Türkan Şoray'dan Geçmişe Dair Çarpıcı İtiraf: 'Beni Çok Etkiledi...'
Türkan Şoray, Yaşar Kemal'in eseri Yılanı Öldürseler'in filmine dair anılarını ve yaşadığı zorlukları paylaştı.
Maltepe Belediyesi, edebiyat dünyasının dev ismi Yaşar Kemal'i onurlandırmak için Yaşar Kemal Kültür Merkezi'nde özel bir anma etkinliği düzenledi. Haftaya yayılan bu etkinlikler film gösterimleri, sergiler ve söyleşilerle zenginleştirilmişti. Etkinliğe, Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen'in ev sahipliğinde, Türk sinemasının ikonik figürü Türkan Şoray, gazeteci ve sinema yazarı Burçak Evren, Yaşar Kemal'in eşi Ayşe Semiha Baban, Flora Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri Burçin Çıngay ve pek çok sanatçı katılım gösterdi.
"Bana Bunu Yaşamak Nasip Olduğu İçin Çok Şanslıyım"
Ünlü oyuncu Türkan Şoray, etkinlikte Yaşar Kemal'in ölümsüz eseri Yılanı Öldürseler'in sinemaya uyarlanma sürecini ve kendi yönetmenlik deneyimini anlattı:
"Yaşar Kemal, dünya çapında tanınan ve ülkemizin gurur kaynağı bir yazar. Onun eserlerinden birini yönetme fırsatı bulmak benim için büyük bir onurdu. Düşününce, böylesi bir şansı yakalamış olmak ne kadar değerli. Ancak, o günlerdeki cesareti tekrar gösterir miydim, emin değilim. Yılanı Öldürseler'i okuduğumda, Esme karakterine hayran kaldım ve oynamak istedim. Yapımcı bu isteğimi kabul etti. Başta Ali Özgentürk yönetmeni olacaktı ama işler değişti. İsveç'ten gelen görüntü yönetmeni, her şey hazırdı ama senaryo elimizde yoktu. Yapımcı 'Siz yönetin' dediğinde, hemen kabul ettim. Ancak elimizde iki senaryo vardı; biri Ali Özgentürk'ün hazırladığı, diğeri ise Yaşar Kemal'in yazdığı. Ben de bunun üzerine bir senaryo yazdım ve üç senaryomuz oldu. O zamanki cesaretim ve çılgınlığım şimdi yok. Kamera arkasında yönetmen, önünde oyuncu olmak çok zor bir iş."
"Duruma O Kadar Bozulmuştum Ki..."
Film çekimleri sırasında yaşadığı ilginç olayları da paylaşan Şoray, senaryodaki bir sahneyi kitaba sadık kalarak çekmek için köyü neredeyse yaktıklarını belirtti. Şoray şöyle devam etti: "Romanda köy yanıyor ve insanlar paniğe kapılıyor, bu atmosferi yakalamak istedim. Köyün sokaklarına lastikler yerleştirip yaktık, yoğun bir duman oluştu ve köy gerçekten yanıyormuş gibiydi. Köylüler itfaiyeye haber verdi, herkes paniğe kapıldı. Filmin çekimleri bitip toparlanırken, köyde davul zurna sesleriyle karşılandık. Bu durum beni oldukça rahatsız etti, çünkü 'Oh be, gidiyorlar' dediklerini düşündüm."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!