Horlama Sorununu Hafife Almayın: Uyku Apnesi Hayatı Tehdit Ediyor
Uyku apnesi, ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. ASYOD'dan Prof. Dr. Karadağ, bu durumun yaşam kalitesini ve güvenliği nasıl etkilediğini anlattı.
Uyku apnesinin sadece horlama ve sabah yorgunluğuyla sınırlı bir problem olmadığını ifade eden ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, bu rahatsızlığın hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde derin etkiler bıraktığını belirtti. Karadağ, sürücü hatalarına bağlı kazaların %70'inden fazlasında uyku apnesinin etkili olduğunu vurguladı. Tedavi gören hastaların ise kendilerini daha genç ve enerjik hissettiklerini dile getirerek, "Tedavi sonrası hastalarımız on yaş daha gençleştiklerini söylüyor" dedi.
Uyku apnesi, üst solunum yollarında meydana gelen tıkanmalardan ötürü horlamaya neden olan ve uyku sırasında solunumun kesilmesine yol açan ciddi bir solunum bozukluğu olarak tanımlanıyor. Toplumda sık görülen ancak genellikle fark edilmeyen bu durumun önemine dikkat çeken Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD), Antalya'da düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi'nde konuyu ele aldı. ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, sağlıklı uykunun bir seçenek değil, temel bir insan hakkı olduğunu söyledi.
Karadağ, uyku apnesinin yalnızca gece horlamasıyla sınırlı kalmadığını ve bireyin günlük yaşamını, kalp sağlığını, iş verimliliğini ve trafik güvenliğini doğrudan etkilediğini belirtti.
"İyi uyumak temel bir insan hakkıdır"
Prof. Dr. Mehmet Karadağ, uykunun insan vücudu için bir yenilenme süreci olduğunu vurgulayarak, "Bilim insanları dünya genelinde iyi uyuyanların daha kaliteli bir yaşam sürdüğüne dikkat çekiyor. İyi uyumak bir insan hakkıdır, tercih değil. Çünkü hayatımızın üçte biri uykuda geçiyor. Uyku, vücudun bir önceki günün yorgunluğunu atarak yeni güne hazırlanmasını sağlar. Bu süreçte solunum sistemi ve akciğerler kritik rol oynar. Her nefes alışımız kanımızı temizler ve saat başı yaklaşık bin kez nefes alıp veririz" dedi.
Yetersiz nefes alımı vücudu alarma geçiriyor
Yatış pozisyonunda rahat nefes alamamanın tüm vücut sistemlerini etkilediğini belirten Karadağ, uyku sırasında yeterli enerjinin sağlanamamasının ertesi gün yorgunluk, performans düşüklüğü ve dikkat dağınıklığına yol açtığını ifade etti. Karadağ, "Yatar pozisyonda rahat nefes alınamazsa, ertesi gün yorgun uyanılır. Performans düşer, konsantrasyon azalır ve uzun süre devam ederse uyku apnesi gibi sorunlar ortaya çıkar. Her solunum durması vücudu boğulma tepkisi vermeye iter. Kalp çarpıntısı artar, telaşlanır ve bu durum sabahları dinlenmiş değil, yorgun uyanmalarla sonuçlanır" diye konuştu.
Hipertansiyon, obezite ve diyabet riski
Uyku apnesinin uyku kalitesini değil, birçok kronik hastalığın gelişimini de etkilediğini dile getiren Karadağ, genetik yatkınlığı bulunan bireylerde hipertansiyon riskinin arttığını söyledi. Karadağ, "Uyku apnesi tüm yaşamı etkiler ve genetik yatkınlık varsa hipertansiyon ortaya çıkar. Hipertansiyon hastalarının üçte birinde uyku apnesi var. Obezite, hipertansiyon, diyabet gibi kronik hastalıkların temelinde sağlıksız uyku bulunur. Dünya Uyku Derneği her yıl bu konuda uyarılar yapıyor. Bu yılki sloganımız 'İyi uyuyun, daha iyi yaşayın'" dedi.
Sürücü hatası kaynaklı kazalarda uyku apnesi etkisi
Uyku apnesinin trafik ve iş kazaları açısından ciddi risk taşıdığını belirten Prof. Dr. Karadağ, gece boyunca rahat nefes alamayan kişilerin ertesi güne yorgun ve dikkat dağınıklığıyla başladığını belirtti. Karadağ, "Bu durum özellikle sürücüler için hayati sonuçlar doğurabilir. Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de sürücü adaylarında uyku apnesi sorgulanıyor. Uyku apnesi olan kişilerin tedavi olmadan araç kullanmamaları gerekiyor. Trafik kazalarının %70'inden fazlasında uyku apnesi etkili. Bu nedenle yasaların uygulanması önemli. Tanı konulmalı ve tedavi edilmeli. Ancak hala birçok kişi tanı konulmadan ya da tedavi edilmeden yaşamaya devam ediyor" diye belirtti.
Kesin tanı için uyku laboratuvarı, tarama için ev tipi test
Uyku apnesinin kesin tanısında uyku laboratuvarlarının önemli rol oynadığını ifade eden Karadağ, hastaların bir gece boyunca kapsamlı şekilde izlenerek değerlendirildiğini belirtti. Son yıllarda evde yapılan uyku testlerinin de yaygınlaştığını aktaran Karadağ, bu testlerin önemli kolaylık sağladığını söyledi. Karadağ, "Uyku laboratuvarında hastaları gece boyunca monitörize ediyoruz. Uyku evreleri, REM uykusu, pozisyonları, nefes durmaları, kan oksijen seviyesi ve kalp atımları ölçülüyor. Artık evde de uyku testi yapabiliyoruz. Evde uyku testi son yılların popüler konularından biri" dedi.
"Tedavi olanlar 10 yaş gençleşiyor"
Sağlıklı uykunun temel kuralları hakkında önerilerde bulunan Prof. Dr. Mehmet Karadağ, düzenli uyku saatleri, ekran kullanımının azaltılması ve uygun oda koşullarının önemine dikkat çekti. Karadağ, tedavi edilen hastaların yaşam kalitesinin belirgin biçimde arttığını vurgulayarak, "İnsanlar aynı saatte yatıp kalkmayı prensip edinmeli. Ekranlar büyük bir sorun. Yatak odalarından cep telefonları ve televizyonlar çıkarılmalı. Yatmadan en az bir saat önce telefonlardan uzaklaşmalıyız. Oda şartları çok önemli. Sessiz, rahat ve uygun ısıda odalarda uyumalıyız. Uyku sağlığının ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Tedavi olanlar on yaş gençleştiklerini söylüyor. Kilo veremeyenler tedavi sonrası kilo veriyor, enerjileri artıyor. Tüm hastalarımıza sağlıklı bir uyku diliyorum" ifadelerini kullandı.

Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!