Tel Aviv'de Ankara Alarmı: "Türkiye Oluşan Güç Boşluğunu Doldurarak İsrail'i Kuşatıyor"
İsrail'de yayımlanan Maariv gazetesi, Türkiye'nin Suriye ve Orta Doğu'daki artan askeri ve diplomatik gücünün Tel Aviv yönetiminde yarattığı büyük endişeyi yazdı.
Orta Doğu'da değişen dengeler ve Türkiye'nin bölgesel bir aktör olarak nüfuzunu artırması, Tel Aviv'de çok ciddi bir güvenlik endişesiyle takip ediliyor. İsrail merkezli Maariv gazetesinde yayımlanan kapsamlı bir analiz, Ankara'nın son dönemde attığı stratejik adımların İsrail karar alıcıları üzerinde nasıl bir sarsıntı yarattığını gözler önüne serdi. Tel Aviv Üniversitesi Moshe Dayan Merkezi ve Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü bünyesinde Türkiye uzmanı olarak görev yapan Dr. Hai Eitan Cohen Yanrojek, verdiği röportajda Türkiye'nin bölgesel genişlemesinin İsrail için ne denli büyük bir tehdit oluşturduğunu açıkça ifade etti.
Dr. Yanrojek, İsrail devletinin Türkiye algısındaki dramatik değişimin yakın zamanda resmiyet kazandığını belirtti. Ocak 2025'te, eski Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Yaakov Nagel liderliğindeki özel bir komitenin hazırladığı raporda, Türkiye'nin ilk kez resmen "düşman devlet olma potansiyeline sahip rakip devlet" sınıflandırmasına dahil edildiği bilgisi paylaşıldı. Bu durum, iki ülke ilişkilerindeki gerilimin sadece diplomatik söylemlerle sınırlı kalmayıp askeri ve stratejik bir tehdit değerlendirmesine dönüştüğünü kanıtlıyor.
Suriye Sahasında Dengeler Değişti: "İran'ın Boşluğunu TSK Doldurdu"
İsrail ile Türkiye arasındaki en sıcak rekabet alanlarından biri Suriye sahası haline geldi. Suriye'de Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından ortaya çıkan yeni jeopolitik denklemde, Türkiye'nin kuzey sınırlarının ötesine taşan askeri yapılanması Tel Aviv'de büyük bir tedirginlik kaynağı oldu. Dr. Yanrojek, sahada yaşanan bu hızlı dönüşümü, "Türkiye, İran'ın Suriye'den çekilmesiyle oluşan devasa güç boşluğunu son derece hızlı ve başarılı bir şekilde doldurdu. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), bu askeri ve stratejik başarının arkasındaki en temel lokomotif güçtür" sözleriyle özetledi.

TSK'nın Suriye'deki etkinliği yalnızca fiziki varlığıyla sınırlı kalmıyor. Haberde, Türkiye'nin Suriye Savunma Bakanlığı ile imzaladığı kapsamlı işbirliği sözleşmelerine ve yerel askeri unsurlara verdiği profesyonel eğitimlere dikkat çekildi. Bu durum, Türkiye'nin bölgede geçici bir operasyonel güç olmanın ötesine geçerek kalıcı bir askeri kurumsallaşma inşa ettiğini gösteriyor.
İsrail'i Çevreleyen Yeni İttifak: "Suriye'nin Komşuları" Girişimi
Ankara'nın diplomatik hamleleri sadece Suriye sınırları içinde kalmıyor, çok daha geniş kapsamlı bölgesel ittifak arayışlarına uzanıyor. Türkiye'nin öncülüğünü yaptığı; Suriye, Irak, Lübnan ve Ürdün'ü tek bir çatı altında toplamayı hedefleyen "Suriye'nin Komşuları" ittifak girişimi, İsrail'in askeri planlamalarını altüst edecek nitelikte.
Bu girişimin harita üzerindeki yansımasını değerlendiren Dr. Yanrojek, çok ciddi bir uyarıda bulunarak, "Eğer haritaya dikkatlice bakarsanız; kuzeyden, kuzeydoğudan ve doğudan bu yeni ittifakın İsrail sınırlarını tamamen kuşattığını ve adeta bir çember içine aldığını net bir şekilde görebilirsiniz" ifadelerini kullandı. Bununla da yetinmeyen Türkiye'nin, Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte Mekke Anlaşması'na imza atmış olması, Tel Aviv cephesinde bölgesel bir izolasyon korkusunu tetikliyor. Bu üç önemli İslam ülkesinin stratejik ortaklığı, İsrail için baş edilmesi son derece güç bir jeopolitik blok anlamına geliyor.
Tel Aviv'in En Büyük Kabusu: Oyunun Kurallarını Değiştiren Söylemler
İsrail güvenlik bürokrasisi ve analistleri için en büyük endişe kaynağının Türkiye'nin doğrudan kendisini hedef alan sert ve kararlı duruşu olduğu belirtiliyor. Ankara'dan yükselen üst düzey açıklamaların artık sadece iç politikaya yönelik söylemler olarak geçiştirilemeyeceği vurgulanıyor.
Dr. Yanrojek, Türkiye'deki üst düzey yetkililerin tarihi misyonlara atıfta bulunarak "Kudüs valisi" olma vizyonlarını açıkça dile getirmelerini değerlendirirken, "Bu tür iddialı çıkışları basit birer siyasi propaganda veya boş söylem olarak nitelendirmek büyük bir hata olur. Bu vizyon, bölgedeki tüm oyunun kurallarını kökten değiştirebilecek askeri ve siyasi bir iradeyi temsil ediyor" diyerek durumun ciddiyetini ortaya koydu.
Kaynak: Haber7
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!