Yemen'de Ateşkes Hattı Kırıldı: Husilerin Bölgesel Tehditleri ve Çatışma Çemberi Genişliyor
Yemen'de 2022'de sağlanan ateşkes, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik hamleleri ve iç cephedeki yeni saldırılarıyla tamamen ortadan kalktı.
Yemen'de 2014 yılında başkent Sana'nın İran destekli Husiler tarafından ele geçirilmesiyle başlayan iç savaş, ülkeyi derin bir insani krize sürüklemişti. Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde yürütülen diplomatik çabalar neticesinde Nisan 2022'de sağlanan ateşkes, uzun bir aradan sonra çatışmaları asgari düzeye indirmişti. Ancak bu hassas barış dönemi, 13 Temmuz'da İran'a ait bir uçağın Husilerin kontrolündeki Sana Uluslararası Havalimanı'na iniş teşebbüsüyle yerini yeniden şiddetli çatışmalara bıraktı. Yemen hükümetinin, bu inişi engellemek amacıyla havalimanı pistini vurması, bölgedeki askeri dengeleri sarsan yeni bir dönemin fitilini ateşledi.
Sana Havalimanı Krizinden Kızıldeniz'de Deniz Ablukasına
Yaşanan havalimanı krizinin ardından Husiler, saldırıdan Suudi Arabistan'ı sorumlu tutarak Riyad yönetimine karşı doğrudan misilleme sürecine girdi. Suudi Arabistan'ın güney sınırında yer alan Abha Havalimanı, Husiler tarafından balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındı. Gerilimi bölgesel sulara taşımayı amaçlayan Husiler, 20 Temmuz itibarıyla Kızıldeniz ve stratejik Babulmendeb Boğazı üzerinde Suudi Arabistan bağlantılı tüm gemileri kapsayan bir "deniz ablukası" ilan ettiklerini duyurdu.
Bu kararın hemen ardından Kızıldeniz'de seyreden Suudi Arabistan aidiyetindeki ticari gemilere yönelik saldırılar hız kazandı. Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, bugüne kadar söz konusu sularda Suudi Arabistan'a ait toplam 9 gemiyi vurduklarını açıkladı. Suudi Arabistan'ın petrol tesisleri ile limanlarına yönelik saldırı iddialarını sürdüren Husiler, son dönemde Yemen'in Kızıldeniz kıyısındaki liman tesislerine yönelik askeri baskısını artırdı. Bu durum, bölgeyi kullanan diğer yabancı ticari gemilerin de güvenlik tehdidiyle karşılaşmasına yol açtı. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu ise bu saldırılara yanıt olarak Yemen'in batısındaki Hudeyde vilayetinde Husi askeri noktalarını hedef aldığını, ancak kritik öneme sahip Hudeyde Limanı'nın bu operasyonların dışında tutulduğunu duyurdu.
Petrol Zengini Marib ve Stratejik Limanlar Hedefte
Suudi Arabistan ile yaşanan sınır ve deniz geriliminin ardından yönünü yeniden iç cepheye çeviren Husiler, Yemen meşru hükümetine bağlı güçleri doğrudan hedef almaya başladı. 6 Ağustos tarihinde ülkenin kuzeybatısındaki Marib ve doğusundaki Hadramevt vilayetlerinde konuşlu askeri bölgeler, Husilerin balistik füze ve İHA saldırılarına maruz kaldı. Husiler, bu geniş çaplı saldırıları, Suudi Arabistan'ın kendilerine yönelik büyük bir askeri yığınak hazırlığında olduğu iddiasıyla gerekçelendirdi.
Stratejik açıdan kritik bir konumda bulunan Marib, sahip olduğu zengin petrol rezervlerinin yanı sıra iç savaş nedeniyle yerinden edilmiş yaklaşık 2 milyon sivil mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu stratejik ve insani önemi nedeniyle geçmişte de defalarca Husilerin yoğun saldırılarına sahne olan kent, hükümet güçlerinin direnişiyle her defasında savunuldu ve Husiler ağır kayıplarla geri çekilmek zorunda kaldı. Son saldırılarla birlikte, 2022 yılındaki ateşkesle sağlanan göreceli sükunet ortamı tamamen ortadan kalkmış oldu.
Çatışma Çemberi Genişliyor: Bölgesel Savaş Riski
Saldırı dalgasını yaygınlaştıran Husiler, 9 Ağustos Pazar günü Taiz vilayetine bağlı stratejik El-Muha Limanı ve ilçe merkezini balistik füzelerle hedef aldı. Bu saldırının, Suudi Arabistan'ın batı kıyılarındaki askeri hareketliliğine bir yanıt olduğunu öne süren grup, 11 Ağustos'ta ise Yemen'e ait "Tihame" adlı ticari gemiyi füzelerle vurdu. Saldırının ardından hasar gören gemiyi kurtarmak ve mürettebata yardım etmek için bölgeye ulaşan Yemen Deniz Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik ekipleri de Husilerin İHA saldırılarının hedefi oldu.
Mevcut saha raporlarına göre Husiler; Marib, Taiz, Dali ve Şebve vilayetlerinde hükümet güçlerine yönelik çok cepheli saldırılarını sürdürüyor. Yemen ordusu ise bu saldırıları püskürtmek amacıyla savunma pozisyonunu koruyor. Siyasi ve askeri uzmanlar, Husilerin bu hamlelerle çatışma alanını daha da genişletmeyi amaçladığını belirtiyor. Analistlere göre, İran destekli Husilerin gerilimi tırmandırmasının arkasındaki temel hedef, ABD-İsrail ile İran arasındaki bölgesel güç mücadelesini Yemen ve Kızıldeniz hattına yayarak küresel bir krize dönüştürmek. Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana'yı elinde tutan Husilere karşı, Mart 2015'ten bu yana Yemen hükümetine destek veren Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun mücadelesi, bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirmeye devam ediyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!