Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İran ve Pakistan Hakkında Kritik Açıklamalar
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ve Pakistan konularında önemli açıklamalarda bulundu ve barış çağrısı yaptı.
SON DAKİKA HABERİ: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası gündemi değerlendirdiği açıklamalarda bulundu. Özellikle İran-ABD-İsrail ve Pakistan-Afganistan arasındaki çatışmalara dikkat çeken Erdoğan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını kınadığını belirtti.
Erdoğan, aynı zamanda İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının da kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Erdoğan'ın açıklamalarının öne çıkan noktaları ise şöyle:
AK Parti İstanbul İl Teşkilatı'na teşekkür ediyorum. Ramazan ayı boyunca 86 milyon vatandaşımızla birlikte gönül köprüleri kurarken, kültürel coğrafyamızdaki kardeşlerimizi de ihmal etmiyoruz.
ERDOĞAN'DAN İRAN İÇİN MESAJ
Maalesef bir yandan Pakistan ve Afganistan, diğer yandan İran ve Körfez arasındaki çatışmalar unutulacak gibi değil. Bu durumların altında yatan sebepler herkesin malumu.
Türkiye olarak, bu kutsal günlerde bölgemizde ve İslam dünyasında huzur ve barışın tesis edilmesi için çaba sarf ederken, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun kışkırtmalarıyla ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarını endişeyle izliyoruz.
'İSRAİL'İN SÜRECİ ZEDELEME ÇABALARI SÜRÜYOR'
Suriye konusunda, özellikle bu süreçte Sayın Trump ve Sayın Pezeşkiyan ile görüşmeler gerçekleştirdim. Bölgemizdeki diğer ülkeler de ellerinden geleni yaptı, ancak taraflar arasındaki güven sorunu aşılamadı ve İsrail'in süreci baltalama girişimleri nedeniyle istenilen sonuca ulaşılamadı.
'İRAN HALKININ HUZURUNA YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ'
Dost ve kardeş ülke İran'ın egemenliğini açıkça ihlal eden ve İran halkının huzuruna kasteden saldırıları kınıyoruz.
'İRAN'IN KÖRFEZ ÜLKELERİNE SALDIRILARINI KABUL EDİLEMEZ BULUYORUZ'
Benzer şekilde, her ne sebeple olursa olsun Körfez'deki kardeş ülkelere yönelik İran'ın füze ve drone saldırılarını kabul edilemez buluyoruz.
Sağduyu ve aklıselimin hâkim olmadığı, diplomasinin devreye girmediği bir durumda bölgemiz bir ateş çemberine sürüklenebilir.
Savaşın büyümesini önlemek, Allah korusun, bölgemizin daha büyük acılar yaşamaması için tüm aktörlerin, özellikle İslam dünyasının acilen harekete geçmesi gerekmektedir.
Biz Türkiye olarak, sorunların barışçıl bir şekilde çözülmesi için üzerimize düşen her görevi yerine getiriyoruz ve getireceğiz.
Hudut güvenliğimiz ve hava sahamızda zaten herhangi bir sorun bulunmuyor. Her türlü güvenlik önlemini en üst düzeyde alıyoruz. Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini öncelik alarak bu hassas süreci başarıyla yöneteceğiz.
Önce ateşkesin sağlanması, ardından da ateşkes görüşmelerine başlanması için diplomatik adımlarımızı atacağız. Bölgedeki tüm kardeş halkların yanında olmaya devam edeceğiz.
'TÜRK SİYASET TARİHİNİN EN KARANLIK DÖNEMİ'
Bugün, Türk siyaset tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan 28 Şubat'ın yıl dönümü. Postmodern darbenin üzerinden tam 29 yıl geçti.
Postmodern darbe olarak adlandırılan 28 Şubat müdahalesi, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül'ün devamıdır. Darbeler silsilesinin bir halkasıdır. Gerekçeler ve araçlar değişse de hedef her zaman demokrasi ve milletin tercihleri olmuştur.
28 Şubat, devasa bir enkaz bıraktı. Özellikle Türk demokrasisi ve ekonomisi uzun yıllar sürecek ağır yaralar aldı.
Hesaplamalar, 28 Şubat müdahalesinin Türkiye'ye 381 milyar dolar zarara neden olduğunu gösteriyor. Yüz binlerce insan inançları, görüşleri ve dış görünüşleri nedeniyle mağdur edildi.
Kadınlar ve kız çocukları üzerinde travmatik etkiler bıraktı. Başörtülü öğrencilere ikna odalarında psikolojik baskı uygulandı. Binlercesi eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Katsayı ve 8 yıllık kesintisiz eğitim dayatmasıyla imam hatip ve meslek liselerinin önü kesildi.
'BİZİ SİYASETTEN UZAKLAŞTIRMAYA ÇALIŞTILAR'
Zorlu ve sancılı bir süreç yaşadık. 'Bin yıl sürecek' denilen karanlık dönemlerden geçtik. Bize siyaset yapamazsınız dediler, uydurma yargı kararlarıyla bizi siyasetten tasfiye etmeye çalıştılar, önümüze engeller koydular, millete hizmet yolunda bizi durdurmak için her türlü hukuksuzluğu sergilediler.
Ancak biz boyun eğmedik, umutsuzluğa kapılmadık, asla yılmadık. Allah'a güvendik, hikmete ram olduk. 'Yol varsa budur, bilmiyoruz başka çıkar yol' dedik. Daha sıkı kenetlenerek sabır ve tahammülle bize, aziz milletimize ve siyasi görüşlerimize yönelik saldırıları tek tek bertaraf ettik. 28 Şubat döneminde işlerinden edilen veya istifa etmeye zorlanan kardeşlerimizin haklarını iade ettik.
'BAŞÖRTÜSÜ YASAKLARINA SON VERDİK'
Başörtüsüne yönelik anlamsız yasaklara son verdik. 28 Şubat'ın faillerini adalete teslim ettik ve yargılanmalarını sağladık. 15 Temmuz sonrasında 28 Şubat'a en büyük desteği veren FETÖ'yü tasfiye ederek, 28 Şubatçıların önünü açtığı, güçlendirdiği ve milletin başına musallat ettiği beladan milletimizi kurtardık.
Görüyorsunuz ki, 29 yıl önce ikna odalarına alınan başörtülü kızlarımız bugün mülkiyede, adliye, askeriyede, dış siyasette devletin tüm kademelerinde herhangi bir kısıtlama olmadan özgürce görev yapıyor. Evlatlarımız inançları, kariyerleri, dini hassasiyetleri ve eğitimleri arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılmıyor.
Üniversitelerimiz, yargımız ve iş dünyamız artık vakitlerini siyasete müdahale için değil, asli görevlerini en iyi şekilde yerine getirmek için harcıyor. Vesayetçi zihniyetin kalıntıları temizlendikçe, Türkiye normalleşiyor ve Türk demokrasisinin standartları yükseliyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!