Yunanistan'ın Tarihindeki Karanlık Sayfa: Mora'daki Türk Katliamları
Mora'da 1821'de yaşanan katliamlar, Yunanistan'ın homojen bir Hristiyan-Rum toplumu yaratma amacının parçası olarak sistematik bir soykırım niteliği taşıyor.
Yunanistan'ın bağımsızlık süreciyle birlikte, 1821 yılında Mora Yarımadası'nda meydana gelen ve Türk nüfusunu hedef alan katliamlar, tarihçiler tarafından 'sistematik bir soykırım' olarak nitelendiriliyor. Uzmanlara göre, bu katliamlar, homojen bir Hristiyan-Rum toplumu yaratma amacının bir parçasıydı ve Yunanistan bu tarihsel gerçeklikle modern dünyanın gözleri önünde yüzleşmeli.
Bağımsızlık Sürecinde Katliamlar
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Fuat Örenç ve diğer akademisyenler, Yunanistan'ın Osmanlı Devleti'nden bağımsızlığını kazandığı dönemde Türkler aleyhine yürütülen sistematik politikaları ele alıyor. Örenç, Yunanistan'ın bağımsızlığını ilan ettiği 1830 yılından bu yana Türk düşmanlığını milli kimliğin bir parçası olarak kullandığını belirtiyor.
Örenç, Yunanların 'Megali Idea' olarak bilinen yayılmacı siyasetinin, Türk topraklarını hedef aldığını ve bu politikanın Yunanistan'ın kuruluş sürecinde önemli bir yer tuttuğunu ifade ediyor.
Mora Yarımadası'nda Yaşananlar
Mora Yarımadası'nda özellikle Tripoliçe bölgesinde 5 Ekim 1821'de gerçekleşen katliamlar, tarihte eşine az rastlanır bir vahşet örneği olarak tanımlanıyor. Örenç, burada on binlerce Türk'ün katledildiğini ve Türklerin izlerinin Mora'dan silindiğini vurguluyor. Tripoliçe Kalesi'ne sığınan Türk ve Müslümanlar, Rum isyancı çeteler tarafından kuşatılmış ve teslim olmalarına rağmen katledilmişlerdir.
Tarihsel ve Hukuki Boyut
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, bu katliamların uluslararası hukuk açısından bir soykırım olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Gözügüzelli, sistematik saldırıların düzenlenmiş olmasının insanlığa karşı suç teşkil ettiğini vurguluyor.
Gözügüzelli, 'Megali İdea' düşüncesi çerçevesinde Türk nüfusunun yok edilmesinin, homojen bir Hristiyan-Rum toplumu yaratma amacına hizmet ettiğini ifade ediyor.
Avrupalı Güçlerin Rolü
Bu dönemde Avrupalı güçlerin 'Filhelenizm' akımı çerçevesinde Rum isyancıları desteklediği, Batı'nın katliamları sansürlediği ve basında yer vermediği belirtiliyor. Bu durum, Yunanistan'ın tarihindeki bu karanlık sayfanın üzerinin örtülmesine neden olmuştur.
Tarihçilerin Tanıklıkları
Dönemin tanıklıkları, Yunan isyanı liderlerinden Theodoros Kolokotronis ve İngiliz tarihçi William St. Clair'in anlatımlarıyla bu vahşetin boyutlarını ortaya koyuyor. Kolokotronis, anılarında, Yunan askerlerinin kadın, çocuk ve erkekleri katlettiğini yazarken, St. Clair, 10 binden fazla Türk'ün öldürüldüğünü ve sistematik işkencelerden geçtiğini belirtiyor.
Gelecekteki Olası Gelişmeler
Uzmanlar, Yunanistan'ın bu tarihsel gerçeklikle yüzleşmesi ve özür dilemesi gerektiğini savunuyor. Bu yüzleşme, Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileşmesine katkıda bulunabilir. Tarihin karanlık sayfalarının aydınlatılması, modern dünyada barış ve uzlaşı için önemli bir adım olacaktır.
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!