Rusya-Ukrayna Çatışmasının Dördüncü Yılı: Küresel Jeopolitik Etkiler
Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş dördüncü yılını tamamlarken, küresel jeopolitik dengeleri alt üst etti ve barış çabaları diplomasiye yeni boyutlar kazandırdı.
Moskova
Vladimir Putin'in liderliğindeki Rusya, 24 Şubat 2022'de Ukrayna'ya karşı başlattığı askeri operasyonlarla uluslararası arenada büyük yankı uyandırdı ve çatışmalar halen devam ediyor.
İlk yıl, Rusya'nın askeri kapasitesinin sınırlarının, Ukrayna'nın ise Batı desteğiyle gösterdiği direncin ortaya konduğu bir dönem oldu. Savaşın kısa sürede bitmeyeceği netleşti.
📲 Haberler cebinize gelsinRus güçleri, savaşın ilk günlerinde geniş bir saldırı ile Donetsk, Luhansk, Harkiv, Sumi, Çernigiv ve Belarus üzerinden Çernobil'e kadar ilerledi ve Kiev'i kuşatma altına aldı.
Önce Belarus'ta başlayan, ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın arabuluculuğunda Türkiye'de önemli bir noktaya getirilen diplomatik girişimler, tarafları bir anlaşmaya yaklaştırdı.
İstanbul'da yüz yüze görüşen tarafların diplomatik diyaloğu, Türkiye'nin arabuluculuk başarısı olarak kayıtlara geçti.
Ancak Buça'da sivillerin öldürüldüğü iddiaları ve İngiltere gibi dış müdahaleler süreci askıya aldı ve çatışmalar sürdü. Rusya, Kiev'den doğuya, Donbas'ı özgürleştirme hedefiyle yöneldi.
Yıl boyunca sahada hızlı değişimler yaşandı. Rusya, Mariupol'u ele geçirerek Ukrayna'nın Azak Denizi ile bağlantısını kesti. Ukrayna ise Harkiv ve Herson'da Rus kuvvetlerini geri çekilmeye zorladı ve önemli toprak kazanımları elde etti.
Rusya Devlet Başkanı Putin, 30 Eylül 2022'de Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya'nın ilhakını imzaladı. Bu hamleyle Rusya, Kırım'dan sonra Ukrayna topraklarının yüzde 15'ini daha ilhak etti.
2022'de Türkiye'nin diplomatik çabalarının bir başka başarılı örneği Karadeniz Tahıl Koridoru'nun kurulması oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın öncülüğünde, 22 Temmuz 2022'de Türkiye, Rusya, Ukrayna ve BM arasında imzalanan anlaşma, dünya çapında bir gıda krizini önlemeyi amaçladı.
Koridor faaliyet gösterdiği süre zarfında, 1000'den fazla gemiyle yaklaşık 33 milyon ton tahıl dünya pazarlarına ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılarak olası bir gıda krizinin önüne geçildi.
2023: Metrelerle Ölçülen Kazanımlar
2023 yılına gelindiğinde, savaşın kazanımları metrelerle ölçülmeye başlandı ve Rusya'da ordu ve paralı askerler arasında gerilimler yaşandı.
Çatışmaların ve kayıpların yoğun olduğu bu dönemde, Rus paralı asker grubu Wagner, aylar süren çatışmaların ardından Bahmut'u ele geçirdi. Ukrayna'nın haziranda başlattığı büyük karşı saldırı, Batı'nın mühimmat desteğinin yetersiz kalması ve Rus savunma hatlarının gücü nedeniyle beklenen başarıyı sağlayamadı. Aynı ayda Kahovka Barajı'nın patlaması büyük bir insani ve ekolojik felakete yol açtı.
Yılın en dikkat çekici olayı, haziranda Wagner lideri Yevgeniy Prigojin'in Rus askeri yönetimine karşı başlattığı isyan oldu. Belarus'un araya girmesiyle iç savaşın eşiğinden dönüldü. Ancak Prigojin, iki ay sonra şüpheli bir uçak kazasında hayatını kaybetti. Bu olay, Rusya'nın iç hiyerarşisindeki çatlakları dünya gündemine taşıdı.
2024: Savaşın Kilitlendiği Yıl
2024'te sahada üstünlük sağlayamayan taraflar, Batı'nın ekonomik baskıyı artırmasına rağmen Moskova'da beklenen siyasi değişiklikleri göremedi.
Rusya, cephede küçük yerleşim yerlerini ele geçirerek ilerlerken, Ukrayna, Rusya'nın enerji tesisleri ve askeri üslerine İHA'larla saldırarak cephedeki tıkanıklığı aşmaya çalıştı. Rusya ise stratejik lojistik ve enerji noktalarını hedef alarak yanıt verdi.
