Atık Yönetiminde Sürdürülebilirlik Alarmı: Sektör Yeni Bir Denge Arıyor
Türkiye’nin sıfır atık ve karbonsuzlaşma hedeflerinde kritik rol oynayan atık yönetimi sektörü, artan maliyetler karşısında ekonomik çıkış yolu arıyor.
Türkiye'nin çevre politikaları, sıfır atık vizyonu, döngüsel ekonomi entegrasyonu ve karbonsuzlaşma hedeflerinde stratejik bir köprü görevi üstlenen atık yönetimi sektörü, kritik bir ekonomik eşikten geçiyor. Son yıllarda büyük yatırımlarla güçlendirilen altyapıya rağmen, yükselen operasyonel maliyetler ve mevcut gelir modellerinin yetersiz kalması, sektör oyuncularını finansal sürdürülebilirlik noktasında ciddi endişelere sevk ediyor.
Çöpten Enerjiye Uzanan Dönüşüm Yolculuğu
Türkiye, atık bertarafı ve geri kazanımı konusunda son çeyrek asırda devasa bir dönüşüme imza attı. 1995 yılında belediye atıklarının yalnızca yüzde 6.9’luk kısmı düzenli depolama tesislerinde işlenebilirken, günümüzde bu oran yaklaşık yüzde 81 seviyesine ulaşmış durumda. Ancak atığı kaynağından alıp ayrıştıran, geri dönüştüren ve çevre dostu enerjiye dönüştüren tesisler, son dönemde gelirlerindeki sınırlı artışa tezat oluşturan yüksek maliyetler ve yerel yönetimlerle yaşanan operasyonel uyuşmazlıklar nedeniyle ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bu devasa ekosistemin en büyük aktörlerinden biri olan Doğanlar Holding iştiraki Biotrend Enerji, Türkiye'nin 9 farklı ilinde faaliyet gösteren 17 tesisi ve 114.2 MWe kurulu gücüyle atıkları elektrik enerjisine dönüştürüyor. Sektörün karşı karşıya kaldığı yapısal tıkanıklıkları değerlendiren Biotrend Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Canan Özsoy, sürecin yalnızca ticari bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
İklim Kriziyle Mücadelede Atık Yönetiminin Rolü
Tesislerin birincil misyonunun elektrik üretiminden ziyade çevre sağlığı ve atık bertarafı olduğunu vurgulayan Canan Özsoy, metan gazının küresel ısınmadaki yıkıcı etkisine dikkat çekti. Özsoy, "Metan gazı atmosfere karıştığı anda karbondioksitten tam 80 kat daha fazla ısınmaya yol açıyor. Bu nedenle çöpü daha kaynağındayken dönüştürebilmek, küresel iklim kriziyle mücadelenin en temel ve vazgeçilmez basamağıdır" ifadelerini kullandı.

Yükselen Maliyetler ve Gelir Dengesinde Sapma
Sektörün finansal dengelerini sarsan en önemli etkenlerin başında operasyonel giderlerdeki olağanüstü artış geliyor. Yatırımların hayata geçirildiği ilk yıllarda, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında sunulan döviz bazlı tarifelerin sektöre can suyu olduğunu belirten Özsoy, son dönemde bu dengenin bozulduğunu ifade etti. Gelirlerinin oldukça sınırlı bir bantta kalmasına rağmen giderlerin katlanarak büyüdüğünü belirten Özsoy, belediyelerle imzalanan sözleşmelerde taahhüt edilen atık miktarlarının karşılanamaması, saha yönetimi ve yatırım yükümlülüklerinde yaşanan aksamaların da şirket bilançoları üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu dile getirdi.
Sektörün Geleceği İçin 3 Kritik Talep
Yaşanan darboğazın aşılması adına kamu kurumlarıyla yoğun bir temas trafiği yürüttüklerini açıklayan Canan Özsoy, atık yönetimi sektörünün geleceğini güvence altına alacak 3 temel talebi şu sözlerle özetledi: "İlk olarak, mevcut YEKDEM mekanizmasının sözleşme süreleri boyunca güncel maliyet dinamiklerini karşılayacak şekilde revize edilerek sürdürülmesi kritik önem taşıyor. İkinci olarak, belediyeler ile özel sektör yatırımcıları arasındaki sözleşmelerin yasal bir zeminle standartlaştırılması ve sahadaki fiili gerçekliklere göre esnetilmesi şart. Son olarak ise ileri dönüşüm, biyometan üretimi ve plastik geri kazanımı gibi yüksek katma değer üretecek vizyoner yatırımların önünün açılması için uluslararası yeşil fonlara erişimde devletimizin garantörlük üstlenmesini ve teşvik mekanizmalarını devreye sokmasını bekliyoruz."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!