Gazeteci Yaşar Yavuz'un 28 Şubat Hatıraları: Unutulmaz Bir Dönem
Gazeteci Yaşar Yavuz, 28 Şubat döneminde yaşadığı baskıları ve gazete dağıtımını bırakmak zorunda kaldığı anları anlattı.
Gaziantep
Yerel basının önemli isimlerinden 55 yaşındaki Yaşar Yavuz, meslek hayatına 1999 yılında Selam gazetesinde başladığını ve şehrin temsilciliğini üstlendiğini belirtiyor.
Yavuz, 28 Şubat sürecinin hukuk, anayasa ve insan haklarını ihlal eden bir dönem olduğunu ifade ederek o zamanları şöyle dile getirdi:
"Selam gazetesinin o dönem 282 abonesi vardı. Sivil polisler beni emniyete götürdü ve abonelerin isimleriyle adreslerini sordular. Ben de gazetenin yasal bir yayın olduğunu ve bu bilgilerin bende olmadığını belirttim. Ancak bu nedenle üç gün boyunca emniyette işkence gördüm. Evimde arama yapıldı ve suçsuz olduğum anlaşıldıktan sonra serbest bırakıldım. Ancak sivil polislerin sık sık evime ve iş yerime gelmesinden dolayı büyük bir baskı altındaydım. Bu baskılara dayanamayarak gazete dağıtımını bırakmak zorunda kaldım." dedi.

Recep Tayyip Erdoğan'ın 1999 yılında cezaevinde bulunduğu dönemde bir posterini dağıttığını belirten Yavuz, "Polisler geldi ve beni karakola götürdü. 'Bu adamın posterini neden dağıtıyorsun?' diye sordular. Ben de 'Bu poster gazeteyle birlikte geldi, ben de okuyuculara dağıtıyorum.' dedim. Bu nedenle emniyete götürüldüm ve orada darp edildim. Sürekli gözaltı ve tehditlerle karşı karşıya kaldık. Böyle bir dönemde gazetecilik yapmak çok zordu. İşe giderken adeta suç işlemiş gibi terörist muamelesi görüyorduk. Oysa ki ortada bir suç yoktu. Fakat bize o gözle bakıyorlardı. 28 Şubat böyle bir dönemdi." diye anlattı.
Yavuz, 28 Şubat'ın dış güçlerin kontrolünde bir darbe olduğunu belirterek, "Her ne kadar 'postmodern darbe' dense de, Türkiye'de inanç ve düşünce özgürlüğünü, insan onurunu yok etmeye yönelik bir darbeydi." dedi.

"Darbelerin Karanlık Yüzü ve Laneti"
28 Şubat sürecinde karşılaştığı baskılara dayanamayıp mesleğine ara verdiğini ifade eden Yavuz, "1980 darbesini de gördüm. Ancak 28 Şubat'taki darbe çok daha ağır ve baskıcıydı. Başörtülü kadınlar, gazeteciler, öğrenciler ve öğretmenler gibi birçok kişi işlerinden oldu. Çocuklarım, işi bıraktığım dönemlerde aç kaldı. Darbeler çirkindir ve lanetlenmelidir. Kim darbe yaparsa yapsın karşı durulmalıdır." şeklinde konuştu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!