Gazze’de Tarımsal Direniş: Çiftçiler Yerli Tohumlarla Toprağa Hayat Veriyor
İsrail ablukası altındaki Gazze'de tarım alanlarının yüzde 80'i yok olurken, Gazzeli çiftçiler yerli tohum bankasıyla topraklarını yeniden yeşertmeye çalışıyor.
Gazze Şeridi'nde yaşanan büyük yıkım, hayatın her alanını olduğu gibi bölgenin en önemli can damarlarından biri olan tarım sektörünü de derinden sarstı. Filistinliler için sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda vatan toprağıyla kurulan köklü bağın ve varoluş mücadelesinin simgesi olan tarım, İsrail'in sistematik saldırıları altında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış durumda.
Savaşın Gölgesinde Yok Olan Tarım Arazileri
İki yılı aşkın süredir devam eden şiddetli saldırılar, Gazze'deki tarımsal altyapıyı ve bu sektöre bağlı yan kolları büyük ölçüde harabeye çevirdi. Elde edilen verilere göre, bölgedeki tarım arazilerinin yüzde 80'inden fazlası tamamen zarar görmüş durumda. Saldırılar öncesinde 93 bin dönümü bulan sebze ekili alanlar, dramatik bir düşüşle sadece 4 bin dönüme kadar geriledi. İsrail ordusunun çekildiği "Sarı Hat" bölgesinin gerisinde kalan en verimli tarım arazilerini işgal etmesi, ekilebilir alanların oranını yüzde 3 seviyelerine kadar düşürdü.
Bu büyük yıkım, çiftçilerin üretim kapasitesini de neredeyse sıfırladı. Geçmişte 20 dönüm arazide üretim yapan bir üretici bugün ancak 500 metrekarelik dar bir alanda ekim yapabilirken, 100 dönüm toprağı olanlar ise sadece 1 ila 1,5 dönümlük alanlarda üretim mücadelesi veriyor. Tarımsal girdilerin engellenmesi ve ekim yapacak güvenli alanların kalmaması, Gazze halkını ciddi bir gıda kriziyle baş başa bırakıyor.
Çadırda Korunan Hayat: Yerli Tohum Bankası
Dışarıdan tohum, gübre ve böcek ilacı gibi temel tarım malzemelerinin girişinin tamamen yasaklandığı bu süreçte, Gazzeli çiftçiler çareyi topraklarının öz kaynaklarında arıyor. Han Yunus kentinin Karara bölgesinde 2017 yılında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) desteğiyle yerli tohum bankasını kuran çiftçi Salim Muhenna, saldırılar nedeniyle göç etmek zorunda kaldığı Deyr el-Belah kentinde kurduğu bir çadırda bu değerli mirası korumak için direniyor.
Savaş öncesinde depolarında 70 ton kaliteli buğday tohumu barındıran Muhenna, bombardımanlarda her şeyini kaybetmesine rağmen pes etmedi. Bugün sığındığı çadırda bakla, arpa, kırmızı fasulye (Meksika fasulyesi), mısır, ıspanak, roka, kuzukulağı, maydanoz, ebegümeci, kişniş ve karpuz gibi hayati öneme sahip yerli tohumları muhafaza etmeyi sürdürüyor. Çiftçilerden topladığı az miktardaki tohumları yavaş yavaş çoğaltmayı başaran Muhenna, yerli tohumların kuraklığa, hastalıklara ve mantara karşı GDO'lu hibrit tohumlardan çok daha dayanıklı olduğunu vurguluyor.
Ablukaya Karşı Yerli Tohumun Gücü
Yaklaşık 3 yıldır Gazze Şeridi'ne tek bir yabancı tohumun girişine izin verilmediğini belirten Salim Muhenna, yerli tohumların halkın hayatta kalmasında kritik bir rol oynadığını ifade ediyor. Çiftçilerin kendilerine getirdiği tohumları çoğaltarak yeniden onlara dağıttıklarını söyleyen Muhenna, çadır ortamının depolama için elverişsiz olmasına rağmen bu döngüyü kesintisiz sürdürmeye çalıştıklarını belirtiyor.
Geçmişte 2000, 2008 ve 2012 yıllarındaki İsrail saldırılarında yaşanan büyük sıkıntılardan ders çıkararak 2017'de bu tohum bankasını kurmaya karar verdiklerini dile getiren Muhenna, iklim değişikliği ve bitmek bilmeyen abluka karşısında yerli tohumun önemine dikkat çekiyor. Tarımın Gazze'nin can damarı olduğunu belirten ve uluslararası kurumlara acil destek çağrısında bulunan Muhenna, saldırıların tamamen durması halinde Gazze topraklarında ekim faaliyetlerinin hızla yeniden başlayacağını ve bu toprakların yeniden hayat bulacağını ifade ediyor.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!