OECD, 2026 Büyüme Tahminini Sabit Tutarken 2027 İçin Revizyon Yaptı
OECD, 2026 büyüme tahminini sabit tutarken 2027 için revizyon yaptı. Küresel ekonomik riskler ve enerji fiyatlarındaki artış, büyüme beklentilerini etkiliyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatların durma noktasına gelmesi ve bölgedeki enerji altyapısının zarar görmesi, fiyatlarda ani artışa neden olarak küresel emtia arzını olumsuz etkiledi. Finansal piyasalardaki dalgalanma, özellikle bazı Asya ekonomilerinde belirginleşirken, finansal koşullar sıkılaştı.
Gerilimin kapsamı ve süresinin 'son derece belirsiz' olması riskleri artırıyor.
OECD, gerilimin tırmanmasından önce küresel ekonomik büyümenin dayanıklılığını koruduğunu ancak enerji fiyatlarının uzun süre yüksek kalmasının işletme maliyetlerini artırıp tüketici enflasyonunu yukarı çekebileceğini belirtiyor.
Enerji fiyatlarının ve tedarik zincirinde yaşanan aksaklıkların etkisiyle, enflasyonun hedeflerin üzerinde seyrettiği İngiltere, ABD, Türkiye, Brezilya ve Meksika gibi büyük ekonomilerde hassas bir dönem yaşanıyor. Bu durum, orta vadeli enflasyon beklentilerinin enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle yükselmesine yol açıyor.
Bu gelişmeler ışığında, OECD Aralık 2025'te 2026 için yüzde 2,9 olarak belirlediği küresel büyüme tahminini korudu. Ancak bu oran, 2025'teki yüzde 3,3 büyümeye kıyasla belirgin bir düşüş anlamına geliyor. OECD, 2027 için ise tahminini yüzde 0,1 indirerek yüzde 3'e çekti.
Artan enerji maliyetleri ve Orta Doğu'daki çatışmaların 'öngörülemez doğası', maliyetleri artırıp talebi azaltarak, teknolojide güçlü yatırım ve üretim etkisini ve 2025'ten devralınan ivmenin olumlu etkilerini dengelemesi bekleniyor.
OECD'nin tahminleri, enerji piyasasındaki mevcut aksaklıkların zamanla azalacağı ve petrol, gaz ve gübre fiyatlarının 2026 ortasından itibaren kademeli olarak düşeceği varsayımına dayanıyor.
Türkiye Ekonomisi İçin 2023 Büyüme Öngörüsü Yüzde 3,3
OECD, Orta Doğu'daki gerilim ve artan enerji fiyatlarının etkisiyle, Türkiye ekonomisi için 2023 yılı büyüme tahminini yüzde 0,1 düşürerek yüzde 3,3'e çekti. 2027 için ise tahminini yüzde 0,2 azalarak yüzde 3,8 olarak belirledi.
OECD, Türkiye'de enflasyonun 2023'te yüzde 26,7 ve 2027'de yüzde 16,9 olacağını öngörüyor.
ABD, Avro Bölgesi ve Çin Ekonomisi Tahminleri
Rapora göre, ABD ekonomisinin bu yıl yüzde 2 ve 2027'de yüzde 1,7 büyümesi bekleniyor. Bu oranlar, önceki tahminlere göre 2026 için yüzde 0,3 yukarı, 2027 için yüzde 0,2 aşağı yönlü revize edildi.
Avro Bölgesi'nde ekonomik büyümenin yüksek enerji fiyatlarının ekonomik faaliyetleri baskılaması nedeniyle bu yıl yüzde 0,8'e düşmesi, 2027'de ise güçlü savunma harcamalarının etkisiyle yüzde 1,2'ye yükselmesi bekleniyor. Daha önce bu yıl için yüzde 1,2 ve 2027 için yüzde 1,4 büyüme öngörülmüştü.
Çin'de ise büyümenin bu yıl yüzde 4,4 ve gelecek yıl yüzde 4,3'e gerileyeceği tahmin ediliyor. Çin ekonomisi 2025'te yüzde 5 büyümüştü.
G20 Ülkelerinde Enflasyon Baskıları Artabilir
G20 ülkelerinde enflasyonun bu yıl önceki beklentilere kıyasla yüzde 1,2 puan daha yüksek gerçekleşerek yüzde 4'e çıkacağı tahmin ediliyor. Ancak enerji fiyat baskılarının azalacağı varsayımıyla bu oranın 2027'de yüzde 2,7'ye gerilemesi bekleniyor.
OECD'ye göre, küresel ekonomik görünümde aşağı yönlü risk, Orta Doğu'dan yapılan ihracatta süren aksaklıkların enerji fiyatlarını beklenenden fazla artırması ve kilit emtialarda arz kısıtlarını derinleştirilmesi olarak öne çıkıyor. Bu durum, enflasyonu artırıp büyümeyi zayıflatabilir.
Ayrıca, bu senaryo yapay zeka yatırımlarından beklenen getirinin düşmesine, finansal piyasalarda yeniden fiyatlama süreçlerini tetikleyerek talebi zayıflatmaya ve finansal risklerin artmasına yol açabilir.
Enerji fiyat şoklarına karşı merkez bankalarının temkinli olması ve enflasyon beklentilerinin sabit tutulmasını sağlaması gerekirken, fiyat baskılarının yayılması veya büyüme görünümünün önemli ölçüde zayıflaması durumunda para politikası ayarlamaları gerekli olabilir.
Mali alanın sınırlı olması, hükümetleri borç sürdürülebilirliğini güvence altına almak ve uzun vadeli harcama ihtiyaçları için kaynak yaratmak adına adımlar atmaya zorlayabilir. Bu çerçevede, harcamaların kontrol altına alınması, kamu sektörü verimliliğinin artırılması ve gelirlerin güçlendirilmesine yönelik daha güçlü çabalara ihtiyaç duyulabilir.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!