Venedik Film Festivali'nde Tarihi Rekor: Gazze'deki Sivil Katliamını İfşa Eden "NAZA" Belgeseli 25 Dakika Ayakta Alkışlandı
Venedik Film Festivali'nde yarışan tek belgesel olan "NAZA", İsrail ordusunun Gazze'deki sivil katliamlarını ve gizli sistemlerini gözler önüne sererek 25 dakikalık rekor alkış aldı.
Sinema dünyasının en prestijli etkinliklerinden biri olan ve İtalya'nın Lido Adası'nda gerçekleştirilen 83. Uluslararası Venedik Film Festivali, tarihi anlara sahne oldu. Festivalde büyük ödül "Altın Aslan" için yarışan tek belgesel film olan "NAZA", dünya prömiyerini gerçekleştirdi. İsrail ordusunun Gazze'deki sivil katliamlarını, gözetleme mekanizmalarını ve uzaktan öldürme süreçlerini bizzat operasyonlarda görev almış askerlerin ağzından aktaran belgesel, gösterimin ardından salondaki izleyiciler tarafından tam 25 dakika boyunca kesintisiz şekilde ayakta alkışlandı.
Venedik Film Festivali'ni uzun yıllardır yakından takip eden sinema otoriteleri, bu 25 dakikalık alkış süresinin festival tarihinde bir "rekor" olduğunu kaydetti. İtalyan basını da geniş yer ayırdığı haberlerde, "NAZA" belgeselinin elde ettiği bu başarının, geçen yıl festivalde dünya prömiyeri yapılan ve 24 dakika boyunca alkışlanan "Hind Receb'in Sesi (The Voice of Hind Rajab)" filminin rekorunu geride bıraktığını yazdı. Gösterim sonrasında salonda hazır bulunan yönetmen ve yapımcı ekibi, sinemaseverlerin yoğun ilgisiyle karşılaştı.
İsrail Ordusunun Karanlık Sırları ve "NAZA" Kısaltmasının Dehşet Verici Anlamı
Festivalin en dikkat çekici yapımı olan belgeselin adı, İsrail ordusunun operasyonel dilindeki karanlık bir askeri terimden geliyor. "NAZA", İsrail ordusu bünyesinde yürütülen askeri operasyonlarda "bir saldırıda ölmesi öngörülen siviller" için kullanılan resmi bir kısaltma olarak biliniyor. Belgesel, bu soğuk askeri terminolojinin arkasındaki insani trajediyi ve sistematik yıkımı doğrudan faillerin anlatımlarıyla ortaya koyuyor.
Yapımda, Gazzelilerin sığınak olarak kullandığı sivil yerleşim alanlarının kasten kundaklanmasına ve insani yardım amacıyla gerçekleştirilen gıda dağıtımları sırasında sivillerin hedef alınarak öldürülmesine doğrudan şahitlik eden İsrail ordusu mensuplarının ifadelerine yer veriliyor. Daha da çarpıcı olanı, belgeselde konuşan eski askerlerin bir kısmının doğrudan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya bağlı çalışan gizli askeri istihbarat birimlerinde görev yapmış olması.
Güvenlik Önlemleri Altında Gerçekleşen Gizli Çekimler
Belgeselin yapım sürecinde, konuşan eski ordu mensuplarının ve istihbarat çalışanlarının can güvenliğini korumak amacıyla son derece sıkı ve sıra dışı güvenlik önlemleri uygulandı. İtirafçıların deşifre olmasını önlemek adına çekimlerin bir kısmı Tel Aviv'de, gece karanlığında binaların çatı katlarında gizlice gerçekleştirildi.
Bazı katılımcıların ise kimliklerinin açığa çıkmaması için ses tonları ve yüz görüntüleri ileri teknoloji yöntemlerle tamamen değiştirildi. Bu yüksek güvenlikli röportajlarda eski askerler, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde sivil halkı izlemek, fişlemek ve hedef almak için kullandığı "gizli sistem" ve yapay zeka destekli yöntemlerin detaylarını tüm çıplaklığıyla ifşa etti.
Yönetmen Yuval Abraham'dan Avrupa ve İsrail'e Sert Eleştiriler
Filmin gösterimi öncesinde basına açıklamalarda bulunan belgeselin yönetmenlerinden Yuval Abraham, Avrupa'nın ve özellikle İtalya'nın takındığı siyasi tutumu sert sözlerle eleştirdi. Filmin İtalya'da dağıtım hakkına sahip olmasının hayati bir önem taşıdığını vurgulayan Abraham, şu ifadeleri kullandı:
"İtalya'da bu filmin dağıtılması çok önemli çünkü hepimizin bildiği gibi burası, Almanya ile beraber, Avrupa'da İsrail'e karşı yaptırımların uygulanmasını ve ABD ile İsrail arasındaki ticaret anlaşmasının sona ermesini engelleyen az sayıdaki ülkeden biri."
İsrail toplumundaki sansür ve kabullenmeme duvarına da dikkat çeken yönetmen Abraham, ülkesindeki inkar duvarının son derece kalın ve aşılmasının zor olduğunu belirtti. Abraham, bu belgeselin İsrail'de yaklaşan seçim hesaplarıyla hiçbir ilgisinin olmadığını, doğrudan katledilen Filistinli sivillerin hakikatini ve yaşadıkları trajediyi dünyaya duyurmayı amaçladığını sözlerine ekledi. Sinema dünyasının gözünü çevirdiği 83. Uluslararası Venedik Film Festivali, büyük ödül "Altın Aslan"ın sahibini bulacağı görkemli ödül töreniyle perdesini kapatacak.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!