Türkiye'de Kan Kanserine Karşı Yenilikçi Hücre Tedavisi Dönemi
Türkiye'de kan kanseri tedavisinde yerli imkanlarla uygulanan CAR-T hücre tedavisi dönemi başladı.
Bakan Memişoğlu, AA'ya verdiği demeçte, Türkiye'nin sağlık ve biyoteknoloji alanında önemli bir aşama kaydettiğini belirterek, bu yeni tedavi yönteminin artık yerli imkânlarla hastalara sunulabildiğini ifade etti.
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından kurulan Hücre ve Gen Tedavileri Üretim ve Klinik Uygulama Merkezi (HÜGEM), Ankara Etlik Şehir Hastanesi bünyesinde faaliyetlerini sürdürüyor. Memişoğlu, bu merkezde sadece birkaç ülkede uygulanabilen CAR-T tedavisinin artık Türkiye'de de uygulanabilir hale geldiğini açıkladı.
Bakan Memişoğlu, "CAR-T olarak bilinen ve kan kanserleriyle ilgili dünyanın sadece birkaç ülkesinde uygulanabilen, oldukça maliyetli bu tedaviyi Türkiye'de gerçekleştirebilir hale geldik. Etlik Şehir Hastanemizde doktorlarımız bu tedaviyi yaklaşık 10 hastaya uyguladı ve çoğu hasta neredeyse iyileşti." dedi.
Bu tedavi yöntemi ilk olarak Etlik Şehir Hastanesi'nde uygulanmaya başlandı ve Memişoğlu, bu tedavinin Akdeniz Üniversitesi'nde de başladığını belirtti. "Diğer laboratuvarlarımızda ve hastanelerimizde de yakında başlayacak. Etlik Şehir Hastanesi ve TÜSEB'in koordinasyonunda gerçekleşen bu öncü çalışmalarda emeği geçen tüm hocalarımıza teşekkür ediyorum." şeklinde konuştu.
Türkiye'de ilk kez Etlik Şehir Hastanesi'nde hayata geçirilen CAR-T tedavisi çalışmalarını içeren HÜGEM, kapılarını Anadolu Ajansı (AA) muhabirine açtı.
Merkezin Hematoloji Kliniği ve Kemik İliği Transplantasyon Ünitesi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Ahmet Kürşad Güneş, tedavinin hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin genetik olarak yeniden programlanmasına dayandığını açıkladı.
Bu yöntemle hastadan alınan T hücreleri laboratuvarda genetik olarak değiştirilip, kanser hücrelerini tanıyarak yok edecek hale getiriliyor ve tekrar hastaya veriliyor. Güneş, "Bu, hedefe yönelik tedavilerin veya akıllı ilaçların bir üst seviyesi olarak görülebilir. Hastanın kendi hücrelerini tümöre özgü hale getirip, tekrar hastaya veriyoruz." diye bilgi verdi.
Güneş, CAR-T tedavisinin özellikle lenfoma, bazı lösemi türleri ve multipl miyelom gibi kan kanserlerinde kullanıldığını belirtti ve "Ürettiğimiz ürün, lenfoma ve lösemi için kullanılan bir ürün. Her kanser tipi için geçerli değil." dedi.
Tedavinin başlangıç aşamasında 18 yaş ve üzerindeki yetişkin hastalarda uygulandığını söyleyen Güneş, bir hastanın tetkiklerinde hastalığın tamamen kaybolduğunu ve sağlıklı bir şekilde takip edildiğini aktardı.
Güneş, ilk başta yetişkin hastalarda uygulanan tedavinin gelecekte çocukluk çağı lösemi hastalarına da uygulanmasının hedeflendiğini belirtti.
Doç. Dr. Ahmet Kürşad Güneş, CAR-T hücre tedavisine aday hastalar hakkında detaylar verdi:
"Halk arasında kemoterapi olarak bilinen tedavilere yeterince cevap vermemiş ya da kısa süre içinde nükseden hastalar şu anda CAR-T tedavisi için uygun adaylar. Kök hücre nakli geçirmiş hastalar da bu tedaviden yararlanabilir. Bilimsel danışma kurulu olarak hastalara uygulama aşamalarına geçtik."
HÜGEM Merkez Sorumlusu Prof. Dr. Fatma Duygu Özel Demiralp, hücresel tedavilerin kişiye özel tedavilerin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekti ve "Hücrelerinizi 'akıllı hücre' haline getirerek kan kanserlerinde kullanılacak bir tedavi yöntemi oluşturuyoruz." dedi.
Demiralp, CAR-T tedavilerinin dünya genelinde kullanımının arttığını belirtti ve "Ülkemizde bir klinik çalışma olarak TÜSEB himayesinde kanser enstitümüzle yürüttüğümüz çalışmalardan elde ettiğimiz ilk sonuç, bu tür hücresel tedavilerin kesinlikle ülkemizde üretilmesi gerektiğidir. Bunlar uzun vadeli tedaviler." değerlendirmesinde bulundu.
Merkeze gelen kan örneklerinin kalite kontrolleri yapıldıktan sonra 12 günlük bir üretim sürecinin başladığını aktaran Demiralp, bunun kombine bir tedavi olduğunu belirterek şu bilgileri verdi:
"Bu bir hücresel immünoterapi. Bu akıllı hücreler, zamanında ve diğer klinik tedavilerle birlikte uygulandığında başarı oranı oldukça yüksek. Bu başarıyı yüzde 80-85'in üzerine çıkarabilmemiz için ülkemizde üretim yaparak, klinisyenlerimizle birlikte birkaç aylık tedavi sürecini planlamamız ve zamanında uygulamamız gerekiyor."
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!