İran, Hürmüz Boğazı'ndaki Gerilime Rağmen Çin'e Petrol Satışını Sürdürüyor
İran, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilime rağmen Çin'e petrol ihracatını sürdürüyor.
Orta Doğu'daki artan askeri gerilimlere ve Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik kaygılarına rağmen, İran'ın petrol ihracatında herhangi bir azalma gözlenmiyor. Boğaz, dünya enerji ticaretinin önemli bir geçiş noktası olarak öne çıkarken, İran petrolünün yüzde 80'inin Çin'e ulaşması dikkat çekiyor.
Hürmüz Boğazı, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yapıyor. Bu stratejik bölge, mevcut askeri gerilimler nedeniyle enerji piyasalarında odak noktası haline geldi.
Veri analitik şirketleri Kpler ve TankerTrackers'tan alınan bilgilere göre, Çin, İran'ın petrol ihracatının büyük kısmını alıyor. Gerilim öncesinde, Çin rafinerileri günlük 1,3 ila 1,4 milyon varil İran petrolü ithal ediyordu. Hâlen, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinden büyük miktarlarda petrol sevkiyatına devam ettiği görülüyor. Son verilere göre, 28 Şubat'tan bu yana boğazdan en az 11-12 milyon varil petrol geçti.
Bu petrolün çoğu, uluslararası piyasa fiyatlarının altında satın alınan bağımsız rafinerilere gidiyor. ABD'nin yaptırımları nedeniyle, Çin İran petrolünün başlıca alıcısı konumunda kalmaya devam ediyor.
Uzmanlar, çatışmaların ortasında İran'ın petrol ticaretini sürdürmesinin, ülkenin enerji gelirine olan bağımlılığını ve Çin'in bu süreçteki önemli rolünü bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtiyor.
DENİZ TAŞIMACILIĞINDAKİ KESİNTİLER DEVAM EDERSE NE OLUR?
Wood Mackenzie'den, Emtia Araştırmaları Kıdemli Başkan Yardımcısı Alan Gelder, İran ekonomisinin büyük ölçüde deniz ticaret yolları üzerinden yapılan petrol ihracatına bağımlı olduğuna dikkat çekiyor.
Gelder, deniz taşımacılığındaki olası kesintilerin, İran'ın ihracata dayalı ekonomisi için ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti. "Hürmüz Boğazı'nın kapanması, İran için ekonomik anlamda büyük bir tehdit oluşturur." ifadelerini kullanan Gelder, çatışmaların ilk aşamalarında deniz taşımacılığındaki aksaklıkların en önemli sorun olduğunu söyledi.
Gelder ayrıca, "ABD ve İsrail'in İran'daki altyapıyı hedef almaya devam etmesi, ekonomik baskıyı artıracaktır." dedi.
YAPTIRIMLI PETROL, PİYASALARI ZORLUYOR
Gelder, ABD yaptırımlarına rağmen İran'ın petrolünün alternatif ticaret kanallarıyla küresel piyasalara ulaşmayı sürdürdüğünü ve bunun paralel bir piyasa yapısı oluşturduğunu ifade etti.
Çin'in, ABD finans sisteminin dışında faaliyet gösteren bağımsız rafineriler aracılığıyla İran petrolünün başlıca alıcısı olduğuna dikkat çeken Gelder, bu ticaretin bir kısmının depolandığını belirtti.
Gelder, küresel piyasadaki toplam petrol hacmine göre, İran petrolünün hacminin sınırlı olduğuna işaret ederek, "Günlük 100 milyon varilin üzerinde bir piyasada, bu varillerin hacmi oldukça küçük." dedi.
İRAN İÇİN PETROL GELİRİ HAYATİ
Enerji piyasaları uzmanı Vandana Hari, İran'ın bu süreçte petrol ihracatını sürdürebilmesinin, ülkenin ekonomik istikrarı için kritik önem taşıdığını ifade etti.
Hari, İran'daki altyapı zararlarının, ekonomik toparlanma için temel gelir kaynağını tehdit ettiğini belirterek, "İran sadece askeri ve deniz kapasiteleriyle değil, sivil altyapısı ile de yıkım riski altında. Eğer petrol ve doğal gaz üretimi ve ilgili altyapılar zarar görürse, ülke ekonomisini toparlamak için en önemli aracını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır." diye konuştu.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!