Avrupa'nın İsrail ile Askeri Anlaşmaları: Soykırım Suçuna Ortaklık Tartışması
İnsan hakları savunucuları, İsrail'in Gazze'deki sürgün planlarına rağmen askeri anlaşmalarını sürdüren Avrupa ülkelerini ağır şekilde eleştiriyor.
İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonları hız kesmeden devam ederken ve Tel Aviv yönetiminin Filistinlileri bölgeden tamamen sürme planı sıcaklığını korurken, bazı Avrupa ülkelerinin İsrail ile milyarlarca avroluk yeni askeri anlaşmalara imza atması uluslararası kamuoyunda büyük bir infiale yol açıyor. İnsan hakları savunucuları ve hukukçular, Gazze'de yaşanan insani trajediye rağmen sürdürülen bu askeri ortaklıkların, ilgili devletleri uluslararası hukuk önünde doğrudan suç ortağı konumuna getirebileceği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.
"İnsanlığa Karşı Suçlara Ortak Olma Riski"
İnsan Hakları İzleme Örgütünün (HRW) Avrupa Birliği (AB) Temsilcisi Claudio Francavilla ve eski HRW Direktörü, Princeton Üniversitesi Misafir Profesörü Kenneth Roth, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Filistinlilerin Gazze'den sürgün edilmesi planının hala masada olduğunu yinelediği bu kritik süreçte; Almanya, Yunanistan ve Finlandiya gibi ülkelerin Tel Aviv ile ilişkilerini derinleştirmesini değerlendirdi.
Francavilla, etnik temizlik girişimlerinin insanlığa karşı suç, savaş suçu ve soykırım kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu suçlara karşı uluslararası toplumun yaptırımlar, ticari tedbirler ve kapsamlı bir silah ambargosuyla yanıt vermesi gerektiğini belirten Francavilla, "Devam eden vahşet karşısında İsrail ile askeri işbirliğini sürdürmek yalnızca vicdan dışı olmakla kalmaz, aynı zamanda devletin ve bireylerin bu suçlara ortak olma riskini de doğurur" ifadelerini kullanarak tehlikenin boyutuna dikkat çekti.
Sürgün Planı ve Trump'ın Rolü
Eski HRW Direktörü Kenneth Roth ise İsrail'in Gazze'deki askeri stratejisinin arka planına ışık tuttu. Roth, yürütülen operasyonların temel amacının, yaklaşık 2 milyon Filistinliyi göçe zorlamak adına bölgedeki sivil yaşamı tamamen imkansız ve çekilmez hale getirmek olduğunu vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump'ın, ikinci başkanlık döneminin başlarında bu tehlikeli planı desteklediğini hatırlatan Roth, ancak bölge ülkelerinin hiçbirinin bu sürgün planını kabul etmemesi üzerine Trump'ın geri adım atmak zorunda kaldığını ifade etti.
İsrail hükümetinin, Trump'ı söz konusu sürgün planını yeniden canlandırmaya ikna etmek için lobi faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Roth, bu girişimin uluslararası hukuk normlarına göre "son derece büyük bir savaş suçu ve insanlığa karşı suç" teşkil ettiğini kaydetti.
Almanya, Finlandiya ve Yunanistan'ın Milyarlık Silah Ortaklıkları
Almanya'nın tarihi geçmişi nedeniyle soykırım uygulayan bir yönetime askeri destek vermenin yaratacağı küresel riskleri en iyi idrak etmesi gereken ülke olması gerektiğini belirten Roth, Berlin yönetiminin tam tersi bir tutum sergilediğini söyledi. Roth, "Bu durum, Alman hükümetinin Holokost'tan yanlış ders çıkardığını gösteriyor. Çıkarılması gereken asıl ders, İsrail hükümetini uluslararası insan hakları standartlarını hiçe saydığı durumlarda dahi koşulsuz desteklemek değil; aksine, bu tür kitlesel vahşetlerin yaşanma ihtimalini azaltan küresel standartları kararlılıkla savunmaktır" dedi.
Tüm bu tartışmaların odağında, Avrupa ülkelerinin İsrail ile yürüttüğü askeri ticaretin boyutları da gün yüzüne çıkmaya devam ediyor:
Alman hükümetinin, Gazze'de soykırım gerçekleştirmekle suçlanan İsrail'e yönelik daha önce uyguladığı kısmi silah ihracatı kısıtlamalarını sessizce kaldırarak, bu ülkeye yaklaşık 800 milyon avro değerinde askeri teçhizat sevkiyatına onay verdiği belgelendi.
Benzer şekilde, Finlandiya'nın da İsrail ile olan savunma işbirliği anlaşmasını, Gazze'deki katliamların sürdüğü 2024 yılında kamuoyuna duyurmadan imzaladığı ve bu stratejik ortaklığı 2034 yılına kadar uzattığı ortaya çıktı.
Yunanistan ise İsrail Savunma Bakanlığı ile Tel Aviv'de imzaladığı, yaklaşık 3 milyar avro değerindeki "Aşil Kalkanı" hava savunma anlaşmasıyla dikkatleri üzerine çekti.
Ateşkese Rağmen Gazze'de Durmayan Katliam
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde yürürlüğe giren ateşkese rağmen sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırılarını sürdürüyor. Gazze'deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan son resmi açıklamaya göre, ateşkesin ilan edildiği 10 Ekim 2025 tarihinden bu yana düzenlenen İsrail saldırılarında 1334 Filistinli yaşamını yitirdi, 4 bin 400'den fazla kişi ise yaralandı.
İsrail'in, Gazze'ye yönelik geniş kapsamlı saldırılarını başlattığı Ekim 2023'ten bu yana geçen süreçteki toplam bilanço ise dehşet verici boyutlara ulaştı. Saldırılarda bugüne kadar en az 73 bin 470 kişi hayatını kaybederken, 174 bin 500'den fazla sivil de yaralandı veya sakat kaldı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!