AK Parti'li Nilhan Ayan'dan COP31 Mesajı: Türkiye Çevre Diplomasisinde "Eylem" Dönemini Başlatıyor
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nilhan Ayan, Moğolistan'daki COP17 Forumu'nda Türkiye'nin COP31 başkanlığında diyalog ve eylem odaklı olacağını açıkladı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Nilhan Ayan, Moğolistan'ın başkenti Ulanbator'da düzenlenen "COP17 Üst Düzey Parlamento Forumu"nda küresel çevre krizlerine karşı parlamentoların üstlenmesi gereken tarihi sorumlulukları dile getirdi. Ayan, sürdürülebilir bir gelecek için toprağın, suyun ve iklimin korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
Toprak Kaybı ve Çölleşmenin Sosyo-Ekonomik Tehditleri
Konuşmasında toprağın sadece bir üretim aracı olmadığını, bir çiftçinin emeğini, ailelerin geçim kaynaklarını, sofradaki yiyecekleri, suyu ve çocukların geleceğini simgelediğini belirten Nilhan Ayan, toprak verimliliğinin kaybolmasının zincirleme krizlere yol açacağını ifade etti. Ayan, "Toprak verimliliğini yitirdiğinde bunun yıkıcı sonuçları arazinin sınırlarını aşar. Gıda üretimi geriler, su kaynakları üzerindeki baskı dayanılmaz boyutlara ulaşır. Kırsal topluluklar savunmasız kalırken, göç dalgaları tetiklenir ve geleceğe olan güven sarsılır" dedi.
Çölleşme ve arazi bozulmasının sadece ekolojik bir sorun olmadığını, gıda ve su güvenliğinin yanı sıra toplumsal istikrar ile insan refahını doğrudan tehdit ettiğini ekleyen Ayan, uluslararası toplumun bu konuda acil ortak hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.
Parlamentoların Rolü: Hukuk, Bütçe ve Etkin Denetim
Çevre krizleriyle mücadelede parlamentolara büyük görevler düştüğünü savunan Ayan, bu mücadelenin üç temel sütun üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirtti: Hukuk, bütçe ve denetim. Uluslararası taahhütlerin somut ve uygulanabilir ulusal yasalara dönüştürülmesinin şart olduğunu ifade eden Ayan, toprak, su, tarım ve iklim politikalarının birbiriyle entegre şekilde ele alınması gerektiğini söyledi.
Bütçe planlamasının önemine değinen Ayan, "Hedeflerimizi yeterli finansal kaynaklarla desteklemek zorundayız. Ulusal bütçelerin yanı sıra küresel iklim ve arazi finansmanını da harekete geçirerek, kaynakları yerel restorasyon projelerine, dayanıklılık çalışmalarına ve bilimsel verilere yönlendirmeliyiz" diye konuştu. Karar alma süreçlerine toplumun tüm kesimlerinin dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Ayan; çiftçilerin, kadınların, gençlerin, bilim insanlarının ve özel sektörün sesinin duyulmasının parlamento liderliğinin bir gereği olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin Çevre Vizyonu: Emanet, Denge ve Onarım
Türkiye'nin çevre koruma ile ekonomik kalkınmayı birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak gördüğünü vurgulayan Nilhan Ayan, refah anlayışlarının temelinde gelecek nesillerin haklarını korumanın yattığını belirtti. Türkiye'de yürütülen erozyonla mücadele, nehir havzası planlaması, orman ve mera koruma faaliyetlerine dikkat çeken Ayan, "Medeniyetimiz bizlere doğayla ilişkimizde üç altın kavram miras bırakmıştır: emanet, denge ve onarım. Bize emanet edilen doğayı korumak sorumluluğumuz, ekolojik dengeyi gözetmek görevimiz, zarar göreni yeniden onarmak ise en büyük yükümlülüğümüzdür" ifadelerini kullandı.
COP31 Döneminde Türkiye'nin "Eylem ve Uzlaşı" Misyonu
Rio Sözleşmeleri arasındaki iş birliğini güçlendirmenin önemine değinen Ayan, Türkiye'nin ev sahipliğini üstleneceği COP31'in bir "Uygulama COP'u" olacağını ilan etti. Türkiye'nin bu süreçte diyalog, uzlaşı ve eylem odaklı bir liderlik sergileyeceğini belirten Ayan, her ülkenin ulusal şartlarının farklı olduğunu ancak sorunların ortak olduğunu hatırlattı.
Ayan, "Diyaloğa ihtiyacımız var çünkü koşullarımız farklı. Uzlaşıya ihtiyacımız var çünkü sorunlarımız ortak. Eyleme ihtiyacımız var çünkü başarı ancak sahada elde edilen somut sonuçlarla ölçülebilir" diyerek, Türkiye'nin COP31 başkanlığı süresince alınan kararların hem ulusal hem de uluslararası düzeyde fiiliyata dökülmesine odaklanacağını sözlerine ekledi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!