TCMB Başkanı Fatih Karahan: Merkez Bankalarının Altın Talebi Zirveye Ulaştı
TCMB Başkanı Fatih Karahan, küresel jeopolitik risklerin merkez bankalarını altına yönelttiğini belirterek, altının rezervlerdeki payının %29'a çıktığını açıkladı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de gerçekleştirdiği stratejik sunumda küresel ekonominin geleceğine ve rezerv yönetimindeki yeni dinamiklere ışık tuttu. Karahan, son 20-30 yılda dünya genelinde yaşanan entegrasyonun büyük ekonomik kazanımlar sağladığını ancak tırmanan jeopolitik rekabet nedeniyle küreselleşmenin derinleşmesinin artık garanti olmadığını vurguladı.
Küresel Şokların Yapısı Değişiyor: Verimlilik Yerine Güvenlik Ön Planda
Karahan, küreselleşmenin yoğunlaştığı dönemlerde maliyetlerin düştüğünü ve tüketici seçeneklerinin arttığını belirterek, bu durumun küresel ölçekte güçlü bir dezenflasyonist etki yarattığını hatırlattı. Ancak günümüzde hükümetlerin ve şirketlerin sadece üretim maliyetlerine değil, üretim hatlarının güvenliğine de odaklandığını ifade etti. Kritik deniz rotaları, enerji kaynakları ve küresel ödeme altyapılarına erişimin stratejik birer kaldıraç haline geldiğini belirten Karahan, ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılıkların ciddi kırılganlıklar oluşturduğunu kaydetti.
Doğal afetler veya pandemi gibi geçici arz şoklarına merkez bankalarının alışkın olduğunu dile getiren Karahan, stratejik ve jeopolitik rekabetten kaynaklanan yeni nesil şokların ise çok daha uzun soluklu ve kalıcı olabileceği uyarısında bulundu. Karahan, artık ara sıra arz sıkıntısı yaşanan bir dünyadan, merkez bankalarının daha büyük ve daha uzun soluklu şoklarla karşılaştığı yeni bir döneme girildiğini belirtti.
Para Politikasında Esneklik ve Maliye Politikasıyla Sinerji
Değişen küresel düzende para politikalarının nasıl şekillenmesi gerektiğine değinen Karahan, merkez bankalarının geçici şoklara mekanik tepkiler vermekten kaçınabileceğini ancak yapısal ve kalıcı şoklar karşısında daha uzun vadeli politika araçlarını devreye sokması gerektiğini belirtti. Enflasyon beklentilerinin iyi çıpalanmasının önemine dikkat çeken Karahan, beklentilerin kontrol altında tutulması durumunda merkez bankalarının hareket alanının genişleyeceğini ifade etti.
Jeopolitik gerilimlerin tetiklediği enerji fiyatı artışlarına karşı sıkı para politikası duruşunun, enflasyonist bozulmaları engelleyeceğini söyleyen Karahan, para ve maliye politikalarının eş güdüm içinde çalışmasının önemini vurguladı. Karahan'a göre, mali araçlar ilk fiyat şoklarını sınırlarken, para politikası ise bu şokların beklentiler üzerindeki ikincil etkilerini kontrol altına alabilir.
Merkez Bankalarının Altın Tercihi: Rezervlerdeki Payı Yüzde 29'a Yükseldi
Küresel ekonomik parçalanmanın uluslararası rezervlerin yapısını da kökten değiştirdiğini belirten Karahan, rezerv yönetiminde altının rolüne özel bir parantez açtı. Altının hem bir emtia hem finansal bir varlık hem de güvenli bir rezerv aracı olduğunu ifade eden Karahan, merkez bankalarının altın talebinin son yıllarda dramatik şekilde arttığını açıkladı. 2020'li yılların başında merkez bankası rezervlerinde yüzde 11 seviyesinde olan altının payının günümüzde yüzde 29'a yükseldiğini belirten Karahan, bu durumun ABD dolarının küresel hakimiyetinin sona erdiği anlamına gelmediğini, doların halen en likit ve baskın para birimi olmaya devam ettiğini ekledi.
Jeopolitik riskler ve piyasalara erişim belirsizliklerinin rezerv yöneticilerini çeşitlendirmeye zorladığını söyleyen Karahan, rezerv yönetiminde geleneksel "güvenlik, likidite ve getiri" üçlüsüne artık "erişilebilirlik" kriterinin de eklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin finansal sisteminde ve hanehalkı tasarruflarında altının tarihsel olarak kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Karahan, asıl önemli konunun sadece varlık miktarı değil, kriz anlarında bu varlıkların ne kadarının etkin kullanılabileceği olduğunu ifade etti.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!