Finansal sistemlerde haksız veya fahiş kazanç elde edenlerden paranın geri alınarak mağdurlara dağıtılması süreci, dünya genelindeki büyük dolandırıcılık ve iflas vakalarında farklı yöntemlerle uygulanırken, Türkiye'deki hukuki altyapısı da tartışma konusu oluyor.
Bu süreçlerde öncelikle sisteme gerçekte ne kadar para yatırıldığı ve ne kadar para çekildiği belirlenerek, yatırdığından fazla alanlar ile anaparasının bir kısmını veya tamamını kaybedenler birbirinden ayrılıyor.

Uygulamanın temel amacı gerçek anapara kayıplarının karşılanması olsa da geri alınabilecek tutarlar ve kapsam her ülkenin kendi hukuk sistemine göre değişiklik gösteriyor.
Dünyadaki Clawback ve Tasfiye Uygulamaları
ABD'de 2008 yılında ortaya çıkan Bernie Madoff skandalı, clawback (geri alma) uygulamasının en bilinen örneklerinden biridir. Madoff'un müşteri hesaplarında yaklaşık 65 milyar dolarlık hayali bir portföy gösterdiği, gerçek anapara kaybının ise yaklaşık 17.5 milyar dolar olduğu belirlenmiştir.

Tasfiye sürecinde, sistemden yıllar içinde yatırımlarının üzerinde para çeken kişi ve kuruluşlara karşı çok sayıda geri alma davası açılmış ve milyarlarca dolarlık anlaşmalar yapılmıştır. ABD Adalet Bakanlığı'na bağlı Madoff Victim Fund 40 bini aşkın mağdura toplam 4.3 milyar doların üzerinde ödeme yaparken, ayrı yürütülen kayyum sürecinde Şubat 2026 itibarıyla toplam ödeme yaklaşık 15.4 milyar dolara ulaşmıştır. Bu süreçte yatırımcıların hayali kazançları yerine sisteme gerçekten yatırdıkları ve çektikleri paralar esas alınmıştır.
İspanya'da 2006'da ortaya çıkan Forum Filatelico ve Afinsa krizinde pul yatırımı üzerinden 460 binden fazla kişiden yaklaşık 4.8 milyar euro toplanmıştır. Şirketlerin ve yöneticilerin mal varlıklarına yönelik işlemler başlatılsa da geri kazanım oranları düşük kalmıştır. 2021 verilerine göre Forum Filatelico yatırımcıları yatırımlarının yaklaşık yüzde 23.5'ini, Afinsa yatırımcıları ise yüzde 15.7'sini geri alabilmiştir. Fransa'da 2014'te ortaya çıkan Aristophil skandalında ise 18 bin kişinin sisteme 850 milyon euro civarında para yatırdığı belirlenmiş, şirketin elindeki eserler açık artırmayla satılsa da gelirler beklentinin altında kalmıştır. Şirketin kurucusu Gerard Lheritier ise 2025'te mahkum edilmiştir.
Brezilya'da ise Banco Master dosyası klasik bir Ponzi vakası olarak kesinleşmemekle birlikte, Merkez Bankası Kasım 2025'te banka hakkında tasfiye süreci başlatmıştır. Özel bir garanti sistemi olan FGC, garanti kapsamındaki yaklaşık 800 bin alacaklı için toplam yükümlülüğü 40.6 milyar real olarak hesaplamış ve ödemelere 2026 başında başlamıştır. FGC, mali gücünü desteklemek amacıyla üye kuruluşların gelecek yıllardaki katkılarının bir bölümünü öne çekmiştir.
Türkiye'deki Hukuki Durum ve Alternatif Yollar
Türkiye'de son dönemde gündeme gelen fon ve yatırım vakaları, sistemden yüksek kazanç elde edenlerden paranın geri alınıp alınamayacağı sorusunu beraberinde getirmiştir. Türk hukukunda ABD'deki gibi tek ve özel bir "clawback" sistemi bulunmamaktadır. Ancak olayın niteliğine göre sebepsiz zenginleşme, tasarrufun iptali, müsadere ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerine ilişkin farklı hukuki yollar gündeme gelebilmektedir.
Yargıtay'ın geçmişte Titan gibi piramit sistemleriyle ilgili verdiği kararlarda olağan dışı kazanç beklentisiyle bu tür yapılara para yatırılmasına ilişkin değerlendirmeler bulunsa da bu kararların her güncel dosyaya doğrudan uygulanması mümkün olmayabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 81'inci maddesi hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şeylerin geri istenmesine ilişkin hükümler içerse de bu düzenleme doğrudan "çok kazanan yatırımcıdan alınan paranın kaybedene verilmesi" şeklinde otomatik bir mekanizma oluşturmamaktadır. Bu nedenle Türkiye'de paraların kimden, hangi hukuki gerekçeyle geri alınabileceği somut olayın özelliklerine ve yargı sürecine göre belirlenecektir.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!