Gazze'de İkinci Sabra ve Şatila Uyarısı: İsrail Askerlerinden İtiraf Gibi "Milis" İfşaatı
Gazze'deki işgalde görev alan İsrailli askerler, Tel Aviv ve Şin Bet destekli silahlı milislerin sivil halka yönelik ağır savaş suçları işlediğini itiraf etti.
İsrail'in Ekim 2023 tarihinde Gazze Şeridi'nde başlattığı ve büyük yıkıma yol açan soykırım operasyonlarında görev alan asker ve subaylar, Tel Aviv yönetiminin bölgede fonladığı ve silahlandırdığı milis güçlerin sivil halka yönelik ağır hak ihlalleri gerçekleştirdiğini ifşa etti. İsrail'in önde gelen yayın organlarından Haaretz gazetesinin yayımladığı kapsamlı araştırma haberi, işgal altındaki topraklarda yürütülen kirli ittifakı ve işlenen savaş suçlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Habere göre, Gazze'nin 6 farklı noktasında konuşlanan ve İsrail hükümetinden hem finansal hem de askeri destek alan en az 5 farklı silahlı milis grubu bulunuyor. Kendi güçlerini sergilemek amacıyla çektikleri propaganda videolarını sosyal medyada paylaşarak yeni militanlar devşirmeye çalışan bu gruplar, İsrail ordusunun kontrolündeki askeri bölgelere hiçbir engelle karşılaşmadan serbestçe girip çıkabiliyor.
Şin Bet ve Ordu Destekli 5 Silahlı Grup Sahada
Gazze'deki operasyonlarda görev almış ve güvenlik gerekçesiyle adını gizleyen bir İsrailli subay, "Gazze Şeridi'ndeki birçok askeri noktada bu silahlı milisleri kendi gözlerimle gördüm" diyerek işbirliğinin boyutunu doğruladı. İsrail ordusu ve İç Güvenlik Teşkilatı Şin Bet'in, Hamas'a karşı duydukları ortak düşmanlık sebebiyle bu illegal gruplarla dirsek temasında olduğu belirtiliyor. Ancak bu milislerin hedefinde yalnızca Hamas değil, hayatta kalma mücadelesi veren savunmasız Gazze halkı da yer alıyor.
Birleşmiş Milletler (BM) tarafından derlenen raporlar da bu karanlık işbirliğini destekler nitelikte. Elde edilen verilere göre, bazı yerel milis grupları sivil Filistinlileri evlerinden zorla tahliye etmek için İsrail ordusuyla doğrudan koordinasyon halinde çalışıyor. Milislerin faaliyet gösterdiği bölgeler arasında Beyt Hanun, Şucaiyye, Deyr el-Belah, Han Yunus ve Refah gibi stratejik noktalar bulunuyor.
"Evleri Yağmalayıp Ateşe Verdiler"
İsrail Hava Kuvvetlerinde görevli bir subay, Şin Bet personeliyle birlikte bir insansız hava aracı (İHA) üzerinden izledikleri korkunç bir baskını şu sözlerle aktardı: "İki veya üç kamyonetle geldiler. Bu araçlar Hamas'ın kullandığı araçlara benziyordu. Koşarak insanlara ateş açmaya başladılar. Girdikleri her binayı yağmalayıp, ellerine geçen her şeyi çaldıktan sonra evleri ateşe verdiler."
Haaretz'in ulaştığı kanıtlar, bu grupların adeta İsrail ordus ucuz ve Şin Bet'in sahadaki operasyonel kolu gibi hareket ettiğini ortaya koyuyor. İsrail ordusunun bu milislere koruma kalkanı sağladığını belirten bazı askerler, uygulanan bu yöntemin Lübnan'da Filistinli mültecilere yönelik gerçekleştirilen tarihi Sabra ve Şatila katliamı benzeri vahşetlere kapı aralayabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. Bir diğer İsrailli subay ise yaşadığı ahlaki çöküntüyü, "Devletin ve ordunun savaş suçu işlemesi için silahlandırdığı bu milisleri korumakla görevlendirildim" sözleriyle ifade etti.
Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da Haziran 2025'te yaptığı açıklamada, güvenlik bürokrasisinin tavsiyesi doğrultusunda Gazze'de Hamas karşıtı yerel grupları aktif hale getirdiklerini belirterek bu kirli ortaklığı resmen itiraf etmişti.
Yaser Ebu Şebab ve "Milis Projesi"nin Geleceği
Bu yapılanmalar arasında en dikkat çekici olanı, Aralık 2025'te gizemli bir şekilde öldürülen Yaser Ebu Şebab'ın liderliğini yaptığı gruptu. Refah bölgesinde faaliyet gösteren Ebu Şebab, Temmuz 2025'te İsrail devlet televizyonuna verdiği röportajda, İsrail ordusundan destek aldıklarını açıkça kabul etmiş ve bu durum Filistinli direniş gruplarının tepkisini çekmişti. İsrail devlet televizyonu KAN'ın Şubat 2026 tarihli haberine göre, Ebu Şebab'ın milislerine Refah Sınır Kapısı'nda Filistinlileri arama ve kontrol etme yetkisi bile verilmişti.
Ebu Şebab'ın ölümüne rağmen, özellikle Ekim 2025'te ilan edilen ateşkes sürecinin ardından bu milis projesinin daha da büyüdüğü gözlemleniyor. Günümüzde bölgede "Halk Güçleri" ve "Terörle Mücadele Gücü" gibi isimler altında faaliyet gösteren ve sayıları yüzleri bulan silahlı gruplar mevcut. İsrail Hava Kuvvetleri subayı, bu kişilerin işbirliği yapma motivasyonunu, "Hamas'tan nefret ediyorlar ve karşılığında İsrail'den büyük güç ve imtiyazlar elde ediyorlar" şeklinde açıklıyor. Ancak üst düzey bir İsrailli komutan, bu grupların askeri kapasitesine dair gerçekçi bir tablo çizerek, "İsrail ordusunun koruması ve desteği olmadan Hamas karşısında bir gün bile ayakta kalamazlar" değerlendirmesinde bulunuyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!