Türkiye'de İnşaat Sektörü Ekonomik Büyümenin Öncüsü Oldu
Türkiye ekonomisi, 2024'e göre %3,6 büyüdü ve inşaat sektörü bu büyümenin lideri oldu. Sektör, konut üretimi ve altyapı yatırımlarıyla ekonomiye büyük katkı sağlıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, Türkiye ekonomisi, 2024 yılına kıyasla %3,6 büyüme kaydetti. Bu artış, Türkiye'yi Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ilk üç ülke arasına soktu.
2025 yılında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'yı (GSYH) oluşturan ekonomik faaliyetler incelendiğinde, inşaat sektörünün bir önceki yıla göre %10,8 oranında büyüdüğü görüldü. Bu durum, inşaat sektörünün geçen yıl en fazla büyüyen sektör olduğunu ortaya koydu.
Sektör temsilcileri, inşaat sektöründeki bu büyümenin, konut üretimi, kentsel dönüşüm ve altyapı yatırımlarındaki yükselişle birlikte ülke ekonomisine önemli bir katkı sağladığını vurguladı.
“SEKTÖR YENİDEN EKONOMİK BÜYÜMENİN TEMEL TAŞI OLDU”
Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Başkanı Neşecan Çekici, inşaat sektörünün büyümeye en fazla katkı sağlayan sektörlerden biri olduğunu belirterek, “Bu gelişme, sektörün büyümenin ana taşıyıcılarından biri olduğunu net bir şekilde gösteriyor” dedi.
Çekici, inşaat sektörünün sadece kendi faaliyetleriyle değil, aynı zamanda çimento, demir-çelik, seramik, cam, boya, mobilya, lojistik, mimarlık ve mühendislik, finans, sigorta ve gayrimenkul hizmetleri gibi geniş bir ekosistemi de harekete geçirdiğini ifade etti. Bu nedenle, inşaat sektöründeki canlanmanın sanayiden hizmetlere, istihdamdan vergi gelirlerine kadar ekonominin birçok alanına yayıldığını belirtti.
İnşaat sektöründe ücretli çalışan sayısının 1,8 milyondan 2 milyona çıktığını kaydeden Çekici, deprem bölgelerindeki yeniden inşa çalışmaları, kentsel dönüşüm ve altyapı yatırımlarının kamu-özel sektör işbirliğiyle üretim kapasitesinin ve tedarik zincirinin canlı kalmasına katkı sağladığını belirtti. Ancak sürdürülebilirlik için sadece üretim artışının yeterli olmadığını, finansmana erişim, maliyet istikrarı ve öngörülebilir ruhsat ve planlama süreçlerinin de güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“İNŞAATIN EKONOMİYE KATKISI 2026'DA DA DEVAM EDECEK”
Neşecan Çekici, inşaat sektörünün ekonomiye katkısının bu yıl da devam edeceğini öngörerek, bu ivmenin sürmesinin finansal koşullara bağlı olduğuna dikkat çekti. 2026 yılında nitelikli konut projelerinin ön planda olacağını, doğru lokasyona sahip ve gerçek talebe hitap eden projelerin önem kazanacağını ifade etti.
Çekici, bu yıl sektörü şekillendirecek gelişmelere değinerek, kredi ve finansmana erişimin artırılması, iş gücü maliyetlerindeki artışın kontrol altına alınması ve tedarik girdilerindeki oynaklığın azalması gerektiğini belirtti. Ayrıca, kentsel dönüşümün “kalite ve dayanıklılık” odaklı büyümesi gerektiğinin altını çizdi.
“KATKININ DEVAMI İÇİN FİNANSAL ERİŞİM İYİLEŞMELİ”
Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Başkanı Ziya Yılmaz, inşaat sektörünün geçen yıl %10,8 büyüyerek ekonomiye en yüksek katkıyı sağladığını belirterek, sektörün çarpan etkisini ve stratejik önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini söyledi.
