AK Parti Sözcüsü Çelik'ten Önemli Açıklamalar
AK Parti MYK toplantısı sonrası Ömer Çelik, bölgede artan kaos ve İsrail'in saldırgan tutumunu eleştiren açıklamalarda bulundu.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde bir araya geldi. AK Parti Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen bu toplantının ardından, Parti Sözcüsü Ömer Çelik birtakım açıklamalarda bulundu.
"MEVCUT TABLO CİDDİ BİR KRİZE İŞARET EDİYOR"
Çelik'in açıklamalarından dikkat çeken detaylar ise şu şekildeydi: Her ne kadar umut verici bazı haberler yayılsa da, mevcut tablo oldukça vahim bir duruma işaret ediyor. Bölge, giderek daha büyük bir kaos ve istikrarsızlık içine sürükleniyor. İran konusuna tekrar değineceğim.
İlginizi Çekebilir
AK Parti Sözcüsü Çelik'ten 'Sıfır Atık' mesajı: 'İnsanlık İttifakı'na katkı sunmaya ve öncülük etmeye devam ediyoruz
AK Parti Sözcüsü Çelik: İsrail'in rejim değişikliği talebi gayrimeşru
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Özgür Özel’e tepki: Sadece siyaseti zehirleme konusunda yetenekli
Milli Takımımızın Dünya Kupası yolundaki başarısını kutluyoruz. Tüm teknik ekip, futbolcular ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. 24 yıllık bir aranın ardından yaşanan bu coşku hepimiz için son derece değerli. Ülkemizin bu tür başarılarını kutlarken, bu günlere gelmemizde büyük fedakârlık gösteren görevlilerimizi, devlet adamlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi ve emek veren insanlarımızı da unutmuyoruz. Şehit savcımız Selim Kiraz’ın ölüm yıldönümünde kendisini rahmetle anıyoruz. Bu vatan için hayatını feda edenlere minnettarız. Mekânları cennet olsun.
"MANİPÜLASYONLAR VE YANILTICI BİLGİLER YAYILIYOR"
İsrail'in saldırgan tutumu, Amerika ile birlikte bölgede etkilerini gösteriyor. Son olarak İran'da yaşanan saldırılardan sonra İsrail, Batı Şeria'ya yönelik işgal girişimlerini sürdürüyor ve Lübnan'a saldırıyor. 2021 yılında Batı medyasının dilini eleştirdiğim bir basın toplantısında, "Irkçılık ve İşgal Sözlüğü" diye bir kavram önermiştim. Bu dilin nasıl manipülatif olduğunu ve gerçekleri gizlediğini anlatmıştım. Aynı manipülasyonların ve çarpıtmaların tekrar devreye sokulduğunu görüyoruz. Fiziki saldırılarla birlikte bu manipülasyonların da sürdüğüne şahit oluyoruz. O zaman önerdiğim "Irkçılık ve İşgal Sözlüğü" şu maddeleri içeriyordu: Batı medyasındaki birisi "İsrail’in kendini savunma hakkı var" dediğinde, bu, İsrail’in istediği zulmü yapabileceği ve herkesin buna bir bahane uydurması gerektiği anlamına geliyor demiştim.
İsrail’in tüm bu saldırganlığı karşısında "kırmızı çizgi önermiyoruz" diyorlarsa, bu, İsrail’in daha fazla zulüm yapması için bir teşvik anlamına gelir. İsrail ile Filistinli gruplar arasında çatışma çıktı şeklinde bazı başlıklar görüyoruz ki bu, İsrail’in sebepsiz yere Filistinli gruplara saldırdığı anlamına gelir. Taraflara itidal tavsiye ediyoruz ifadesi, İsrail’in saldırısından sonra Filistinlilerin sessiz kalması gerektiğini ima eder. Çatışmada Filistinli kadınlar ve çocuklar hayatını kaybetti ifadesi, İsrail askerlerinin kadınları ve çocukları hedef alarak öldürdüğü gerçeğini gizlemek için kullanılır. Filistinliler bir İsraillinin arabasını taşladı ifadesi, fanatik bir İsraillinin aracını Filistinlilerin üstüne sürdüğünü gizlemek için kullanılır. Kudüs’te sebebi bilinmeyen bir patlama oldu şeklinde haberler, İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa’ya ses bombalarıyla saldırdığı anlamına gelir. Eğer İsrail’de hükümet krizi var deniyorsa, bu, yeni katliamlar başlatılacağı anlamına geliyor. "Kudüs İsrail’in bölünmez başkenti" ifadesi, Filistinlileri yeryüzünden silme çabasıdır. İsrail, bölge ülkeleriyle normalleşme istiyor denildiğinde, İsrail’in saldırganlıklarına karşı sessiz kalınması anlamına gelir.
Önerdiğim ırkçılık, işgal ve soykırım sözlüğü karşısında doğruyu anlatmak için doğru bir literatür kullanmamız gerekiyor. Manipülasyonları görmemiz gerekiyor. Parti ve hükümet olarak bu konuda güçlü bir mücadele veriyoruz. Kavramların doğru yere oturtulması ve her şeyin ilkeli bir şekilde anlatılması büyük önem taşıyor. İletişim Başkanlığımızın STRATCOM Zirvesi, bu kavramların yerli yerine oturtulması açısından çok önemlidir. İletişim Başkanımız Burhanettin Duran ve ekibini tebrik ediyoruz. Kavramların doğru şekilde kullanılması ve İsrail’i savunacak şekilde kurumsallaşmış bu literatüre direnmek, soykırım ve zulme direnmek kadar önemlidir.
İsrail saldırganlığının sadece fiziki olmadığı, mekânsal ve düşünsel boyutlarda da bir soykırım yürütüldüğünü görüyoruz. Mescid-i Aksa’da ibadet yasaklandı, bayram namazı engellendi. Bu saldırganlık sadece İslam’a değil, tüm insanlığa yöneliktir. Mescid-i Aksa’ya saldırı, tüm insanlığa yapılan bir saldırıdır. Hristiyanların Palmiye Pazarı ayini Kıyamet Kilisesi’nde yapılmak istendi ancak İsrail engel oldu. Aynı durum Hristiyanlar için de geçerli. İran savaşı devam ederken Gazze ve Batı Şeria’dan dikkatleri uzaklaştırmaya çalışılıyor. Gazze’den sonra Batı Şeria’da da saldırılar sürdürülmek isteniyor. İsrail, Lübnan’a ağır saldırılar düzenledi, kara harekâtıyla Litani Nehri’ne kadar ilerledi ve Lübnan’ın üçte biri insansız bölge haline geldi. Bu, Netanyahu hükümetinin büyük bir tehlike oluşturduğunu gösteriyor. Bugün bölgede ve dünyada ortaya çıkan krizin temel sebebi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıdır. Bu saldırı haksız ve hukuksuzdur. Nükleer çalışmalar gerekçe gösteriliyor ancak İran bu konuyu uluslararası müzakerelerle masada görüşüyordu. Yine de saldırı gerçekleşti. İsrail rejim değişikliği söylemi dile getiriyor ama İran halkı kendi devletine sahip çıkıyor. Hiçbir ülke başka bir ülkenin rejimini değiştirmek için saldırı yapamaz, bunun uluslararası hukuka aykırı bir karşılığı yoktur.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!