Batı'nın yaptırımları arttırması, Rus ekonomisini çökertmekten ziyade ülkede ekonomik millileşme hamlesini tetikledi. 1000'den fazla uluslararası şirketin Rusya'dan çekilmesine rağmen, Moskova bu durumu iç piyasasında avantaja çevirmeye çalıştı.
2025: Ticari Diplomasi ve Türkiye'nin Rolü
2025 yılı, savaşın barışçıl çözümünden ziyade ekonomik çıkarların tartışıldığı bir diplomasi yılına dönüştü.
ABD'de yönetim değişikliğiyle savaşta diplomatik atılımlar yapıldı. Başkan Donald Trump, hızlı sonuç odaklı diplomasi için çaba gösterdi. Bu süreçte ABD ile Ukrayna arasında madenler ve doğal kaynaklar üzerine 500 milyar dolarlık bir ekonomik ortaklık imzalandı.
ABD tarafından hazırlanan ve Ukrayna'nın toprak tavizlerini içeren barış planı taslağı Kiev tarafından kabul edilmedi. Avrupa ülkeleri devreye girerek metnin revize edilmesine yardımcı oldu. Ancak Rusya, Ukrayna ve ABD'nin katılacağı müzakerelerde Avrupa'ya yer verilmedi.
ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Moskova temasları ve liderlerin telefon görüşmeleriyle müzakere isteği teyit edildi. Trump ve Putin, 15 Ağustos 2025'te Alaska'da bir araya geldi. Bu zirve, ABD topraklarında gerçekleşen ilk yüz yüze görüşme olarak tarihi önem taşıdı.
Zirveden somut bir sonuç çıkmasa da Putin, Trump ile savaşın nedenlerinin ortadan kaldırılması konusunda prensipte anlaştıklarını açıkladı.
Türkiye'nin Yeniden Öne Çıkan Diplomasisi
ABD'nin mekik diplomasisi devam ederken, 2025 yılı Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'nda önemli bir diplomatik aktör olarak yeniden öne çıktığı bir yıl oldu. Türkiye, müzakere platformu haline gelerek İstanbul'da Rusya ve ABD diplomatik temaslarına ev sahipliği yaptı.
Bu temaslar, iki süper güç arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yolunda sessiz ancak önemli bir başlangıç olarak değerlendirildi.
4 yıl önce kesilen doğrudan müzakereler, Putin'in talebi ve Türkiye'nin ev sahipliğiyle yeniden başladı. Mayıs ve Temmuz ayları arasında üç tur müzakereler sonucunda binlerce asker ve cenaze değişimi gerçekleştirildi.
Çatışmalar devam ederken, bu temaslar kapsamlı bir barış anlaşması için nadir güven alanlarından biri oldu.
Türkiye'nin ısrarlı tutumu, müzakere kanallarının tamamen kopmasını önledi ve 2026'ya devreden daha zorlu dosyalar için zemin korundu.
Sahadaki gerilim devam etti. Ukrayna, 9 Mayıs Zafer Bayramı'nda Rusya'nın derinliklerindeki stratejik bombardıman uçaklarını hedef aldı. Rusya ise enerji tesislerine saldırılar düzenledi.
2026'ya Devredilen Zorlu Konular
Geçen yılki diplomasi çabaları, 2026'ya devredilen zorlu konular bıraktı. Trump'ın önerdiği anlaşma paketindeki birçok madde kabul görse de bazı konular çıkmaza girdi.
Rusya, Donbas bölgesinden Ukrayna askerlerinin çekilmesini ve bölgenin uluslararası tanınırlığını isterken, Ukrayna toprak bütünlüğünden taviz vermiyor. Zaporijya Nükleer Santrali'nin kontrolü konusunda anlaşmazlık sürüyor.
Kiev, NATO benzeri güçlü güvenlik garantileri talep ederken, Batı bu tür bir garanti vermiyor.
Ocak ve Şubat aylarında Abu Dabi'de Rusya, Ukrayna ve ABD arasında savaşın durdurulmasına yönelik müzakereler yapıldı. Cenevre'deki görüşmeler somut bir sonuç vermeden sona erdi.
Dört Yıllık Savaşın Jeopolitik Etkileri
Savaş, iki ülke arasındaki askeri çatışmanın ötesinde, İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzeni sarsan çok katmanlı bir jeopolitik kırılma yarattı.
Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa'da büyük ölçekli savaş riskinin sürdüğünü gösterdi. Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliği, ittifakın Rusya sınırını genişleterek kıtanın güvenlik yapısını değiştirdi.
Batı'nın Moskova'ya yaptırımları Rusya'yı izole etmeyi amaçlarken, Çin'in katılmaması küresel bloklaşmayı derinleştirdi. Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığı enerji güvenliği meselesi haline geldi.
Savaşın tahıl ve gübre arzına etkisi gıda fiyatlarını artırdı, Karadeniz Tahıl Koridoru Girişimi küresel açlık riskini azaltmada önemli rol oynadı.
Süreç ayrıca uluslararası hukuk ve nükleer caydırıcılık tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!