Hürmüz Boğazı'nda İsim Gerilimi: Donald Trump'tan "Trump Boğazı" Önerisi ve Netanyahu'dan Rejim Değişikliği Çıkışı
Washington ve Tahran hattında askeri hareketlilik sürerken Donald Trump’tan Hürmüz Boğazı için şaşırtıcı bir teklif geldi. İsrail ise İran rejimini devirme tehdidinde bulundu.
Washington ve Tahran hattındaki askeri ve diplomatik gerilim, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun peş peşe yaptığı çarpıcı açıklamalarla yeni bir boyuta taşındı. Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik hakimiyet iddialarını yineleyen Trump, bölgenin isminin değiştirilmesini önerirken, İsrail cephesinden ise doğrudan Tahran yönetimini devirme tehdidi geldi.
Trump’tan Hürmüz Boğazı İçin Sıra Dışı İsim Önerisi
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün tamamen ABD’de olduğunu savunarak sıra dışı bir teklifte bulundu. Trump, "Artık burayı ABD kontrolü altında tuttuğumuza göre adını Trump Boğazı olarak değiştirmeli miyiz? Tıpkı Amerika gibi, eskisinden çok daha popüler olurdu" ifadelerini kullandı. Bu paylaşım, Beyaz Saray’ın resmi sosyal medya hesabı tarafından da "Kulağa hoş geliyor" notuyla yeniden paylaşılarak desteklendi. Trump, daha önceki beyanatlarında da Hürmüz Boğazı’nı adeta bir ABD toprağı olarak gördüğünü dile getirmişti.
ABD ile İran arasındaki askeri gerilim tırmanırken, Trump'ın bölgedeki ekonomik ve askeri hakimiyet iddiaları da dikkat çekiyor. Nitekim Trump, daha önce bölgedeki enerji dengelerini değiştirecek devasa anlaşmalara imza atılacağını belirtmişti.
Netanyahu: "İran'da Rejimi Devireceğiz"
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da İran ile yaşanan çatışma sürecinin henüz tamamlanmadığını vurgulayarak dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İsrail merkezli i24 televizyon kanalına konuşan Netanyahu, İran ile askeri çatışmaların her an yeniden alevlenebileceğinin sinyalini verdi. İran yönetiminin giderek zayıfladığını iddia eden Netanyahu, "İran ile işimiz henüz bitmedi. Yönetimim altındaki tüm sistemlerimiz, İran'daki rejimi devirmek ve onu yenilgiye uğratmak için kararlılıkla çalışıyor" diyerek hedeflerinin rejim değişikliği olduğunu açıkça ilan etti.
Ortadoğu'da Karşılıklı Saldırılar ve Bölge Ülkelerinden Tepki
Bölgedeki askeri hareketlilik, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) İran'daki Devrim Muhafızları Ordusu hedeflerine yönelik geniş kapsamlı bir saldırı başlatmasıyla yeni bir safhaya geçti. İran ise bu saldırılara yanıt olarak bölge ülkelerinde konuşlu bulunan ABD askeri üslerine füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) misilleme operasyonları düzenlediğini duyurdu.
Yaşanan bu tehlikeli tırmanışa bölge ülkelerinden tepki gecikmedi. Katar, Kuveyt ve Mısır, İran'ın Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alan saldırılarını sert bir dille kınayarak, bu adımları diplomatik çözüm çabalarını baltalayan "tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirdi. Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırıların hedef alınan ülkelerin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü açıkça ihlal ettiğini belirterek, ortaya çıkacak tüm hukuki sonuçlardan tamamen İran'ın sorumlu olduğunu bildirdi.
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı ise İran'ın gece saatlerinde düzenlediği saldırıları "çirkin" olarak tanımlayarak, bu durumun uluslararası hukukun, BM Şartı'nın ve BM Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı Kararının açık bir ihlali olduğunu vurguladı. Kuveyt, ulusal güvenliğini ve vatandaşlarının emniyetini korumak adına gerekli tüm önlemleri alma hakkını saklı tuttuğunu ilan etti. Mısır Dışişleri Bakanlığı da askeri tırmanışın derhal durdurulması ve tarafların diyalog masasına dönmesi yönünde çağrıda bulundu.
Sivil Kayıplar ve Karşılıklı Suçlamalar
Askeri operasyonların insani boyutu da gerilimi tırmandıran bir diğer unsur oldu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, CENTCOM Sözcüsü Tim Hawkins'in "ABD ordusu sivilleri asla hedef almaz" yönündeki açıklamasını sert bir dille yalanladı. Bekayi, ABD'nin geçmişte Afganistan'ın Kakarak (2002), Irak'ın Mukaradeeb (2004) ve yine Afganistan'ın Deh Bala ile Wech Baghtu (2008) bölgelerinde düğün merasimlerini hedef alan kanlı saldırılarını hatırlattı.
İranlı sözcü, ABD'nin son saldırısında Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik kentinin Kuhestek bölgesindeki bir düğün evini vurduğunu, bu saldırıda 4 yaşında bir çocuk dahil olmak üzere en az 4 sivilin hayatını kaybettiğini ve 68 kişinin yaralandığını belirtti. İran yönetimi bu saldırıyı "savaş suçu" olarak nitelendirirken, ABD ordusunun 28 Şubat'ta da Hürmüzgan eyaletinin Minab kentinde bir ilkokulu hedef aldığını ve bu saldırıda da 168 kişinin yaşamını yitirdiğini anımsattı.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!