIŞTI?
22 Temmuz 2022’de İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde Ukrayna, Rusya, Türkiye ve Birleşmiş Milletler arasında imzalanan Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması, savaşın ortasında kurulan en önemli uluslararası iş birliği modellerinden biri olarak tarihe geçti.

Belgenin imzalanmasının ardından İstanbul'da Türkiye, Ukrayna, Rusya ve BM yetkililerinin görev aldığı Müşterek Koordinasyon Merkezi kuruldu, Ukrayna limanlarında bekleyen tahılın sevkiyatı için "tahıl koridoru" oluşturuldu.
Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması'nın uygulanmasıyla birlikte yaklaşık 32,9 milyon ton tahıl uluslararası pazarlara ulaştırıldı. Bu sevkiyat, savaşın tetiklediği küresel gıda fiyatlarının daha da yükselmesini önleyen önemli bir mekanizma olarak değerlendirildi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!