Güney Kafkasya'da Yeni Dönem: Profesör Gusman Bölgesel Fırsatları ve Küresel Dengeleri Değerlendirdi
Uluslararası Gazetecilik Profesörü Gusman, 2. Karabağ Savaşı sonrası Güney Kafkasya'nın küresel güçlerin ilgi odağı haline geldiğini ve yeni bir barış koridoruna dönüştüğünü açıkladı.
İkinci Karabağ Savaşı'nın ardından Güney Kafkasya'da kartlar yeniden karılıyor. Uluslararası Gazetecilik Profesörü Gusman, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine yaptığı kritik açıklamalarda, geçmişte çatışmalarla anılan bu stratejik coğrafyanın günümüzde küresel aktörlerin en önemli çekim merkezlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini yeniden tesis etmesiyle birlikte Güney Kafkasya'da yeni bir iş birliği ve refah döneminin kapılarının aralandığını belirten Gusman, Bakü ile Erivan arasındaki barış anlaşmasının parafe edilerek imza aşamasına gelmesinin tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.
Küresel Güçlerin Yeni Çekim Merkezi: Güney Kafkasya ve Orta Koridor
Bölgedeki jeopolitik dönüşümün altını çizen Gusman; Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin ve Rusya gibi küresel devlerin Güney Kafkasya'ya olan ilgisinin her geçen gün arttığını belirtti. Bu yoğun ilginin temelinde yeni ulaşım koridorları ve ekonomik entegrasyon süreçlerinin yattığını dile getiren ünlü profesör, Türkiye için de bölgede muazzam fırsat pencereleri açıldığını kaydetti. Hazar Denizi'ne doğrudan erişim sağlayan Orta Koridor'un artık teorik bir plan olmaktan çıkıp pratik bir gerçekliğe dönüştüğünü vurgulayan Gusman, Azerbaycan'ın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev liderliğinde yürüttüğü dengeli ve çok boyutlu dış politika sayesinde bağımsız bir jeopolitik aktör konumuna yükseldiğini ifade etti.
Bakü'nün küresel diplomasideki yerine değinen Gusman, Azerbaycan'ın ABD ile stratejik ortaklık kurarken, 2022 yılında Rusya ile stratejik anlaşma imzaladığını, komşusu İran ile istikrarlı ilişkilerini koruduğunu ve Avrupa'nın Rus hidrokarbonlarına alternatif arayışında vazgeçilmez bir enerji ortağı haline geldiğini söyledi. Azerbaycan'ın aynı zamanda Orta Asya ülkeleriyle de bağlarını hızla güçlendirdiğini ifade eden Gusman, Cumhurbaşkanı Aliyev'in Özbekistan ve Kırgızistan ziyaretlerinin bu entegrasyon sürecini daha da hızlandırdığına dikkat çekti.
Zengezur Koridoru: Bölgesel Barışın ve Ekonomik Entegrasyonun Anahtarı
Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki doğrudan ulaşım bağını kuracak olan Zengezur Koridoru'nun önemine özel bir parantez açan Gusman, bu güzergahın sadece iki bölgeyi birleştirmekle kalmayıp gelecekte dünyanın en kritik ticaret yollarından biri olacağını savundu. Zengezur Koridoru'nu bir "barış koridoru" olarak nitelendiren profesör, bu hattın Türkiye'nin Anadolu'dan Orta Asya'nın zengin pazarlarına uzanan ekonomik ve siyasi nüfuzunu pekiştirmesi açısından eşsiz fırsatlar sunduğunu kaydetti. Orta Asya ülkelerinin yüksek ekonomik potansiyeline dikkat çeken Gusman, Batı dünyasının da enerji güvenliği, ulaştırma hatları ve Orta Asya pazarlarına erişim açısından Güney Kafkasya ile yakından ilgilendiğini belirtti.
Geçmişte Azerbaycan'ın Ulusal Lideri Haydar Aliyev'in vizyoner girişimiyle hayata geçirilen Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı'nın; ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Türkiye gibi farklı aktörlerin çıkarlarını ortak bir paydada buluşturarak nasıl bir başarı hikayesine dönüştüğünü hatırlatan Gusman, bugün de Güney Kafkasya'daki yeni fırsatların benzer bir kazan-kazan formülüyle yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Ankara-Bakü İttifakı ve Şuşa Beyannamesi'nin Tarihi Rolü
Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle küresel ticaret, enerji ve lojistik rotalarının kökten değiştiği bir dönemde, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sarsılmaz bağların bölgesel istikrarın en büyük teminatı olduğunu belirten Gusman, iki kardeş ülkenin kader birliğine dikkat çekti. Türkiye'nin 2. Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan'a sunduğu güçlü dayanışmanın önemine değinen profesör, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bakü'deki tarihi Zafer Geçidi'ne katılmasının Azerbaycan halkının hafızasına silinmeyecek şekilde kazındığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki karşılıklı güven ve kişisel uyumun en karmaşık krizlerin çözümünde kilit rol oynadığını belirten Gusman, iki ülke arasındaki müttefikliği kurumsal ve hukuki bir çerçeveye oturtan Şuşa Beyannamesi'nin, Ankara-Bakü ilişkilerinin gelecekteki niteliğini uzun yıllar boyunca belirleyecek en temel belge olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!