Orta Doğu'daki Çatışmalar Enerji Güvenliği ve Verimlilik Stratejilerini Öne Çıkardı
Orta Doğu'daki çatışmalar enerji güvenliği ve verimlilik stratejilerini ön plana çıkarıyor.
Orta Doğu'daki çatışmaların etkisiyle fosil yakıt fiyatlarında gözlemlenen artış, elektrik, ulaşım, sanayi ve gıda maliyetlerini yukarı çekerken, hükümetler enerji maliyetlerini azaltmak için yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneliyor.
Enerji Verimliliği Derneği Başkanı Ahmet Erdem, Anadolu Ajansı'na verdiği röportajda, savaşın neden olduğu ekonomik durumlarda enerji güvenliği olmadan sürdürülebilir bir ulusal stratejinin mümkün olmayacağını belirtti.
Erdem, Türkiye'nin enerji politikasındaki uzun vadeli vizyonu vurgulayarak, "Savaş sürecinde enerjide yaşanan gelişmeler, ülkemizin yıllardır ısrarla sürdürdüğü enerji arzını çeşitlendirme ve yerli kaynak kullanımını artırma politikasının ne kadar isabetli ve ileri görüşlü olduğunu göstermektedir." dedi.
Arz güvenliğinin sağlanması ve enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünü hafifletmede enerji verimliliğinin kilit rol oynadığını belirten Erdem, Türkiye'de enerji arzında herhangi bir sorun yaşanmadığını ancak krizin ekonomik etkilerini azaltmak için verimliliğe daha fazla odaklanmak gerektiğini ifade etti.
Erdem, mevcut arz şokunun 1973'teki petrol krizinden daha ciddi olduğuna dikkat çekerek, şöyle devam etti:
"Son olaylar, enerji güvenliği olmadan ulusal güvenliğin sağlanamayacağını daha net ortaya koydu. Enerji, hayatın her alanında var. Petrol ve doğal gaz sadece yakıt değil, birçok sektör için de temel ham madde. Krizden kısa vadede Asya ülkeleri etkilendi. Avrupa'da ise yaz aylarıyla artan seyahat döneminde enerji talebi artacak. Bu sebeple birçok ülke enerji tasarrufu kampanyası başlattı. Enerji verimliliği, hem arz güvenliğinin sağlanmasında hem de enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünü azaltmada kilit rol oynuyor. Ayrıca, enerji tüketimine bağlı karbon salımlarının azaltılmasında kısa vadede en etkili çözüm."
Asya ve Avrupa'da ülkelerin arz riskiyle karşılaştığı bu dönemde Türkiye'nin enerji güvenliği açısından daha güçlü ve hazırlıklı bir konumda olduğunu vurgulayan Erdem, "Türkiye, bu krizi şu ana kadar enerji kısıntısına gitmeden yönetmeyi başardı." dedi.
Erdem, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki etkisini sınırlamak ve tüketicinin bütçesine etkisini azaltmak amacıyla akaryakıtta eşel mobil sisteminin uygulandığını belirterek, "Akaryakıt ve LPG'de artışların ÖTV'den düşülmesi uygulamasında şu anda motorin ve LPG'nin ÖTV'si sıfır, benzinde ise oldukça düşük bir miktar kaldı. Bu sayede ülkemizdeki artış oranları birçok ülkeye göre düşük kaldı." dedi.
Savaşla birlikte oluşan fiyat dalgalanmalarının Türkiye'de ürün tedarikinde bir sorun oluşturmadığını, ancak ekonomi üzerinde etkili olduğunu belirten Erdem, "Petrolün varil fiyatındaki 1 dolarlık artış, Türkiye'ye yaklaşık 400 milyon dolar ek maliyet getiriyor. Fiyatlardaki artışı düşündüğümüzde, bu rakam enerji fiyatlarının ekonomi üzerindeki büyük etkisini ortaya koyuyor." ifadelerini kullandı.
Erdem, Uluslararası Enerji Ajansı'nın 10 maddelik "Petrol Şoklarından Korunma" raporuna değinerek, "Raporda otoyollarda hız limitlerinin düşürülmesi, uzaktan çalışma, toplu taşımayı teşvik etme, verimli sürüş tekniklerinin yaygınlaştırılması ve pişirmede elektrifikasyona geçiş gibi önlemler yer alıyor. Bu eylemlerin büyük çoğunluğu doğrudan enerji tasarrufu ve verimlilik odaklı olarak değerlendiriliyor." diye konuştu.
Enerji verimliliğinin toplumsal boyutuna da dikkat çeken Erdem, "Enerji verimliliği artık sadece teknik bir konu değil. Toplumun tüm kesimlerinin ülke ekonomisine, iş ve aile bütçesine ve çevrenin korunmasına katkı sağlayabileceği, kaybedeni olmayan bir konudur. Bu konuda çeşitli alanlarda devlet desteği ve teşvik programları da bulunmaktadır. Her vatandaşın, her kurumun ve her sektörün üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
{{IMG_0}}
{{IMG_1}}
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!