Yılmaz, özellikle deprem bölgelerinde yürütülen yeniden inşa çalışmalarının dünya çapında örnek teşkil ettiğini vurguladı. İnşaat sektörünün sadece konut üretimi anlamına gelmediğini, demir-çelikten çimentoya, seramikten cam ve mobilyaya kadar yaklaşık 250 alt sektörü doğrudan etkilediğini ve istihdam, üretim ve vergi gelirleri açısından ekonominin en geniş etki alanına sahip olduğunu belirtti.
Yılmaz, yapı ruhsatı sayılarındaki ve üretim endekslerindeki artışa dikkat çekerek, “Sektörümüz, hem deprem bölgelerindeki yeniden inşa süreci hem de ülke genelindeki üretim hareketliliğiyle ekonomiye güçlü katkı sunmaya devam ediyor. Ancak bu katkının sürdürülebilir olması için finansmana erişimin iyileştirilmesi ve üretim sürekliliğinin desteklenmesi büyük önem taşıyor.” dedi.
“2026’DA İVMENİN KORUNMASI MÜMKÜN”
Ziya Yılmaz, geçen yıl elde edilen ivmenin 2026'da korunup korunamayacağının, sadece iç talep dinamiklerine değil, küresel ekonomik koşullara ve yakın coğrafyadaki jeopolitik gelişmelere de bağlı olacağını söyledi. Türkiye'nin güçlü üretim kapasitesi ve dinamik konut talebi sayesinde potansiyelini koruduğunu belirtti.
Yılmaz, ruhsat sayılarındaki artışın üretimde ivmelenmeye dönüşmesi için arsa ve finansman politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. “Konut ihtiyacının yüksek olduğu bölgelerde kamu planlı arsa üretmeli ve bu arsalar üretim şartlı ve maliyeti dengeleyecek bir modelle geliştiricilere sunulmalı. 2026'da ivmenin korunması mümkündür, ancak bunun için planlı arsa politikaları ile erişilebilir finansman mekanizmalarının eş zamanlı olarak uygulanması gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
“TÜRKİYE, BÖLGEDEKİ EN GÜVENLİ LİMAN”
İnşaatçılar ve Gayrimenkul Geliştiricileri Derneği (İNDER) Başkanı Engin Keçeli, 2025 büyümesine en büyük katkıyı inşaat sektörünün vermesinden gurur duyduklarını belirterek, “Bu yıl çok daha iyi olacak. Bölgemizde olumsuzluk ve sıkıntı olmasını asla istemeyiz ancak tüm dünya gördü ki bu bölgede en güvenli liman Türkiye. Ülkemizin kıymeti yeniden anlaşılıyor. Bu nedenle 2026 yılının 2025'ten daha iyi olacağını düşünüyoruz.” dedi.
Keçeli, Türkiye'deki altyapı yatırımlarının her zaman sürdüğünü ifade ederek, “Önceki yıllarda konut üretiminde yaşanan durgunluğu da son dönemlerde üzerimizden attık. Bu yıl yeni ruhsat sayılarındaki artış konut üretiminin devam edeceğini gösteriyor. Talebin yüksek olması nedeniyle arzı artırmaya mecburuz. Bu da otomatik olarak büyümeyi getirecek.” şeklinde konuştu.
“BÜYÜMENİN SÜRMESİ İÇİN İNŞAAT DIŞI ALANLAR DA DEVREYE GİRMELİ”
Gayrimenkul ve İnşaat Platformu Başkanı Mustafa Ekiz, Türkiye ekonomisindeki büyümenin bu yıl da sürmesi için inşaat dışı alanların da devreye girmesi gerektiğini belirterek, bu durumun ekonomik büyümenin kalitesini artıracağını, istihdamı ve verimliliği destekleyeceğini söyledi.
Kısa vadede konut üretimi ile kamu ve özel sektör yatırımlarının büyümeyi destekleyebileceğini dile getiren Ekiz, uzun dönemde sürdürülebilirlik, teknoloji, ihracat ve yüksek katma değerli üretim alanlarında dönüşümün hızlanması gerektiğini aktardı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!