Bir Gazinin Destansı Hayatı: Hacı Osman Doğaç'ın Hikayesi
Gazi Hacı Osman Doğaç’ın yaşamı, savaşın ve kayıpların izlerini taşıyan bir hikaye olarak tarihimizde yer alıyor.
1912 yılında başlayıp yıllar süren acıların, kayıpların ve dirilişin öyküsünü barındıran Gazi Hacı Osman Doğaç’ın yaşamı, tarihimizin unutulmaz sayfalarından birine işaret ediyor. Balkan Savaşları sırasında Saraybosna’dan Sakarya’nın Geyve ilçesine göç eden Hacı Osman Doğaç, Çanakkale Cephesi'nde savaşıp sağ kolunu kaybettikten sonra 5 yıl boyunca esaret altında kalmış. Memleketine döndüğünde ise ailesinin artık hayatta olmadığını öğrenmesi, onun yaşamında unutulmaz bir yara bırakmış.
Sakarya’nın Akyazı ilçesinde kızı ve torunlarıyla birlikte yaşamını sürdüren 98 yaşındaki Fatma Fazlıoğlu, babası Hacı Osman Doğaç’ın hikayesini hafızasında taşıyor. Alzheimer hastalığının getirdiği zorluklara rağmen, bu hikayeyi torunu Elif Desteci aracılığıyla paylaşarak, savaşın ve kayıpların izlerini yeniden gün yüzüne çıkarıyor.
“5 yıl boyunca ailesinden hiç haber alamadı”
Elif Desteci, büyük dedesi Hacı Osman Doğaç’ın yaşadığı zorlukları anneannesi Fatma Fazlıoğlu’ndan öğrendiğini belirterek, ailenin Saraybosna’dan Türkiye’ye uzanan zorlu yolculuğunu ve savaş serüvenini anlattı. Desteci, “Anneannemin ailesi Saraybosna’da yaşamışlar. Balkanlar karışınca Sakarya’nın Geyve ilçesine göç etmişler ve burada da savaş çıkmış. Çanakkale Savaşı döneminde, anneannemin babası ve üç erkek kardeşi birlikte cepheye gitmişler. Conk Bayırı’nda savaşmışlar. Büyük dedemiz, sağ kolundan bir bombanın şarapnel parçasıyla yaralanmış ve ardından Fransa, Lizbon ve Mısır İskenderiye’de 5 yıl boyunca ailesinden hiç haber alamadan esir kalmış. Cephede savaşan kardeşleri, annesi, eşi, çocukları ve kız kardeşlerinden hiçbir haber alamamış” dedi.
“Hayatında sadece iki kere ağladı”
Gazi Osman Doğaç, esaretin ardından Türkiye’ye döndüğünde en büyük acıyı yaşadı. Elif Desteci, bu acı dolu anı şöyle anlattı:
“Büyük dedemiz esaretteyken, savaşan 3 kardeşinin de künyesi köye gelmiş, yani onlar şehit olmuş. Geride bıraktığı kız kardeşleri, annesi ve eşi ise Geyve’de çıkan kolera salgınında hayatını kaybetmiş. Kendisi esir olduğu için bu olaylardan habersizmiş. Türkiye’ye döndüğünde, hiç tanımadığı bir akrabasıyla karşılaştığında, ’Siz kimsiniz?’ diye sormuş. O kişi, ’Ben senin her şeyinim; annen, baban, eşin, çocukların ve kardeşlerin öldü’ demiş. O an bütün ailesinin yok olduğunu öğrenmiş. Hayatında sadece iki kere ağlamış; biri kolu kesildiğinde, diğeri ise ailesinin tamamen yok olduğunu öğrendiği o an.”
Geyve’ye döndüğünde evinin kapısını mühürlü bulan Hacı Osman Doğaç, hayata yeniden tutunmaya çalıştı. Desteci, bu süreci şöyle özetledi:
“Büyük dedemiz, Geyve’de bir süre tek başına yaşadıktan sonra anneannemin annesiyle tanışıyor. O kadının da eşi savaşta şehit olmuş, ailesi salgında vefat etmiş. Benzer kadere sahip bu iki insanı tanıştırıyorlar ve evleniyorlar. Bu evlilikten anneannem ve erkek kardeşi dünyaya geliyor. Aslında 12 kardeşmişler ancak diğerleri hastalıktan ölmüş. Anneannemin tek kardeşi de 50’li yaşlarında vefat etmiş. Anneannem ise şimdi burada, bizimle beraber. İşte onların böyle eşsiz ve zorlu bir hayat hikayeleri var.”
“Mahalle babamı görünce ayağa kalkardı”
1928 doğumlu Fatma Fazlıoğlu, ilerleyen yaşı nedeniyle güçlükle konuşsa da, babasının savaşta sağ kolunu kaybettiğini ve 5 yıllık esaret yaşadığını hatırlatarak, onunla gurur duyduğunu dile getirdi. Fazlıoğlu, “Ne günler görmüşler bir düşündüğünüz zaman... Hiç kimse arka çıkmamış, savaşa gitmiş. Ne ev görmüş ne rahatlık; hep korkular yaşamış. Ömür boyu babama yardımcı oldum. Ne istiyorsa getirdim, ne istiyorsa yaptım, helal olsun. Babamın çok iyi bir ahlakı vardı. Yalnız ben değil, tüm mahalle babamı görünce saygıdan ayağa kalkardı. Onu çok seviyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı görme arzusu
Asırlık çınar Fazlıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan sevgisini dile getirerek, onu yakından görmeyi arzuladığını belirtti. Devletin varlığı için sürekli dua ettiğini ifade eden Fazlıoğlu, duygularını şu sözlerle ifade etti:
“Ben Cumhurbaşkanımızı çok seviyorum. Keşke onu görebilsem, buraya gelse de görsem. Allah nasip etsin inşallah. Ona ve devletimize her zaman dua ediyorum. Allah devletimize zeval vermesin. Allah’ım bize böyle güzel bir Cumhurbaşkanı nasip etti, çok şükür.”
Gazi Hacı Osman Doğaç’ın 1958 yılında, 79 yaşında vefat ettiği biliniyor.

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!