Türkiye'nin Libya'daki Çatışmasızlık Rolü Uzmanlarca Değerlendirildi
Uzmanlar, Türkiye'nin Libya'da sağladığı çatışmasızlık ortamının tarafları müzakere masasına çektiğini değerlendiriyor.
Türkiye'nin Libya'nın doğu ve batısı arasında oluşturduğu güvenlik dengesi, tarafların savaş yerine müzakere masasına oturmasını sağlayarak barış için tek seçenek haline geldi.
Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Tetteh, 19 Nisan'da yaptığı açıklamada Türkiye'nin Libya'da istikrarı destekleyen yaklaşımına övgüde bulunarak, "Türkiye, Libya'da önemli bir istikrar sağlayıcı rol oynadı. Türkiye'nin desteği olmasaydı, özellikle Batı Libya'da mevcut istikrara ulaşamazdık." dedi.
Libya'nın doğu ve batısındaki aktörler, uzun yılların ardından UNSMIL himayesinde 29 Nisan'da İtalya'da bir araya gelerek Libya Ulusal Seçim Komisyonunun yeniden yapılandırılması üzerine anlaşmaya vardı. İki taraftan dört temsilcinin katıldığı bu toplantı sonunda, seçim yasaları konusundaki yeni toplantılar için anlaşma sağlandı.
Uzun süredir devam eden siyasi çıkmazın ardından Libya'nın doğusu ve batısındaki aktörlerin aynı masada buluşması, seçimlerin yapılması konusunda umutları artırsa da sürecin yeni bir krizle tıkanma ihtimali belirsizliğini koruyor.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi ve ORSAM Araştırma Direktörü Prof. Dr. Veysel Kurt, Trablus Üniversitesi'nde düzenlenen "Libya-Türkiye İlişkilerinin Gelişimi ve Geleceği" temalı çalıştay sonrası AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu. Kurt, Ocak 2020'de Türkiye ve Libya arasında imzalanan güvenlik anlaşmasının ardından Libya'da önemli bir istikrar sağlandığını belirtti.
Kurt, Libya'daki uluslararası müdahalelerin siyasi çıkmazı uzattığını vurgulayarak, "Türkiye, hem Trablus hükümeti hem de Bingazi'deki aktörlerle ilişki kurarak bu aktörler arasında uzlaşıyı sağlamak için önemli diplomatik adımlar attı. Nihayetinde, bu iki aktörün uzun bir sürenin ardından İtalya'da yüz yüze gelmesi önemli bir gelişme." ifadelerini kullandı.
Kurt, Libyalı tarafların toplantısında Ulusal Seçim Komisyonunun yapılandırılması konusunda anlaşmaya varılmasının sürecin ilerlediğine dair olumlu bir işaret olduğunu belirtti.
Libya'daki bölünmüşlüğün sona ermesi için ya taraflardan birinin yok olması ya da uzlaşının sağlanması gerektiğini ifade eden Kurt, şöyle devam etti:
"Bölünmüşlüğün giderilmesi için iki senaryodan biri gerekli. Ya bir taraf diğerini tamamen yenip kontrolü ele geçirecek ya da bir uzlaşı sağlanacak. İlk senaryo gerçekleşmedi. Uzun süren çatışmalar ve iç savaş sürecinde ne Hafter tarafı ülkeyi tamamen kontrol edebildi, ne de Trablus hükümeti. Dolayısıyla geriye ikinci seçenek, yani uzlaşı kaldı."
Türkiye'nin diplomasideki tecrübesiyle taraflar arasında dengeyi sağladığını belirten Kurt, "Yani iki taraf birbirini yok edemeyecekse geriye tek bir seçenek kalıyor; o da tarafları uzlaştırmak. Türkiye'nin bunu başarmış olması, Libya'nın siyasi olarak bütünlüklü bir ülke olarak devam etmesi açısından oldukça önemliydi." dedi.
Kurt, Libyalı tarafların seçim yasalarını görüşmek üzere aynı masada buluşmasının iyimser bir gelişme olduğunu vurguladı ve "Uzlaşının ardından meseleye Libya halkı karar verecek. Yani seçim sonuçları, hangi yapının yönetim yetkisini alacağı artık Libya halkının kararı olacak." diye ekledi.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yunus Turan da Türkiye'nin, 2011'den sonra Libya'nın yanında yer aldığını ifade etti.
Türkiye'nin, Libya'nın ulusal bütünlüğü, toprak bütünlüğü ve tek bir çatı altında birleşmesi amacıyla siyasi ve güvenlik alanında çaba sarf ettiğini belirten Turan, "Türkiye, tek bir Libya, tek bir ulus, tek bir ülke mottosuyla hareket etti. Bugüne kadar da Türkiye'nin politikaları bu anlamda istikrarlı bir Libya politikası ortaya koyuyor. Libyalı tarafların Roma'daki toplantısında ortaya çıkan tablo Türkiye'nin Libya politikasının nasıl istikrarlı ve anlamlı olduğunu gösterdi." dedi.
Turan, Türkiye'nin 2011, 2014 ve 2019'da uluslararası platformlarda Libya'nın birliğini savunduğunu vurgulayarak, "Bu, 2026'da geldiğimiz nokta Türkiye'nin politikasının Libya halkı tarafından ne kadar arzulandığını ve onaylandığını kanıtladı. Uluslararası medya bunu kabul etmedi. Libya'nın parçalanmasını destekleyen politikalar öne sürdü. Ancak sonunda Türkiye'nin izlediği politikanın Libya halkı tarafından en çok arzulanan politika olduğu ortaya çıktı." ifadelerini kullandı.
Turan, son gelişmelerin Türkiye'nin bölgede bütünleştirici bir aktör olduğunu ve dış politikasının bölge halkı tarafından kabul gördüğünü gösterdiğini ekledi.
Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde Öğretim Görevlisi Dr. Burak Yetimoğlu ise, Libyalı tarafların bir araya geldiği BM himayesindeki 4+4 toplantısının arka planında Türkiye'nin büyük rolü olduğunu belirtti.
İzmir'deki EFES-2026 Tatbikatında Libya'nın doğusu ve batısından askeri birliklerin bir araya gelmesinin önemini vurgulayan Yetimoğlu, Türkiye'nin 4+4 toplantısında Libyalı tarafların bir masa etrafında toplanabilmesi için büyük çaba sarf ettiğini ifade etti.
Yetimoğlu, Türkiye'nin Libya'nın doğusu ve batısı arasında bir köprü oluşturulması, ülkenin tek bir siyasi yapı altında daha istikrarlı ve güçlü hale gelmesi için önemli adımlar attığını belirterek, "Bu 4+4 gibi toplantılar çok değerli. Libyalı tarafların 4+4 toplantısında seçim takvimleri üzerine çalışmalarını görüyoruz. Geçmişe baktığımızda Türkiye'nin burada aldığı rolü kesinlikle unutmamak gerekiyor." dedi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!