17 Ağustos'un Dinmeyen Sancısı: Sabriye Çap'ın 27 Yıllık Evlat Özlemi
Marmara Depremi'nde oğlu Hasan ve gelini Nilüfer'i kaybeden 74 yaşındaki Sabriye Çap, aradan geçen 27 yıla rağmen evlat acısını ilk günkü gibi yaşıyor.
Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan ve 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi, Türkiye'nin hafızasından silinmeyen en büyük trajedilerden biri olarak tarihteki yerini koruyor. Sadece 45 saniye süren bu yıkıcı afete Sakarya'nın Erenler ilçesi Çaybaşı Yeniköy Mahallesi'ndeki evinde yakalanan 74 yaşındaki Sabriye Çap, aradan geçen 27 yıla rağmen kaybettiği oğlu ve gelininin acısını ilk günkü gibi yüreğinde taşıyor. Afetten sağ kurtulan ancak hayatının en büyük kaybını yaşayan 4 çocuk annesi Çap, geçen uzun yıllara rağmen dinmeyen bir özlemle yaşam mücadelesi veriyor.
"Kıyamet Gibi Bir Geceydi": Deprem Anı ve İlk Şok
Depremden sadece bir gün önce sokakta kendisine bir motosikletin çarptığını belirten Sabriye Çap, o dönem 28 yaşında olan oğlu Hasan Çap'ın kendisiyle yakından ilgilenerek hastaneye götürdüğünü dile getiriyor. O uğursuz gecenin başlangıcını anlatan acılı anne, sarsıntı anını şu sözlerle ifade ediyor: "Büyük bir gürültü koptu, sanki birileri çatıdaki kiremitleri hızlıca karıştırıyordu. O sırada bizde misafir olan ablam 'Deprem oluyor' diye seslendi. Kazadan dolayı sakatlanmıştım, zorlukla ayağa kalkabildim. Evdeki diğer oğlumu hemen uyandırdım ancak dışarı çıkmak imkansızdı; deprem bizi adeta bir değirmen gibi döndürüyordu."
Sarsıntının hafiflemesiyle kendilerini dışarıya atabildiklerini belirten Çap, ilk olarak aynı binada yaşayan diğer oğlunu ve ailesini kurtarmaya çalıştıklarını söylüyor. Kapının önüne devasa bir gardırobun devrilmesi nedeniyle sıkışan aile fertlerini pencerelerden tahliye ettiklerini anlatan Sabriye Çap, "Dışarı çıktığımızda adeta kıyamet kopmuştu. O an aklıma hemen büyük oğlum Hasan geldi. Diğer oğlum Osman'a, 'Hasan'ın evi yüksek, o çok korkmuştur, hemen koşun bakın' dedim. Gittiklerinde her yerin yerle bir olduğunu gördüler. Yaşadığımız acı tarif edilemez" diyerek o anki çaresizliği aktarıyor.
"O Evin Halini Görünce İnsanın Aklı Başından Gidiyor"
5 yıllık evli olan oğlu Hasan ile 23 yaşındaki gelini Nilüfer Çap'ın enkaz altında kaldığı eve doğru nasıl koştuğunu hatırlamadığını belirten Sabriye Çap, o andan sonra hayatının tamamen değiştiğini vurguluyor. Yıkıntılar arasından cansız bedenleri çıkarılan genç çiftin kaybı, Çap ailesinin üzerine bir çığ gibi çöktü. Yaşadığı derin travmayı paylaşan Çap, "O evin yıkılmış halini görünce insanın aklı başından gidiyor. Oraya nasıl yürüdüm, ne yaptım hiç anımsamıyorum. O günden sonra benim hayatım hep ağlamakla geçti. Bir oğlumu depremde toprağa verdim, diğer oğlum ise kardeşinin acısından neredeyse canından olacaktı" şeklinde konuşuyor.
Yaşadığı tarifsiz acıyla baş edebilmek için doğaya sığındığını ifade eden acılı anne, teselliyi bahçesinde ve dere kenarında aradığını belirtiyor. Gece yarıları saat 01.00 - 02.00 sularında tek başına derenin kenarına giderek oturduğunu ve kelime-i tevhit getirerek huzur bulmaya çalıştığını dile getiriyor.
"Evlat Acısı Hiçbir Şeye Benzemez"
Annesini, babasını ve henüz genç yaştayken eşini kaybettiğini ancak evlat acısının dünyadaki en ağır imtihan olduğunu söyleyen Sabriye Çap, aradan geçen 27 yıla rağmen acısının taze kaldığını belirtiyor. Evindeki duvardan oğlunun ve gelininin fotoğraflarını kaldırmak zorunda kaldığını ifade eden Çap, "Fotoğraflara her baktığımda o anı yeniden yaşıyorum. Oğlum sülalede eşi benzeri olmayan merhametli ve saygılı bir evlattı" diyor.
Rize'den gurbete gelin gelen gelini Nilüfer'i de öz kızı gibi sevdiğini gözyaşları içinde anlatan Sabriye Çap, "Gelinin acısını oğlumun acısından asla ayıramıyorum. Aklıma geldikçe içim parçalanıyor. Çok iyi bir insandı. Cenazesine gurbette oldukları için ailesinden kimse yetişemedi. Depremden hemen önce annesi ve babası buradaydı, memlekete döndüklerinin ertesi gecesi bu felaket yaşandı. Eğer gitmeselerdi, onlar da o enkazın altında kalacaktı" diyerek kaderin acı cilvesine dikkat çekiyor. Her yıl 17 Ağustos gecesi sabahı zor ettiğini belirten Çap, sabaha kadar Kur'an-ı Kerim okuyarak evlatları ve deprem şehitleri için dua ediyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!