Kısaca
- İstanbul Valisi Davut Gül, Marmara Havzası'ndaki sel felaketlerinin ardından su yönetimi ve taşkın planlarının bir milat olarak ele alınması gerektiğini belirtti.
- Marmara Havzası'ndaki su kaynaklarının korunması, yönetimi ve taşkın planlarının ele alındığı iki gün sürecek "Marmara Havzası Havza Su Kurulu Toplantısı" başladı.
- İstanbul Valisi Davut Gül, Marmara Havzası Koordinatör Valisi sıfatıyla yaptığı açılış konuşmasında, bölgede yaşanan sel felaketlerine ve su yönetimi süreçlerine değindi.
Marmara Havzası'ndaki su kaynaklarının korunması, yönetimi ve taşkın planlarının ele alındığı iki gün sürecek "Marmara Havzası Havza Su Kurulu Toplantısı" başladı. İstanbul Valisi Davut Gül, Marmara Havzası Koordinatör Valisi sıfatıyla yaptığı açılış konuşmasında, bölgede yaşanan sel felaketlerine ve su yönetimi süreçlerine değindi. Toplantıya Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever ve Kocaeli Valisi İlhami Aktaş da katılım sağladı.
İstanbul'daki sel felaketinde 7 kişi hayatını kaybetti
İstanbul Valisi Davut Gül, şehirde yaşanan aşırı yağışların 500 yılda bir görülebilecek bir afet niteliğinde olduğunu belirterek, "Bildiğiniz gibi zor bir hafta yaşadık. İstanbulumuz başta olmak üzere Marmara'nın çeşitli şehirlerinde ciddi bir yağışla karşılaştık. Bunun neticesinde de maalesef 7 hemşehrimiz vefat etti" açıklamasında bulundu. Vali Gül, yaşanan can kayıplarının istatistiksel bir veri olarak görülmemesi gerektiğini, her bir kaybın büyük bir acı olduğunu vurguladı.
Dere yataklarındaki yapılaşma ve idari sorumluluklar
Taşkınların sadece dere ıslahı ile çözülemeyeceğini ifade eden Vali Davut Gül, dere yataklarındaki ruhsatsız ve depreme dayanıksız yapılaşmanın risk oluşturduğuna dikkat çekti. Gül, "Bu sadece 3-5 senenin değil, 50-100 senelik bir kusur. İdareciler olarak bu yapılar oluşturulurken müdahalede bulunmamız gerekiyordu" diyerek geçmişten gelen yapılaşma hatalarına işaret etti. Bundan sonraki süreçte mevzuata uygun, kayıtsız yapılaşmaya izin vermeyen bir irade sergilenmesi gerektiğini belirtti.
İstanbul'da meydana gelen ve yaklaşık 10 milyar liralık maddi zarara yol açan sel felaketi, Marmara Havzası'ndaki su yönetimi politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gündemiyle düzenlenen toplantıda masaya yatırıldı. Vali Gül, suyun doğru depolanması ve yönetilmesi durumunda risklerin minimize edilebileceğini ifade ederek, yaşanan felaketin 17 Ağustos depremi gibi bir milat kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.
Marmara Havzası'ndaki su kaynaklarının korunması ve taşkın yönetim planlarının oluşturulması amacıyla düzenlenen toplantılar, ilgili bakanlıkların, valiliklerin ve teknik uzmanların katılımıyla devam ediyor. Süreç, 2025 ve 2026 yılları için belirlenen havza su kurulu kararlarının uygulanması ve paydaşların tavsiyelerinin entegre edilmesiyle ilerliyor. Vatandaşların, dere yatakları ve riskli bölgelerdeki yapılaşma konusundaki yasal düzenlemelere ilişkin bilgileri ilgili belediyeler ve çevre müdürlükleri üzerinden takip etmeleri önem arz ediyor.
Çıkarılacak sonuç
Yaşanan sel felaketi, kentleşme politikalarında doğa olaylarının ve iklim değişikliğinin yarattığı risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Dere yataklarına yapılan yapılaşmanın ve denetimsiz şehirleşmenin, afet anlarında telafisi imkansız can ve mal kayıplarına yol açtığı görülmektedir.
Vali Gül'ün ifadelerinden, mühendislik biliminin gereklerinin yerine getirilmesi ve idari denetimlerin tavizsiz uygulanması halinde afetlerin etkisinin azaltılabileceği sonucu çıkmaktadır. Bu durum, yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin su yönetimi konusunda daha proaktif bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini göstermektedir.
Muhtemel etkiler
Marmara Havzası için bir milat olarak nitelendirilen bu süreç, bölgedeki imar planlarının ve dere ıslah projelerinin daha sıkı denetimlere tabi tutulmasına yol açabilir. Özellikle dere yatağındaki riskli yapıların tahliyesi veya güçlendirilmesi yönünde yeni idari kararların alınması beklenebilir.
Ayrıca, su yönetimi konusundaki teknik projelerin hızlandırılması ve 2025-2026 yılları için planlanan havza kararlarının, yerel yönetimlerin bütçe ve yatırım önceliklerini doğrudan etkilemesi muhtemeldir. Bu adımların, uzun vadede bölgenin afetlere karşı direncini artırması hedeflenmektedir.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!